İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Zor Ölüm 5 – Ölmek için güzel bir gün

Sinekritik: Zor Ölüm 5 – Ölmek için güzel bir gün


zor ölüm 5Basit bir polisken azılı bir terörist avcısı haline gelen ve sürekli başını belaya sokma konusunda en az ‘ölmeme’ huyu kadar başarılı olan John McClane‘in ilk filminden bu yana tam tamına 25 yıl geçti. Karaktere can veren Bruce Willis ise neredeyse 60 larına gelmiş ünlü bir hollywood oyuncusu olarak hala bir çok kazadan, savaştan bazen yara bere içinde tertemiz bazen kel kafasından aşağıya akan kırmızı boya ile çıkıyor karşımıza… Ve bu filmde yanında çok tanıdık bir isim var: oğul McClane!

1 saat 40 dk süren filmin senaryosu toplasan 25 sayfa etmez herhalde; aksiyonsuz sahnelerin toplamda 20 dk bile tutmayacağı sürekli hareket halinde olduğumuz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız bir film çıkmış ortaya. ‘Zor Ölüm‘ ve ‘Ölmek için güzel bir gün‘ cümleleri yüzünden insan bir ölüm bekliyor; özellikle baş karakter için ama yine hüsran ile çıkıyoruz sinema salonundan. ( Filmin sonunu söyledim, rica ederim. ) Avrupa’nın bir kaç şehrinde çekilen film sahneleri, özellikle benim gibi Doğu karadenizli olanların yabancı olmayacağı ‘Çernobil’ faciasının yaşandığı mekanlarda son buluyor.

Nükleer güç her zaman büyük devletler arasında sorun olmuştur ve bu konuyu işleyen senaryoların yer aldığı bir çok film çekildi, çekilmeye de devam edecektir. Bu filmde bu açıdan bakarsak eğer; Bruce Willis sonrası ortamı oluşturmak adına bir bayrak değişiminin yaşandığını söyleyebileceğimiz bu filmde Jack McClane’yi canlandıran Jai Courtney bu görevinin altından çıkmayı başardı da diyebiliriz; çünkü hem fizik olarak hem de hareketler olarak filmi kaldırabilecek güç de bir oyunculuğa sahip. Belki de Bruce’nin o ‘Nike’ logosunu andıran sırıtışını ve ince esprilerini özleyeceğiz ama bundan sonra ki filmler için senaryo altyapısı açısından ‘bir kurtarıcı oğul’ iyi bir seçimdi her şeye rağmen.

Film; oğlundan uzun zamandır haber alamayan emekli bir polisin bir an da kendini Rusya topraklarında bulmasıyla başlıyor. Oğul ise CİA tarafından verilen görev nedeniyle 3 yıldır amansız bir görevdedir ve bu görevini bitirmek için tüm profesyonelliği yerine getirmeye çalışmaktadır. Baba McClane’nin gelişi ile ‘başını belaya sokmak’ kurgusu yine ortaya çıkıyor ve ikili kendini nükleer bir krizin eşiğinde buluyor. Polislerden, devletler arası konuşmalardan ve daha bir çok şeyden kendini izole eden bir senaryo ile iki tarafın savaşını izliyoruz. Senaryoda ki espriler ve karşılıklı konuşmalar çok güzel olsa da kurgu açısından sıradan bir senaryonun olması filmin eksilerinden biri. Bir diğeri de takip sahneleri… Kamera çekimleri çok kötüydü diyebiliriz.

Aksiyon filmlerini sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken filmlerden biri; aksiyon isteğinizi yeterince karşılayacak güçte bir film olmuş ama artık insan bir yerden sonra ‘bruce willis artık öl, bak gün de güzelmiş?’ diyesi geliyor.

Benim puanım 10 üzerinden 7.

Bu arada hala ısrarcıyım: Bruce Willis Nike firmasının bana göre reklam yüzü olmalı…

İyi seyirler.

Yorum Yap