1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: X-Men Geçmiş Günler Gelecek

Sinekritik: X-Men Geçmiş Günler Gelecek

x-men-gecmis-gunler-gelecek

x-men-gecmis-gunler-gelecek2000 yılından sonra hayatımıza bu sefer sinema perdesi ile hızlı bir giriş yapan Marvel karakterlerinin yeni filmleri peşi sıra gösterime girmeye devam ediyor. Aksiyon dolu çizgi roman filmlerinin son dönemde sinemaya aktarılanlarının sayısını dahi unuttuk; ki bu janr, kısa vadede son bulmayacak gibi de gözüküyor. Marvel karakterleri içerisinde en çok karakterin bir arada olduğu filmlerden biri de: X-Men. Serinin bu filmi, X-Men 3’ten sonrasını anlatıyor. Bryan Singer’ın yönettiği filmin yıldızlarla dolu kadrosunda Hugh Jackman, Jennifer Lawrence, Ian McKellen, Michael Fassbender ve Anna Paquin gibi isimler öne çıkıyor.

Süper kahramanlar ekibi X-Men, soylarının tükenmemesi için zamanda yolculuk yapmak zorundadır zira gelecekte kamplara hapsedilmiş durumdadırlar. Sentinel’ler tarafından avlanıp öldürüldükleri için de nesilleri tükenmenin eşiğine gelmiştir. Mutantların soyunu kurtarabilmek için iki ezeli düşman Magneto ve Charles Xavier güçlerini birleştirirler. Wolverine (Hugh Jackman), kendi kendini iyileştirebildiği için zamanda yolculuğun onda yol açabileceği yan etkiler yok olacaktır. Bu yüzden Wolverine’i Kitty Pryde’ın da yardımıyla geçmişe gönderirler; böylelikle gelecekteki düşmanları olan Trask Industries’in deneyler sonucu ürettiği Sentinel’lerin yapım aşamasına engel olacaklardır. Amaç, dünyadaki tüm canlı türlerinin geleceğine yön veren önemli bir tarihi olayı engellemektir. Kahramanlarımız, gençlik günlerindeki halleriyle omuz omuza çarpışmak, hem geçmişte hem de günümüzde büyük bir mücadele vermek zorundadır. Acaba bu konuda başarılı olabilecekler midir?

X-Men Geçmiş Günler Gelecek’in kısaca özeti bu şekilde: filmin ana kurgusu ise kuantım teorisi üzerine kurgulanmış; peki kuantum teorisi nedir? Kuantum teorisi, enerjinin devamlı olmadığını ve seviyelere sahip olduğunu, bu seviyelerin küçük kademeler halinde değişebileceğini matematik ifadelerle açıklar. Mesela; bir atomda elektronların çekirdek etrafında kendi yörüngelerindeki hareketleri, siyah cismin küçük miktarlar hâlinde ısı yayması (Max Planck’ın siyah cismin radyasyonunu buluşu), fotonun elektromanyetik radyasyonu (Bohr teorisi), fotoelektrik olayı, atom spektrumu (tayfı) kuvantum teorisi ile izah edilebilir. Bu konuda bir çok bilimsel çalışmanın yapıldığını da biliyoruz: fakat doğruluğu tartışılır mı? Bilim dünyası hala bunu tartışa dursun: zamanda geriye gidip, bir zaman dalga yaratım ile geleceği değiştirebilme olayı filmin temelini oluşturuyor. Marvel’ın bu kez zamanda yolculuk eden süper kahramanlarının hikayesi için bazı filmlerden ilham alınmış. Yapımcı Simon Kinberg’in temel ilham kaynaklarının Terminator, Back to the Future ve Looper gibi filmler olduğunu söylediğini de eklemek gerek… Çizgi romanın aslı olan Days of Future Past de aslında geçmişe gönderilen Wolverine değil, Shadowcat: bunu çizgi romandan haberi olmayanlar için eklemek gerek. X-men serisinin de “First Class” ve “Days of Future Past” ile yeni bir viraja girdiğini de söylemek gerek.

Bu kadar kalabalık kadroya ve bu kadar kalabalık süper-kahramanlara rağmen her şey inanılmaz dengeli tutulmuştu. konu o kadar etkileyici ki The Wolverine filminin “end of credits” sahnesinde Magneto ve Xavier’ın “yardımına ihtiyacımız var.” demeleri her şeyi gösteriyordu aslında: filmdeki düşmanlar ise hakikaten çok güçlü. Mystique, X-men karakterleri içinde her zaman farklı ve enteresan bulduğum bir karakterdir. Serinin diğer bölümlerinde bu kadar popüler değildi ve Magneto ile Xavier için bu kadar önem arz ettiğini bilmiyorduk ama çizgi romanın işleyişi açısından sıranın ona geldiğini gördük ve serinin bu filmi için kilit durumda iken son dönemde çıplak fotoğraflarıyla gündemden düşmeyen Jennifer Lawrence tarafından başarılı bir şekilde ekrana yansıtıldı. Filmin sonu inanılmazdı; sürprizi bozmayayım ama Mystique’nin oyunculuğu ve serinin bu filmi için arz ettiği önem açısından: güzel bir sürpriz ile bittiğini söylemem gerek. Serinin bir sonraki filmi olan Apocalypse da çok iyi olacağa benziyor ve zaten son sahneyi izleyince bunu anlayacaksınız. Filmdeki zaman yolculuğuysa, serinin diğer filmlerindeki kimi karakterlerin geri dönmesini de sağlamış oldu: özellikle sevilen fakat öldüğü için üzülen sinema hayranlarının bu geriye dönüşe çok sevineceğine eminim.

X-Men serisi bugüne kadar genellikle hep mutantlar ve insanlar arasındaki karmaşık ilişkiyi gerçek dünyadaki sosyo-politik problemlere gönderme yapmak için kullandı. Efsanevi çizgi roman ve 2000 yılından beri devam eden film serisi, mutantların etkileyici süper güçlerini kullandıkları heyecanlı aksiyon sahnelerinin arasına ırkçılık, eş cinsel hakları ve soykırım gibi ciddi meseleleri de sokuşturmayı ihmal etmemişti. X-Men Geçmiş Günler Gelecek ile artık kendi özüne dönmeye çalıştığını söylemek mümkün; yine de 70’li yıllara yapılan yolculuk sonrası, Kennedy suikasti ile Vietnam savaşı sonrası yaşananları da hatırlatması açısından eskiyi andıran sahnelerde vardı ama bunların hepsi tadında kaldı.

Bence de serinin en güzel ve en anlamlı, senaryosunun içinin düşünülerek doldurulduğu bir film olmuş X-Men Geçmiş Günler Gelecek. Beklentilerin üstünde olması, serinin devamı açısından beklentileri de artırdı diyebilirim: bilgisayar efektlerinin yine çok iyi olduğu filmde, her karakterin oyunculuklarını en üst düzeyde oynadıklarını da söylemek mümkün. Serinin takipçileri ve bilim kurgu hayranlarının izlemesi gereken bir film. Acaba Wolwerine ne zaman emekli olacak?

İyi seyirler.

Yorum Yap