İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Barfi – Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur

Sinekritik: Barfi – Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur

Sinekritik: Barfi – Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur
1

barfi.jpg3 İdiots filmi tadında ve hatta belki de o filmden bile daha çok sizleri etkileyecek olan – özellikle aşıkları – bir film izlemek ister misiniz? işte size mükemmel bir öneri: Barfi! 3 İdiots filminden sonra Hint sinemasının bilinirliği artsa da özellikle tarihte Avare filmi ile de hint sineması adını duyurmuştu. Fakat son zamanlarda ardı ardına çekilen filmler, özgün senaryolar ve onlara ekleme yapılan hint müzikleri ile dansları neticesinde şuan sorsak bir çok kişi hint sinemasından bir çok filmi örnek olarak sayabilir. Bunda hem filmlerin çok içten ve samimi olması ile çok güzel noktalara değinmesi hem de oyuncuların çok başarılı olmalarının yanında yakışıklı/güzel olmaları da bir etken diyebiliriz.

Barfi filminden bahsetmeden önce; oyuncu kadrosundan bahsetmek istiyorum: Filmin başrol oyuncusu Ranbir Kapoor; 1951 yılında çekilen ve özellikle de müzikleriyle unutulmazlar arasına giren ‘Avare’ filminin yapımcısı ve de oyuncularından biri olan Raj Kopoor’un torunudur. Aileden gelen bu yeteneği filme çok güzel yansıtmış ve oyunculuğu ile göz doldurdu diyebiliriz. Hiç konuşmadan bu kadar başarılı bir oyunculuk sergilemek kolay iş değil: onu izlerken avare filmindeki büyük dedesi geldi aklıma bir de Charlie Chaplin! Evet yanlış duymadınız; başrol oyuncusunun sessiz sinema türünde komedi unsurlarını sizleri kahkaha attıracak seviyede başarılı kullanması mükemmel bir oyunculuğun sonucu olsa gerek. Barfi duyma ve konuşma özürlü olmasına rağmen hayat dolu, sevecen, neşeli, çok pozitif bir kişilik. Onu izlerken tüm negatif duygularınız üstünüzden kayboluyor yerini pozitif duygular sarıyor resmen. Bunu izlerken yüreğinizin derinliklerinde hissedeceksiniz.  İşitmemesi veya konuşamaması onun hayatında çok da kısıtlayıcı bir hal almıyor ve kendince her şeyin üstesinden gelebilmesini çok iyi başarıyor. Bunda en büyük etken kalbinde taşıdığı insan sevgisi, şefkati, merhameti ve zekası oluyor.. Aldığı basit önlemleri görünce ise siz de aklına hayran kalacaksınız. Eminim oyuncunun bu başarısından sonra diğer filmlerini de izlemek isteyeceksinizdir! Ona eşlik eden Ileana D’Cruz ise gerçekten çok güzel bir oyuncu ve bu güzelliğiyle onu sinema da uzun süre daha göreceğiz. Sengupta karakteriyle karşımıza çıkan güzel oyuncu filmde karşısına mükemmel bir aşk çıkmasına rağmen aynı cesareti gösterip yanında kalamaması ve dünyevi nedenlerden dolayı başka biriyle evlenmesi konusunda başarılı bir oyunculuk sergiliyor.  Hint kadınının ne kadar güzel olduğunun örneği gibiydi ekranda. Oynadığı karakterin hakkını veriyor: Bazen ilk yapılması gerekeni en son yaptığımız zaman iş işten çoktan geçmiş olduğundan ne yaparsan yap bir faydasını da görmeyeceğini bilmeliyiz. Aşk bazen de kaybetmektir. O da cesaretsizliğin kaybını bu şekilde yaşıyor belki de. Priyanka Chopra ise Jhilmil karakteri ile karşımıza çıkıyor ve bir otizm hastasını oynuyor. Fakat normalde çok güzel ve çekici bir kadın olmasına rağmen otizm karakterinin altından başarıyla çıkıyor. Barfi’ye olan masum ve koşulsuz sevgisi önünde hastalığı bile duramıyor ve sürekli Barfi’yi takip ediyor. Onun Barfi ile olan anlarını izleyip görmelisiniz. Bunun dışındaki yardımcı karakterler de rollerini amatör bir ruhla başarıyla gerçekleştirdi diyebiliriz.

Filmin konusuna gelince: Küçük yaşta annesini kaybeden ( ki bu sahne 1920’lerin filmleri havasında güzel ve hızlı bir şekilde yansıtıldı ) ve babası tarafından yetiştirilen Barfi, sağır ve dilsiz olarak doğmuş; ancak hayat dolu ve son derece pozitif biri olarak büyümüştür. Aynı zamanda bir hayli haylaz bir genç olan Barfi’nin başı sık sık derde girmektedir. Polis peşindedir ve istem dışı farklı olayların içine çekilir: derdini de ne anlatabilir ne de yaşananları duyar. Çevresinde çok sevilen barfi yaşadığı şehre taşınan Shruti Ghosh isimli genç kadınla gördüğünde ise – ki ilk karşılaştıkları sahnede çok güleceksiniz eminim – daha önce hiç tatmadığı duygularla tanışmaya başlar. Barfi, 6 aydır nişanlı olan ve üç ay içerisinde başka biriyle evlenecek olan Shruti’ye ilk görüşte vurulur, Shruti de zamanla ona karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ancak ortada büyük bir sorun vardır. Shruti, ailesi ve çevresi tarafından büyük tepkilere maruz kalır. Ailesi, kızlarının ‘normal’ biriyle evlenmesini ve ‘normal’ bir hayat sürmesini istemektedir ve Annesi bu konuda onu sürekli uyarsa da kendi geçmişi de daha fazla ileri gitmesine izin vermez. Yıllar sonra yolları tekrar kesiştiğinde Barfi’nin kalbinde başka biri vardır; Shruti ve Barfi için artık seçim yapma zamanıdır… Mükemmel bir final sizleri beklemekte…

“Senin duymak istediğin kelimeleri söyleyemez.Sen de ona duymak istediklerini duyuramazsın.Aşkın dili bazı zamanlar sessizlikten ibarettir..” Film içerisinde aşkın esiri bu tip bir çok cümleler barındırsa da Barfi’nin sağır ve dilsiz olması yüzünden hep mimiklerle, başarılı sahnelerle filmi izliyor; konuyu playbackler yaparak anlatmaya çalışan yönetmeni takip ediyoruz. Son derece basit ve anlaşılır bir senaryoya sahip olması onu izlenilir kılmasının ötesinde içten ve samimi yapıyor ve ekrana kilitleniyorsunuz. Herkes izlediğinde kalbinden geçen en kötü cümleri onun için zaten sarf edecektir. Filmin her karesi farklı bir anlam ve güzellik barındırıyor. Renk kullanımı o kadar canlı ve doğru tutulmuş ki her renk gözünüze bu kadar mı güzeldi bu renk diye sorduruyor. Barfi’nin dolaştığı her mekanı muazzam görüntüler eşliğinde izlemek filme farklılık vermiş. Eşsiz hindistan manzarasının keyfini de süreceksiniz. En güzel sahne benim için Barfi’nin lamba oyunu sahnesiydi; ki bunu filmde bir çok kez yaptı ve Jhilmil ile sonlandırdı. Kim kaçabilir ki gerçek aşktan? Hint müziklerinin de filme çok güzel bir ahenk kattığını ve çok uyumlu ilerlediğini söylemem gerek.

Buna benzer imkansız aşk öyküsü filmlerini daha önce de gördüğümüz aşikar ama merkeze iki engelli insan yerleştirerek başarıyla uygulayan bir film Barfi. Hayran kalmamak, yer yer ağlamamak, çoğu zaman hiç bir söz olmamasına rağmen kahkahalar atmak ve hatta o yürek burkan finalinde gözyaşlarına boğulmamak zor. Şiddetle tavsiye ederim.

Bu arada not: Film, 85. Akademi Ödülleri’nde ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisinde Hindistan’ı temsil etmesi için seçilmiştir. Benim puanım 10 üzerinden 9. Çok etkiledi diyebilirim.

İzleyen herkese mutluluk saçması dileğiyle..

İyi seyirler.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

1986 Rize/Çayeli doğumlu. Öğrencilik hayatında bir çok kulüp organizasyonlarında, etkinliklerde ve sempozyumlarda yer aldı. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının yanında; bu blogu ile 2010 yılında Türkiye çapında yüzlerce katılımcının yer aldığı yarışmada 1. oldu. Kitap okumayı, araştırmayı ve yazmayı çok seviyor...

Yorum Yap