İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Sil Baştan

Sinekritik: Sil Baştan

Öncelikle filmin resimi hakkında yazmak istiyorum nedense: filmi izlerken de göreceksiniz. çok sıradışı bir resim değil mi? O an insan düşüncelere dalıyor; kırık buz, birbirini seven iki insan… Filmi durdurup düşüncelere daldım, o an onların yerinde olmak isterdim: tabii ki sevdiğimle!

Filmi daha önce izlemiştim ama aklımda hiç bir şey kalmamış; bunun nedeni ise ilk izlediğimde hiç dikkatli izlemeyişim olabilir! Çünkü film çok sıradışı, kurgusuyla ve çekim yöntemi ile bir çok filmden ayrılıyor; alışılmışın dışında bir film.

Filmin konusu ise; Joel Barish (Jim Carrey)’in eski sevgilisi Clementine (Kate Winslet) yaşadıkları iki yıllık ilişkiye dair tüm anılarını gizemli tıbbi bir müdahale ile kafasından sildirir. Bunu öğrenen Joel çok üzülür ve aynı prosedürü kendi üzerinde uygulatmaya karar verir. Bütün anılarını sildirmek için derin uykuya yattığında, gözlerinin önünden Clementine ile yaşadığı günler geçer. Joel aslında Clementine’i unutmak istemediğini anlar ve müdahaleyi durdurmak için çabalar.

Filmin içinde en önemli insani duygu: aşk. Fakat bu aşkı yaşarken; keşkeler, pişmanlıklar, cesaretsizlik gibi duygularda sırayla işleniyor. Film içinde bir an farklı yerde, bir an daha farklı yerde buluyorsunuz kendinizi… Hepsinde de bir başka duyguyu sorguluyorsunuz: cesaret edemediğinden dolayı aklındaki sildiren iki genç… beyindeki fırtınalar içinde pişmanlık sonucu geri dönüş çabası… Ve en sonunda ” keşke ” yapmasaydık ironiği…

Jim Carrey‘i ağlarken hiç izlemedim sanırım, onu bu film sayesinde görmüş olduk. Ayrıca komedi filmleri dışında da başarıyla oynayabileceği gördük: bu arada filmin İMDB listesinde ilk 100 de olduğunu söylemek isterim; tam sırasını siz bakarsınız. 🙂

Filmin oyuncu kadrosu muhteşem, Kate Winslet i zaten özellikle titanic filminden hatırlayanınız çoktur: bu filmde Jim Carrey’e başrolde yardımcı oluyor ve çılgın bir kadını oynuyor. Ayrıca yüzüklerin efendisi filminden Frodo Elijah Wood bu filmde umutsuz bir aşığı oynarken, onu böyle sevimsiz bir karakter oynarken görmek gülümsetiyor beni. Özellikle örümcek adam serisinden tanıdığımız Kirsten Dunst da patronuna aşık olan ve hafızasını sildirip sildirip tekrar başa dönen genç bir kadını oynuyor.

Film dediğim gibi aşk teması üzerine kurulu; gerçekten aşık olanların birbirlerini asla unutmayacakları ve gerekirse zihinlerinde bile birlikte olacaklarını anlatıyor. Bunu Kirsten Dunst’un oynadığı rolden de çok iyi anlıyoruz aslında: zihnini silmesine rağmen sürekli aynı kişiye aşık oluyor. Burada arka planda ” kaderinden kaçamazsın ” mantığını da görüyoruz. Kaderi değiştirebiliyoruz ama kaderimizde yazan kişiyi yine bir şekilde buluyoruz; kaderin cilvesi işte!

Filmi izlerken kendinizle yüzleşebilirsiniz; çünkü her insan bazı anılarından kurtulmak ister. Ama bir şekilde o anıyı hatırlatacak bir şey karşısına çıkar; istese de istemese de. Kendi içsel çatışmamıza işte bu yönden bakmak isteyen yönetmen, teknolojiyi olaya iyi entegre etmiş. acaba zihinden bu şekilde bir şeyler silmek mümkün mü? Basit bir mantıkla hareket ediyordu aslında filmde doktorlar; orası da çok ilgimi çekti.

Bu film konusunda söylenecek tek şey aslında: psikolojik filmlerdeki algı olayının kişiden kişiye değişir olması. Çünkü filmi izlerken bir sahneyi kaçırırsanız olaydan kopabilirsiniz; 10 puan verecekken 1 puan verir durumda bulabilirsiniz kendinizi.

Özgün konusu, alışılmışın dışında bir çekim tarzı, mükemmel oyunculuk: sil baştan.

10 üzerinden 8,5’u hakediyor be dostum! iyi seyirler.

ve fragman:

<

p style=”text-align: center;”>{dailymotion}xa0tv0{/dailymotion}

Yorum Yap