İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Oblivion

Sinekritik: Oblivion


oblivionZamanının bilim kurgu filmleri açısından en önemli filmi olan ‘Tron’ ( Yapım yılı 1982 )’un uzantısı olan ‘Tron: Legacy’ ile sinema serüvenine başlayan Joseph Kosinsk, kendi çizdiği fakat yayınlanmayan çizgi romanı ‘oblivion‘un film versiyonu için yönetmen koltuğuna oturdu ve ikinci uzun metrajlı çalışması ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. İlk filmindeki özellikle görselliğe sırtını dayayarak anlattığı senaryo gibi bu filminde de görsel öğeleri ”Pi’nin Yaşamı’ndaki kadar berrak ve canlı bir şekilde bizlere sunarken filmin geçtiği 2070 li yıllarda zamanımızın ünlü mekanlarının yıkık dökük hallerini de mükemmel bir görsellikle karşımıza çıkarması; oluşturduğu ‘nükleer savaş’ sonrası dünyayı gerçekten başarılı bir şekilde dramatize etmesi filmin iyi yanlarındandı. ( Not etmekte fayda var: bu görselliklerin başında  haklı bir Oscar kazanan Claudio Miranda var. ) Burada bir eksiklik olarak şunu söyleyebilirim: Üstüne bu kadar düşülen görsellik konusunda özellikle başrol oyuncuları için yeni kostümler vs. deneyen ekip bunu Scav’lar konusunda gösteremedi. Daha değişik bir şey yapabilirlerdi.

Gelelim filmin müziklerine. Baş ağrıtan, gürültülü müzikler vardı ama aynı müzikler sizi izlerken o ana kitleyecek güzellikteydi. Anthony Gonzalez ve M.8.3 imzalı müzikler eski bilimkurgu filmlerini andıran yapısının yanında günümüz ‘gürültülü müzikler’inden de izler taşıyordu.

Filmin çekimlerinde Sony’nin son teknolojisi ile geliştirdiği CineAlta F65 modeli kameralar kullanıldı. Julia rolü için düşünülen isimler arasında Olivia Wilde, Noomi Rapace, Kate Mara, Olga Kurylenko, Mary Elizabeth Winstead ve Brit Marling yer alıyordu. Jessica Chastain seçilen isim oldu fakat sonra çekim takvimlerinin uyuşmaması nedeniyle rol Olga Kurylenko‘nun oldu. – Victoria rolü içinse Diane Kruger, Hayley Atwell ve Kate Beckinsale’in isimleri kulislerde konuşulmuştu. Ama rol Andrea Riseborough‘un oldu. Viktoria rolünü başarıyla oynadı Andrea Riseborough; yüzü ve mimikleri rolüyle bir bütün olmuştu. Özellikle havuz sahnesinde muhteşemdi. 🙂 Ve başroldeki ünlü oyuncumuz, 1986’da henüz yolun başındayken ‘Top Gun’daki pilot rolünde kendi çapında bir ‘Gökler Hâkimi’ pozisyonuna yükselen Tom Cruise , son filmi ‘Oblivion’da da benzer bir karakterle karşımıza geliyor. Enteresan bir helikopter benzeri araç ile göklerde hüküm sürdüğü evinden dünyayı kontrol etmeye ve geçmişini anlattığını sandığı rüyalarının peşinden gitmeye çalışıyor. Morgan Freeman da filmde enteresan bir an da karşımıza çıkıyor ve aslına bakarsanız çok da bir şey yapmasına gerek yokmuş: siyah gözlüklerinin arkasından konuşması yetiyor da artıyor bile…

Filmin konusuna gelince; fragmanı izleyip kanmayın. Gerçekten hoş sürprizler var film içerisinde… Nükleer savaş sonrası dünya yok edilmiştir. 2073 yılındayız. Dünyada belirli bir bölgede görevli iki insandan biri olan Jack Harper ( son zamanlarda Tom Cruise ne kadar çok Jack adlı karakteri oynadı değil mi? ) görevinin bitmesine iki hafta kala dünyada kalmak ve bazı kafasında oluşan sorulara cevap bulmak ya da titan adlı insanların taşındığı yeni dünyaya gitmek arasında kalmıştır. Gördüğü rüyaların etkisinde görevine devam etmekteyken aniden düşen bir hava aracı sonrası yaşadığı sürprizler neticesinde gerçekler bir bir ortaya çıkacaktır.

Film özellikle 2. yarısından sonra daha hareketlenmeye başlıyor; kurguyu bize yansıtıp sindirmemiz için belki de gereksiz yere 1. bölümde durağan bir film izliyoruz ama 2. bölümden sonra birbiri ardına sıralanan sürprizler ve yaşananlar gürültülü müzik eşliğinde, doğru ve güzel diyaloglarla bize aktarılıyor. Bazen Matrix filmini andıran sahneler ile Amerikan Doları üzerindeki Ters Piramiti andıran ‘Tet’ adlı uzay mekiği sizi farklı düşüncelere soksa da bilim kurgu türüne hakim, vizyon sahibi Kosinski’nin işini iyi yaptığını ve bu türe meraklı seyirciler için her şeyi barındıran bir filmle karşımıza çıktığını söylemem gerek. Her şey bittiğinde “Oblivion”un yeni hiçbir şey getirmediğini, son 20 yılın bilimkurgu filmlerinin favori temalarını ve benzer “sürpriz unsurları”nı yan yana getirip şöyle bir harmanladığını görüyoruz ve son… 🙂

Benim puanım 10 üzerinden 7.

İyi seyirler. 🙂

Yorum Yap