İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Creed – Bir Efsanenin Doğuşu

Sinekritik: Creed – Bir Efsanenin Doğuşu

Sylvester-Stallone-creed

Kimse hayat kadar sert vuramaz” derdi Rocky Balboa. “İtalyan aygırı” hayatla olan mücadelesini ringlere taşımış ve unutulmaz bir seri ortaya çıkarmıştı. 70 ve 80 dönemini ve belki de 90 ları yaşayan nesil için Stallone, Arnold, Van Damme, Jackie Chan gibi isimler bir nevi pokerin full ası gibidir. Bu dörtlü arada kötü filmler çekse de hayranlarıyla duygusal bir bağ vardır: şuan ki sinema teknolojisinin olmadığı dönemlerde, bilgisayar efektlerini kullanmadan çekilen filmler ile izleyici arasında oluşan bir bağdı bu. Tamamen doğaldı, içtendi ve oyunculuklar kaliteliydi. İşte bunlardan biri de Sylvester Stallone ve Rocky serisi idi. 2013 yılında Rocky 7 çekileceği duyuruldu; Sylvester Stallone de oyuncu kadrosunda olacaktı. Fakat sonra adı ‘Creed: Bir efsanenin doğuşu’ olarak değiştirildi. Creed’in oyuncu kadrosunda Sylvester Stallone, Michael B. Jordan, Graham McTavish, Tessa Thompson, Phylicia Rashad gibi isimler yer alırken yapımcı koltuğunda Sylvester Stallone , Robert Chartoff ikilisi yer alıyor. Filmin senaryosu Ryan Coogler‘e ait; yönetmen koltuğunda da Coogler yer alıyor.

Sylvester-Stallone-creed

Creed aynı zamanda ilklerin filmi: senaryosunu Stallone’nin yazmadığı ilk Rocky filmi, Rocky serisinin en uzun filmi ve aynı zamanda orjinal isminde Rocky kelimesinin geçmediği ilk Rocky serisi filmi olma özelliğini taşıyor. Creed filmi bence şuana kadar yapılmış Rocky serisinin bir karması ve aynı zamanda günümüze uyarlaması olmuş gibi: mesela filmde bulut (cloud) teknolojisinden bahsetmesi örnek verilebilir. Creed, kesinlikle Rocky gibi bir markanın sırtından para kazanma amacıyla çekilen, Rocky efsanesinden kendine bir pay çıkarmaya çalışan yapım gibi gözükmedi. Üstelik kariyerinin daha başında olan ve ortaya güzel işler çıkartan filmin yönetmeni Ryan Coogler’in film boyunca gelecek vaadeden bir çok kendine özgü sinemasal malzemeleri olması gerçeği de var. Nasıl ki filmde Adonis karakteri babasının ismini kullanmadan kendi ismini efsane yapmak istiyor; yönetmen Ryan Coogler’in amacı da kendi efsane Creed’ini yapmak bana göre. Stallone’de bu yolda elinden gelen yardımı yapacak gibi gözüküyor. Bu yönden Stallone’nin profesyonelliğine hayran olduğumu tekrar belirtmem gerek sanırım: adam sinemaya aşık. Kaç yaşına gelmiş hala çıkıp profesyonel bir şekilde karakterini en iyisiyle oynuyor. Michael B. Jordan karakterini en iyi şekilde yansıtıyor. Bianca karakterini oynayan Tessa Thompson ise hem güzelliği hem de sesiyle büyülüyor: zaten amerikalı bir müzisyen aynı zamanda. Rakip boksör bir Drago kadar, bir Apollo kadar gösterişli değil ama Donnie’nin karşısında da sırıtmıyor. Bu arada filmde Cehennem Melekleri (ki Stallone başrolde oynuyordu) yerine 007 James Bond filminden çok ufak bir an gösterildi; şaşırtıcı buldum, yazıma da eklemek istedim.

Apollo Creed ve Rocky Balboa
Apollo Creed ve Rocky Balboa

Creed’in konusuna gelince; tek başına yetimhanede büyüyen eski ünlü boksör Apollo Creed’in evlilik dışı çocuğu Donnie bir gün üvey annesi tarafından alınır. Zengin bir ailede rahat bir şekilde büyüyen Donnie, tıpkı babası gibi boksör olmaya karar verir ve kariyer tekliflerini reddederek boksör olma hayalleri peşinde kendisini yetiştirmesi için Rocky Balboa’nın peşine düşer. İlk başlarda klasik bir spor filmi gibi gözükse de bir süre sonra özellikle dram yönünün güzel bir şekilde ele alındığını göreceksiniz. Her ne kadar bir devam filmi olsa da bence çok daha fazlasını katmak istemişler ve katmışlar da. Dövüş sahneleri doyurucu olmasa da çekim tekniği açısından gerçekçi bir görünümle ekrana yansımış diyebilirim: tabii Rocky – Apollo veya Rocky – Drago dövüş sahnelerini izlerken insanın ekrana yumruk atası, ayağa fırlayıp havaya yumruk sallaması geliyordu ama Creed’de bu gazı bir türlü alamadık. Rocky filminin o kendine has yer yer güldüren yer yer ağlatan kurgusu Creed’e de aktarılmış ve Stallone’nin üzerinden ince bir mesaj izleyiciye aktarılmak istenmiş: ” Creed devam filmi olabilir ama Rocky Balboa karakterine fazla bağlanmayın!

Apollo Creed ve oğlu Donnie
Apollo Creed ve oğlu Donnie
Credd senaryosu ile de başarılı bir yapım. Bir yandan Rocky’nin şuan ki halini izlerken diğer yandan geçmişe yapılan nostaljik bağlantılar sayesinde 70’lerin Rocky filminden de izler görüyoruz. Nostaljik bağlantıların en güzeli Creed ailesinin ilk üyesinin Rocky’nin bir zamanlar eğitmesi olması örnek gösterilebilir. Tabii ki ilk Rocky’nin veya serinin tadını bulmak zor ama ortaya çıkan şey gerçekten zekice ve izlenesi olmuş. Her şeyden biraz, biraz ortaya koyup tadında bırakmışlar; duygusallık ve insanların dikkatini çeken tüm diğer öğeleri aşırıya kaçmadan beyaz perdeye yansıtmışlar.
Creed, başarılı bir spor/boks filmi olmuş. Oscar’a aday gösterilir mi bilmiyorum; aday olsun mu diye sorarsanız ona da cevabım bilemiyorum olurdu. En iyilerden kesinlikle değil, kült bir yapım da değil ama oldukça iyi bir yapım olduğu kesin. Devamı gelecek gibi gözüküyor ama Stallone olmadan tutar mı? Orası tartışılır.
Kapanışı bir Balboa sözü ile yapalım: “Kendine inanmaya başlayana kadar kendine ait bir hayatın olmayacak…
İyi seyirler.

Yorum Yap