İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Yarının Sınırında

Sinekritik: Yarının Sınırında

yarinin-sinirinda

yarinin-sinirindaTom Cruise sanırım ölümsüzlüğün yolunu buldu! Oblivion filminde rüyalar etkisinde kalan Jack karakterini canlandırmıştı ve aynı bedende olduğunu hissettiği ama farklı bedenlerde uyandığını sonradan fark ettiği bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Bir nevi hiç ölmüyordu! Bu filmde de benzer bir durum söz konusu ama filmin başkarakteri Bill Cage rolü için ilk düşünülen oyuncu Brad Pitt olsa da daha sonra bu tip ölüp tekrar canlanmalara yabancı olmayan Tom Cruise ile anlaşılmış. Tom Cruise, Oblivion’ın çekimleri bittikten bir hafta sonra bu filmin ön hazırlık çalışmalarına başlamış. Yarının Sınırında Japon yazar Hiroshi Sakurazaka‘nın ‘All You Need is Kill’ adlı kısa romanından beyazperdeye uyarlandı; konu olarak tipik uzaylı-dünyalı savaşının içine ölüm ve öldükten sonra günün yeniden başlaması (aslında hollywood sinemasının geçmişinde buna benzer bir film daha var; 1993 yapımı komedi filmi Bugün Aslında Dündü adlı filmde aynı günü tekrarlamak ve hatalarını telafi etmek için ölüp zamanda geriye giden bir karakteri izlemiştik. Aynı fikri alıp bu sefer uzaylılarla savaşın ortasına attığınızda ortaya Yarının Sınırında çıkıyor!) baharatının eklenmesiyle oluşturulmuş ve Matrix, Yıldız Gemisi Askerleri, Avatar, Los Angeles Savaşı gibi türünün en iyilerinden esinlerin yer aldığı bir karışım olarak ortaya çıkmış diyebiliriz. Yine de güzel ve sürükleyici olduğunu söylemek mümkün; efektler, savaş sahneleri, aksiyon, oyunculuklar yerinde ama 3D ve senaryo yetersiz. Ve tabii ki bana göre en büyük eksiklik: Uzaylılar ve işgalleri detaylı anlatılmamış olması…

Film; uzaylıların dünyaya saldırması üzerine dünyadaki ordular birleşir ve uzaylılara karşı savaşmaya başlarlar. Bunun içinde yeni teknoloji bir silahı kullanacaklardır. Bill Cage, hiç savaşmamış tecrübesiz bir kumandandır; görevi ise ‘savaşı halka’ pazarlamasıdır: fakat ordunun komutanı tarafından savaşın merkezine gönderilmek üzere emir verilir. Her ne kadar kabul etmese de; savaşa gitmek zorunda kalır ve uzaylı organizmalar olan mimiklerden birini ‘yanlış bir hamle ile’ ile öldürdükten hemen sonra hayatını kaybeder fakat enterasan bir şekilde dirilip tekrar dünyaya gelir ve kendisini sürekli ölüp dirildiği bir zaman döngüsünün içinde bulur. Bu sayede sürekli aynı gün içerisinde dirilip geri dönerek her seferinde daha güçlü bir şekilde mücadele edecektir. Peki ya bu kez düşman bekliyorsa?

Yarının sınırında, Bilim-kurgu, aksiyon karışımı film veya oyun sevenler için gayet güzel bir yapım aslında. Bu zamana kadar izlediğimiz bir çok filmi, oynadığımız bir çok oyunu anımsatıyor. FPS tarzı oyunları oynayanlar bilirler; öldüğünüzde kaldığınız yerden oyuna devam etme şansınız var. İşte bu filmde de mimikler ile savaşırken hayatınızı kaybedip (Bir nevi oyunu kaybedip, bölümü baştan oynamak gibi) tekrar başa dönüyorsunuz: ama ölene kadar olan süreçte düşmanın nereden geleceğini vs biliyorsunuzdur! Cage karakteri; bu durumu avantaja dönüştürüp düşmanı yok etmek için kullanıyor. İlk başta kadere yapılan atıflar pek inandırıcı gelmedi: tamamen kontrol, zamanı kontrol etmekle alakalı. Kader diye bir şey yok yani. ( Acaba Tom Cruise’nun mensubu olduğu dini akım Scientology, bu konuda ne diyor? ) Kurgu bir kaç soru işareti dışında işleyiş bakımından gayet güzeldi: Keşke uzaylıları daha yakından tanısaydık fakat film Cage’nin gözünden anlatıldığı için pek detaya inemiyoruz belki de; zaten filmde Cage ve Rita karakteri dışında betimlenen bir karakter yok. Film, bu iki karakterin etrafında dönüyor. Bu tarz yapımları sevmeyen birisi rahatlıkla sıkılabilir bu durumdan; o yüzden izlemelerini pek önermem.

Tom Cruise canlandırdığı Cage karakterini hakiki bir anti-kahraman olarak nitelendirip ezik bir asker karakterini canlandırmanın kendisi için son derece keyifli bir tecrübe olduğunu belirtiyor ve ekliyor: ”Cage karakterini oynamak gerçekten eğlenceliydi. Orduda çalışmasına rağmen, aslen asker değil; savaşta bile yaptığı tek şey konuşan idarecilerin sözcüsü olmak. Kahramanlıkla uzaktan yakından ilgisi yok. Aslında, ona isteksiz bir kahraman bile denilemez; savaştan kaçmak için her şeyi söyleyebilecek bir korkak o. Ve şimdi bu kanlı muharebeyi tekrar tekrar yaşamak zorunda. Ne zaman uyansa, en büyük kabusu yeniden başlıyor.” Filmdeki önemli karakterlerden biri de savaşlardaki başarılarından dolayı kahraman olarak görülen ve medya tarafından ‘Verdun Meleği’ olarak anılan Rita. Emily Blunt’ın hayat verdiği Rita, başkarakter Cage’in zorlu savaşındaki en büyük yardımcısı, cesur bir kadın kahraman. Filmin yönetmeni Liman, güçlü kadın karakterlere ilgi duyduğunu ve şu ana kadar yaptığı filmlerdeki en güçlü kadının Rita olduğunu belirtiyor. Liman, Emily Blunt’ın da karakterine müthiş bir güç kattığını ve en az Rita kadar savaşçı olduğunu ekliyor. Filmin yapımcılarından Jeffrey Silver, filmin senaryosunu şu ana dek savaşla ilgili okuduğu en orijinal senaryo olduğunu dile getiriyor ve başkarakter Cage’in içerisinde bulunduğu zaman döngüsünü, aynı günü tekrar tekrar yaşamak zorunda olması fikrini çok sevdiğini belirtiyor. Filmin hikayesi Londra, Paris, Fransa sahilleri ve kırsalında hayat buluyor. Çekimler, Warner Bros.’un yakın zamanda yenilenen Leavesden Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Film aynı zamanda yenilenmiş stüdyoda çekilen ilk film olma özelliğine sahip.

Bilim kurgu hayranlarının kaçırmaması gereken bir film ama mükemmel değil: eksiklikleri olan bir film. Belki zaman, belki bütçe, belki de senaryodaki eksiklik nedeniyle bunlar oldu ama film kadrosunun yapılan işten tatmin olduklarını açıklamalarından görüyoruz. Evde ailecek izlenebilecek, 3D seçeneğinin çok gereksiz olduğunu düşündüğüm, bir çok filmden esinlenerek çekilmiş, baş karakterlerin iyi bir oyunculuk sergilediği bir yapım olmuş Yarının Sınırında… Filmin sonunda ki soundtrack (john newman- love me again) da çok iyi olmuş; mutlaka dinleyin ama müptelası olmayın. 🙂

Benim puanım 10 üzerinden 6,5.
İyi seyirler…

Yorum Yap