İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Taken 2 – İstanbul

Sinekritik: Taken 2 – İstanbul


taken 2Özgün bir senaryo ortaya çıkarmak her zaman kolay olmuyor, bu yüzden çoğu zaman hikayenin ‘zorlama’ bahaneleriyle ortaya çıkan senaryolar yazılıyor. Taken yani 96 saat adıyla iyi bir gişe başarısı elde ettikten sonra Luc Besson yapımcı koltuğunu bırakmayarak ilk filmdeki iskelet kadroyu koruyor ve yeni bir senaryo ile karşımıza çıkıyor: Eski CİA çalışanı Bryan Mills (Liam Neeson) ailesiyle Amerikan aile kültürünün bir örneği olarak Baba – Kız ve ayrılmış eski Karı – Koca ikilemi arasında hayatlarına devam ediyorlar ama birbirlerinden kopmuyorlar. ( Bu kadar iyi anlaşan bir ailede neden böyle sorunlar olur ki? ) Zorlama bir bahaneyle hikayenin geçeceği İstanbul’da tatile gidiyorlar ve tesadüfe bakın ki intikam almak isteyen Bryan’ın eski düşmanları da oraya geliyor. Kaçırılma serüveni tekrar başlıyor ama ilk filmde yem olan kız, bu sefer kurtarıcı rolünde. Bu gibi yeniliklerin dışında yine benzer aksiyon sahneleri ve durağan konuşma sahneleri ile ‘sıkıcı’ bir devam filmi olmaktan öteye gidemiyor.

Filmi izlemeden önce hakkında ‘Türkleri aşağılayıcı bir film’ yorumlarını okumuştum forumlarda, bunu tasdik edecek sahneler göremedim. Çünkü filmin geçtiği istanbul sokakları zaten öyle ki? Fazla genele girmeden, yabancı kökenlilerin yaşadığı kenar mahallelerde çekilen filmlerde karşılaşacağımız sahneleri gördük. Bunun dışında yine polis arabaları bu sefer murat 131 olarak karşımıza çıktı ki bol bol parçalanmaları yüzünden bence bu seçimin ‘maddi’ bir seçim olduğunu söylemek gerek. Galatasaray maçının bir sahnede gösterilmesi, damar şarkıların çalması gibi bir çok ayrıntıya yer verilmiş ama en önemlisi tüm dış mekan çekimlerinde her yerde Türk Bayrakları ‘burası Türkiye’ diye bas bas bağıracak şekilde görüntülendi diyebilirim ki bana göre bu iyi bir reklamdı. Özellikle tarihi camiilerin, boğazın ve hamamlarımızın gösterilmesi ne kadar kötü olabilir ki?

İlk filmi bir çok izleyici sevmişti ama ikinci film için özellikle ben sadece Türkiye de çekildiği için çok izlemek istemiştim yoksa parasal kaygılar yüzünden filmin çekildiğini biliyordum ve bu filmde de karısı kaçırıldı. Bir daha ki sefere de sanırım kaynı kaçırılacak. 🙂 Gerçi filmin sonunda intikamı almak isteyen adama ‘çocukların peşimden gelecek mi?’ gibisinden bir soru sormuştu. Belki de devam filmi çekilir ve bu sefer çocuklar işe karışır. Sonrasında ver elini kan davası… 🙂

91 dakikalık filmin tüm çekicilik unsurları, başından sonuna, kaçırılma ve kurtulma trafiğinin karmaşası ve şiddetinde saklı! Hemen söyleyelim ki, film bir İstanbul değil, bir Eminönü filmi olmuş: Tabii ki tarihi yarımada İstanbul’un en çekici bölgesi. Zaten Bryan, bir vapur keyfi boyunca kızına kent hakkında kısa bilgiler veriyor… Aksiyon boyunca iç – dış mekânlar olarak hizmet veren, Eminönü’nün yoğun ticarete sahip olan eski, dar sokakları, yokuşları, hanları, hatta bir hamam, İstanbul’u hiç görmemişler için gizemli ve heyecan yaşanabilecek bir Ortadoğu kenti izlenimi verebilir.

Yönetmen aksiyon sahneleri için tüm ucuz numaraları kullanmış diyebilirim. Bunun yanında iskelet kadro dışında kalan oyuncu kadrosunun çok iyi seçilmediğini düşünüyorum. Özellikle son bölümde Bryan ile kavga eden adam yerine daha iri biri seçilebilirdi ki o son sahne finale yakışır şekilde de çekilmedi. Yani kısaca taken serisi seri olmaktan çıktı. Burada bitmeli. Ama yine de zamanı olanların izleyebileceği bir TV filmi tadında bir film diyebiliriz.

Yorum Yap