İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Dev Avcısı Jack

Sinekritik: Dev Avcısı Jack


dev avcısı jackKlasik bir ingiliz efsanesidir; sihirli fasülyeler. Çocukluğumuzda izlediğimiz ve gördüğümüz hikayelerden biriydi. Nedendir bilinmez özellikle Alis Harikalar Diyarında (Alice in Wonderland)’in finansal başarısından sonra ve tabii ki özgün senaryo yoksunluğunun arasında Hollywood sineması klasik hikayelerin modern tarz da yeniden ele alınıp özgünleştirilme çabası sonucunda ortaya çıkartılan yeni senaryoyu işlemek konusunda oldukça kararlı. Dev Avcısı Jack filminin ilk kısmında bunu başarmaya yaklaşsa da pek başarılı olduğu söylenemez.

Düz ve klasik bir peri masalı hikayesinden epik fantezi-aksiyona dönüşen film çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Bir an da kurgunun temeli oluşturuluyor, sonra da hızla senaryo izliyor ve bir an da kendimizi devlerin arasında buluyoruz ve tabii ki mutlu son. Valkyrie, X-Men ve The Usual Suspects gibi önemli yapımlara imza atan ünlü senarist ve yönetmen Bryan Singer’in 9. uzun metrajlı filmi olan Dev Avcısı Jack (Jack the Giant Slayer), yönetmenin yaşı ilerledikçe çocukluk hayallerinin peşinde gittiğinin bir göstergesi olsa gerek. Başarılı filmlerinin yanında bu film çok basit kalıyor. Film hakkında yönetmen şunları söylüyor:” O zamanlar bana hikayede cazip gelen şey, şimdi de olduğu gibi, bir yandan yanıltıcı derecede basit, öte yandan potansiyelle dolu fantastik bir öykü oluşuydu. ”

Filmin kurgu ve senaryosu da çok klişe: Bir efsaneye inanan Jack ( Nicholas Hoult ), ansızın karşılaştığı ve fasülyelerin büyümesi nedeniyle kurtarmak istediği, aşık olduğu prenses Isabelle (Eleanor Tomlinson), kötü kalpli güç sarhoşu ve kötü emelleri olan Roderick (abartı kötü adam rolüyle Stanley Tucci birazcık eğleniyor gibi en azından) gibi oyuncuların etrafında dönen yaratıcı ve özgün bir senaryodan uzak bir şekilde yoluna devam ediyor. Filmin hürmetli senaryo yazarları arasında yönetmen Bryan Singer ile hep ortaklık kuran Christopher McQuarrie bile var. Fakat yine de her şeye rağmen Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects) ve X-Men 1 ve 2’nin yaratıcı ve taze senaryosunun yanında Superman Dönüyor (Superman Returns)’ün donuk senaryosu gibi olmuş diyebiliriz. Filmin yapımcısı ile bunu kabul etmediğini deklare etmiş ki şu şekilde: “Senaryoda özel bir şeyimiz olduğunu biliyorduk, ama bu işin sadece bir kısmı. Onu bir üst düzeye taşıyıp, bir çocuk masalı olma algısından kurtaracak beceri ve vizyona sahip Bryan gibi birini bulduğumuz için de şanslıydık. İnsanlar bu görüntüler karşısında, inanıyorum ki bunun, kocaman devler, kocaman temalar, mizah ve romantizm, inanılmaz bir aksiyon ve herkesin hoşuna gidebilecek muhteşem görsel efektler barındıran, büyük ve destansı bir yolculuk olduğunu anlayacaklardır” Büyük konuşmasına rağmen yapımcı Shrek gibi animasyon filmleri izlememiş olacak ki orjinallikten yoksun yapımını bu kadar savunması normal gelecektir! Oyuncu kadrosunda çok ünlü isimler olmamasınra rağmen yetenekli oyunculardan Ewan McGregor, Ian McShane ve Mike Leigh, Eddie Marsan varken bu kadar basit bir filmin ortaya çıkması, kamera arkasının da ünlü olmasına rağmen şaşırtıcı geldi. Filmde bir eğlence bile yok… Sihirli Fasülye, devler, prenses ve jack, devler ve final. Bu kadar!

Sanırım Hollywood sineması bu tür masalların farklı kurgularıyla karşımıza çıkmaya devam edecek. Yine de bu tür filmlerdeki animasyon kalitesinin başarılı olması çok önem arzediyor: Dev avcısı Jack filmindeki CGI tarz efektler pek etkileyici gelmedi. Çocuk filmi havasında devam eden film de devlerin askerleri ezip geçtikleri sahneler vs. gibi bölümler 13 yaş sınırı ile filmin vizyona girmesinin sebebi olsa gerek.

Beğenmediğim bir peri masalı filmi: çocuk filmi desen olmaz, demesen olmaz…
En iyisi fantastik film sevenler bir çırpıda, film yokluğunda izlesinler: kurtulsunlar!

İyi seyirler.

Yorum Yap