İlginizi Çekebilir
Sinekritik: Mekanik
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Leylekler

Sinekritik: Leylekler

leylekler1

Çocukları leyleklerin getirmesi hikayesi çok eskiye dayanıyor aslında; bir batıl inanç diyebiliriz. Kökeni Kuzey Avrupa’ya hatta mitolojileri ile ünlü İskandinavya’ya kadar giden bu hikaye hakkında yakın zamana kadar doğumlar evde yapıldığı için annelerin çocuklarına yeni bebeklerin nasıl geldiğini “izah etmeleri” açısından anlaşılır görülebilir. Fakat günümüzde her şey artık hastanelerde oluyor. Artık “leyleğin” işi ne? Tam bitti, unutuldu derken ortaya “leylekler” adlı bir animasyon çıkıyor. Yönetmen kadrosunda Nicholas Stoller, Doug Sweetland ikilisinin yer aldığı yapımı sinemada izledim. Bu yılın en “içten” yapımlarından biri olabilir fakat beklenen gişe gelirini de elde edemediğini belirteyim. Fakat yine de “genç” çocuklar için tehlikeli sahnelerin olduğunu da söyleyeyim.

Leylekler Sinekritik

Leylekler animasyon filminin konusuna gelince; Tarihin en eski devirlerinden beri yeni doğmuş bebekleri ailelerine teslim etme görevini üstlenmiş olan leylekler, artık bebek dağıtımını bırakmış ve ticari kaygılarla iş yapmaya, bir dağıtım şirketi işletmeye başlamıştır. Yani leylekler insanlara kargo götürmektedir. Şirketin en iyi çalışanların biri olan Junior adlı leylek, bir gün yanlışlıkla “Bebek Yapma Makinesi”ni çalıştırır ve sevimli bir bebek dünyaya gelir. Bu izinsiz bebeği patronu keşfetmeden önce ona bir aile bulması gerekmektedir ve Junior ile şirkette çalışan tek insan olan Tulip, bebekle birlikte heyecan dolu bir yolculuğa çıkarlar.

Çocukları leyleklerin getirdiği hikayesi nereden geliyor?

Leyleklerin çocukları bacadan bırakması hikayesi çok eskiye dayanan bir hikaye; evde doğan yeni bebeklerin varlığını evin diğer çocuğuna anlatmak için kullanılan bir yöntem. Aslında anlaşılabilir bir yöntem… Bunun yanında göçmen kuşlardan olan leylek, yaşam tarzı ile insanların daima ilgisini çekmiştir. Kuşlara göre uzun sayılabilecek yetmiş yıllık ömürlerinde her sene aynı yuvaya dönmeleri, insanlara yakın olarak evlerin bacalarında yuva yapmaları, tek eşli yaşamları, yavrularını yuvada uzun süre itinayla beslemeleri, genç yetişkin leyleklerin ailenin dermansız yaşlı bireyleri ile ilgilenmeleri, onlara yiyecek temin etmeleri ve korumaları insanlarda saygı uyandırmıştır. Kuzey Avrupa’da yüzyıllar boyunca popüler olan bu hikayenin Avrupa’nın diğer yörelerine ve dünyaya yayılması on dokuzuncu yüzyılda Danimarkalı ünlü masal yazan Hans Christian Andersen’in yazdığı masallar sayesinde gerçekleşmiştir.

Filmde tam olarak bu hikayeden beslenen bir senaryoya sahip fakat bir farkla: bu hikayenin “gerçekte” olduğunu, günümüzde ise artık “kargo” işiyle ilgilendiklerini ve ticarete atıldıkları varsayımıyla hareket ediyorlar. Drone yerine leylekler! Aslında çok “ütopik” bir fikir olsa da eğlenceli olduğu da kesin. Universal yapımı filmin görselliği çok başarılı ve Türkçe dublajının da iyi olduğunu belirteyim. Filmde özellikle kurtların yaptıkları hareketlere bayıldım! Bir ara Türklerin en önemli destanlarından biri olan “Ergenekon destanına” göndermede mi bulunuyorlar acaba diye düşünmedim değil!

İnsanların söyledikleri en saçma yalanlardan birinden yola çıkılarak modern dünyaya küçük eleştiriler getiren sıcak, eğlenceli bir animasyon olan yapım yer yer güzen göndermeler içermesine rağmen son tahlilde “yalana geri dönmesi” ve aileyi kör göze parmak batar şekilde kutsaması değerini baya düşürüyor. Bunun yanında final bölümündeki sahnede fotoğraf çekilen telefonun arka kısmındaki renklerin LGBTİ renklerinden oluşması, kız-kıza, erkek-erkeğe ilişkisi olanların bile “leylekler tarafından getirilen bebeklere” sahip olması, çocuk izleyiciler açısından sıkıntılı olabilir.

İyi izlemeler.

Yorum Yap