İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: 47 Ronin

Sinekritik: 47 Ronin


47 roninYaşanmış hikayelerden, ülkelerin efsanelerinden yola çıkılarak film çekilmesi moda oldu: Japon halk efsanesi 47 Ronin daha önce sinemaya defalarca uyarlanmış olsa da bu filmle birlikte ilk kez Hollywood tarafından anlatılmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Filmin başrollerinde ise Keanu Reeves, Hiroyuki Sanada ve Kô Shibasaki yer alıyor; Carl Rinsch’in yönetmen koltuğunda oturduğu filmin senaryosunu Hossein Amini ve Chris Morgan beraber kaleme aldılar. Bu filmi izledikten sonra bir Türk olarak insan şunu soruyor kendi kendine: tarihi mükemmel ve efsane olaylarla dolu olan, örneğin ergenekon’a sahip bir millet olarak neden bunları sinemaya aktarıp dünyanın ağzı açık bir şekilde izlemesini sağlamıyoruz!?

“Ronin” Japon kültüründe efendisiz kalmış samuray savaşçılarına verilen isim. Filmin konusuna gelince; Ana karakter melez Kai (Keanu Reeves) terkedilmiş bir bebekken, bambu ormanının tinsel varlıkları Tengu Keşişleri tarafından savaşçı olarak yetiştiriliyor. Şeytani bir çok öğretiyi öğrenmek zorunda kalıyor fakat sonunda dayanamayıp kaçmak zorunda kalıyor. 13 yaşında Ako bölgesinin derebeyi Lord Asano tarafından bulunup himayesine giriyor. Lord Asano’nın himayesinde huzurlu bir hayat süren Ako halkı ve onların koruyucu savaşçıları olan samurayların düzeni, İmparator Shogun Tsunayoshi’nin Lord Kira eşliğinde ülkeye gerçekleştirdiği ziyaret ile alt üst olacaktır. Zira Kira’nın Asano için hain planları vardır. Diğer yandan melez Kai, Lord Asano’nın kızı Mika’yı imkansız ve tutkulu bir aşk ile sevmektedir. Ama Kira’nın planlarında hem Ako’yu hem Mika ele geçirmek vardır. Ve o güne dek melez olduğu için diğerler samuraylarca aşağılanan Kai, Asano ölünce birer Ronin‘e (efendisiz samuray) dönüşen savaşçıların intikam alması için onlara liderlik ediyor.

Öncelikle filmin dili ingilizce; Japonca çekilmesi, onurlu samuray savaşçılarına da saygılı bir davranış olurdu! Bazı sahnelerde karakterlerin japonca konuşup tekrar ingilizce konuşmaya başlaması komik olmuş bu yüzden! Japon tarihinde önemli bir yer tutan ve her yıl anılan 47 Ronin için tamamen ticari kaygı güdülerek böyle bir karar alınması hem yanlış olmuş hem de anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi tam olarak veremeyip amacına yeterince ulaşamamasını sağlamış. 18. yüzyıl sonunda gerçekleşmiş bir olaya fantastik öğeler katılması sinemasal açıdan belki de doğru bir karar. Ama yakın bir zaman öncesine ait bu şekilde bir tasvir izleyici açısından inandırıcı bulundu mu; bilemiyorum: Buda rahiplerinin, bir ormanda şeytani güçlere sahip bir şekilde yansıtılması, ejderhaya dönüşen kadın, cadı vs gibi fantastik öğeler efsanenin değişken yapısı sonucunda ortaya çıkar şeyler olarak göze çarpıyor. Teknolojinin getirdiği imkanlarla çekilen bu fantastik sahneler zamanın ruhunu ve heyecanını da tam olarak ekrana yansıtılmasını engellemiş. Güzel bir konuyu, bol aksiyon ve saçma dövüş sahnelerine boğmuşlar: samuray‘ları herkes kılıç ustası olarak bilir ve kılıçla yapılan savaşlar çok vasat kalmış. Ayrıca yönetmenin ilk uzun metraj filmine 225 milyon dolar para yatıran yapımcıları kutlamak gerek! Baya cesaretliler! Yönetmen; kurgu ve senaryonun verdiği acizlikten olsa gerek bir çok sahnede geçiştirmeler yapmak zorunda kalmıl: Kai’nin Hollanda’dan kaçırılması gibi… Çok hızlı bir geçiş! Japon kültürü ve mitleri sinema sektörünün ve araştırmacıların çoğu zaman dikkatini cezbetmiş ve odak noktası olmayı başarmıştır. Kamera karşısında çoğu kez konu olarak ele alınan bu tez, bazı zaman hayal kırıklığı yaratmış ve bazı zaman da şaha kalkmıştır. 47 Ronin filmi işte tam bu noktada kötünün iyisi olarak karşımıza çıkıyor; Keanu Reeyes’in oyunculuğunu çok beğenmedim: artık bir mermer gibi hareket ediyor. Duygu yok! Hiroyuki Sanada ise gerçekten müthiş bir karakter oyuncusu! Yine oyunculuğunu döktürmüş diyebilirim; usta bir aktör olarak yoluna devam ediyor.

Şaşalı bir şekilde gösterilen fragmanlar ve reklam kampanyaları filmi göklere çıkarmış gibi görünse de aslında dört dörtlük olmadığı izlendikten sonra çok iyi anlaşılıyor. Filmde kopukluklar had safhada ve geçişler çok hızlı olmuş doğrusu. Bazı karakterlerin çok daha fazla göz önünde olması gerekirken geri planda kaldığı apaçık belli oluyor (özellikle limandaki iskelet dövmeli adam – ki resmi afişlerde yer alan karakterleri filmde göremedik). Samuraylar ve ardından Roninler, mitolojik yaratıklar görsel sekanslar filme tad tuz veriyor doğrusu ve seyir zevki de artıyor böylelikle.

Uyum, saygı, saflık, sükunet ve onur! Samurayların bu 4 kuralı filmin kabuğunu oluşturuyor. Filmin sonunda zaten bunun örneğini görüyorsunuz ve Samuraylara tekrar saygı duyuyorsunuz. Japon kültürünün yanında inancının bir eseri olan Reenkarnasyon inancının sonucu olarak; anlatılmak istenen aşk hikayesinin sonu filmin bitiş cümleleri de bu inanca bağlı olarak sonlandırılmış.

İyi seyirler.

Yorum Yap