İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Fetih 1453

Sinekritik: Fetih 1453


fetih 1453Yıllardır büyük bütçeli ve kaliteli filmler çekildikten sonra veya tarihi filmleri izledikten sonra ( brave heart, kızıl uçurum gibi. ) hep aynı nakaratları söylenir dururdum:” tarihimizde o kadar olay yaşanmış; biri de çıkıp bunları adam gibi film yapayım demiyor kardeşim! ” Sesimi duyan olmadı eminim; fakat Faruk AKSOY, Recep İvedik‘ten kazandığı para ile iddaalı bir yapmaya karar vermiş olacak ki; ortaya tarihimizin ve hatta dünya tarihinin en önemli olayı olan İstanbul’un Fethini anlatan bir film çıkmış.

Filmi ilk gün sinemada izlemek istemiş fakat yer bulamamıştım; bugün arkadaşımın kıyağı ile sinemada filmi izledim.

Filme gitmeden önce ki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Beklentim çok büyüktü. Tarih; benim için çok önemliydi ve tarihe ne kadar itimat edeceklerini gerçekten merak ediyordum. Fakat filmin sadece 2 adet fragmanının ( ki biri uzun biri kısa ama benzer iki fragman ) başarılı bir pazarlama yöntemi olduğunu düşünüyordum. Zaten uzun yıllardır ara ara gündeme gelmesi de filme olan ilgiyi artıracak düzeydeydi. Fragmanlarda görsel efektler kötü, ana karakter dahil oyunculuklar berbat izlenimini almıştım. Yine de her şeye rağmen böyle bir filmin izlenilmesi gerektiğine inandığımdan izledim. Görüşlerim….

Film; Hz. Muhammed’in İstanbul hakkındaki o ünlü sözlerini anlatmak için Medinede başlıyor. Bu bölümün çok gereksiz olduğunu düşündüm; çünkü çoğu filmde olduğu gibi güzel bir İstanbul silueti altında onun o ünlü ” Kostantiniye, bir gün feth olunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır. ” denerek direk filme giriş yapılabilirdi. Tarihte atladıktan sonra film ilkokul tarihi düzeyinde dönem şartlarını 95 dk boyunca anlatmakla geçiyor diyebilirim; aksiyon vs. bekleyenler bu ilk bölümde gerçek manada hüsrana uğrayabilirlerdi.

Film ilerledikçe görsel efektlere harcanan emeğin senaryo için harcanmadığını hissettim; senaryo gerçekten çok basitti. Karşılıklı diyaloglar çoğu yerde ilkokul müsameresini andıran düzeydeydi. Yönetmenin film aracılığıyla vermek istediği mesajlar ise gerçekten sıradan ve herhangi bir yönetmenin bile verebileceği düzeydeydi: herkes bir arada yaşayabilir felan filan… Filmin müziklerini eleştirmek istemiyorum; yerindeydi ama yine bu paragrafın başına dönersek: görsek efektlere harcanan emek müziklerede harcanmamıştı. Fakat savaş sahnelerinde milleti galeyana getirmek için çalınan müzikler güzeldi.

165 dk lık filmin 2. kısmı gerçekten aksiyon açısından sizi doyuracak düzeydeydi. Fakat olaylar arasındaki kopukluk fazlaydı; lağımcılar, askerler, vezirler, akşemseddin, lağımcılar, ulubatlı hasan… Her biri ayrı ayrı izlenildiğinde yüksek beğeni alabilirdi fakat bir arada bütün olarak ele alındığında kopukluk gözle görülür düzeydeydi. Bu arada belirtmek istiyorum; filmde figüranlar arasında rollerini en iyi yapanlar lağımcılardı… Sayıları az olduğu için olabilir bu durum.

Karakterlere gelince; lise tiyatrosunda oynayan oyuncuları çoğu oyuncunun yerine filme koysak benzer düzeyde oynayabilirlerdi. Halil paşa, sultan mehmet, kostantin ve lağımcılar rollerini gerçekten çok iyi oynadılar diyebilirim ama ana yan karakterlerin çoğu rollerinin altında ezildiler diyebilirim.

Burada yazıma bir ara verip şunu belirtmek istiyorum: beklentilerim yüksek olduğu için bu kadar eleştiriyorum. Ortada ciddi manada bir emek olduğunun farkındayım; fakat bu kadar ciddi emeğin altında yapılan çocukça hatalar insanı şaşırtıyor. Bilerek mi yapıldı? acaba böyle düşüncesi oluşuyor insanda…

Gelelim görsel efektlere… Tarihi mekanların yansıtılmasındaki başarı, ortam betimlemelerinde gösterilemiyor; özellikle filmi Bluray izleyecek olanlar bu ayrıntıları ileri ki günlerde göreceklerdir ve ‘çizgi film mi lan bu?’ diyeceklerdir diye düşünüyorum.

Film hakkında çok şey söylenebilir; fakat akşemseddinin gelip sultanı gaza getirmesi ve bir den gemilerin karada yürütülmesine geçilmesi gibi sayabileceğim onlarca kopukluk, ana yan karakterlerin birbirlerine ‘anlatırım’ demesi kadar benzer ezikliklerin yer aldığı basit senaryo, her ne kadar Türkiye standartlarında çok iyi olsa da görsel efektlerin Cennetin Krallığının üstüne geçememesi, karakterlerin çok zayıf olması gibi bir çok etkeni sayınca ‘ o kadar kötü bir film mi? ‘ sorusu aklınıza gelebilir. Öyle değil; bu eleştiriler ‘daha iyisi yapılabilirdi. daha dikkat edilebilirdi.’ demek…

Cennetin Krallığı filmi çekilene kadar onlarca benzer konuda film çekilde ve sonunda öyle bir film çıktı ortaya… Bizim daha 2. fetih filmimiz; daha önümüzde çok yol var ama bu film sinemamız açısından bir sıçrama taşı olabilir diye düşünüyorum. Türk sineması standartlarının üzerinde bir film olduğu da gerçek. Kısa sürede sinemadan beklediği getiriyi de kazanacağını düşünüyorum.

Böyle bir filmi sinemamıza kazandırdıkları için de film ekibine teşekkür ediyorum.

İzleyip izlememek size kalmış.

Benim puanım: 6

Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. icon_avatar
    9 sene önce

    Bravo Hakan Bey, gerçekten çok güzel dillendirdiniz. Ayrıca konuyu da sıkmadan aksettirme yeteneğiniz dikkatten kaçmadı.

    Film dediğiniz gibi, maneviyat sıfırdı! Ne anladık? Türklerde film yapabiliyormuş. Aksiyon evet.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.