İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Jason Bourne

Sinekritik: Jason Bourne

jasonbourne

2002 yılında “Geçmişi Olmayan Adam” olarak başlayan serinin 5. filmi 2016 yılında Jason Bourne adıyla sinemalarda yerini aldı. Geçmişi olmayan adam, Medusa darbesi ve Son ultimatium filmlerinden sonra gerçekten uzun zaman geçti. Bourne sinema evreni içerisinde 4 Matt Damon, 1 Jeremy Renner sunan seri bu filmde tekrardan Matt Damon seçmiş. Bourne’nin Mirası pek ilgi çekici değildi.  Matt Damon ve yönetmen Paul Greengras, bu filmle yeniden bir araya geldi. İkili senaryo ve yapımcılığı da birlikte yapmışlar. Yani ortak bir çalışmanın ürünü bir yapım olmuş. “Parasal” getiri düşünülerek mi yapıldı, tartışılır.

Filmin oyuncu kadrosunda Matt Damon, Alicia Vikander, Julia Stiles, Vincent Cassel, Tommy Lee Jones gibi oyuncular yer alıyor. Tommy Lee Jones’i ilk defa bu kadar kötü bir rolde oynarken izledim diyebilirim. Özellikle final bölümündeki araba takibi sekansı (170 aracın parçalandığı ve çekimi 5 hafta süren bölüm) soluksuz izlenecek türden. Sinema dünyasının en efsane karakterlerinden biri olan Jason Bourne’in son filmini gelin beraber değerlendirelim.

jasonbourne

Bourne serisinin 5. filminde CIA’in eski ajanı Jason Bourne (Matt Damon) yeniden ortaya çıkıyor. Tabii ki yine ‘geçmişini’ arıyor. Onu yakalamak üzere yeni bir program geliştirilmişken Bourne geçmişinde saklı kalmış sırları araştırmaya devam ediyor ve engel tanımıyor. ‘Uyarlama’ bir seri olan yapımın yıllar gelen senaryosu Matt Demon ve Greengras’ın elinden çıkma; bu yüzden mi bilinmez, çok etkili olamadı. Fakat filmin belirli bir temposu olduğunu söylemek gerek. Hareketlilik yüksek. Jason hala formunda. Ve yapım için büyük paraların harcandığı da açık. Hem yönetmenin ‘formdan’ düşmesi hem senaryo ve kurgunun yetersizliği, ilk 3 film kadar başarılı bir yapım ortaya çıkarmamış ama bence bu yapım bir geçiş filmi: efsane karakter kaldığı yerden devam edebilir. Benimkisi bir tahmin.

jason-bourne-movie-clips-damon-vikander

Medusa Darbesi ve Son Ültimatom filmlerini de yöneten Paul Greengrass, çekim açıları (özellikle aksiyon sahnelerindeki kamera açıları) ile eksi not aldı; göze hitap etmeyen bu başarısız sahneler yorucuydu. İlk 3 filmle tamamlanan Robert Ludlum kaynaklı hikaye bu sefer farklı bir konu ile karşımıza çıktı. Filmle beraber gelen en önemli değişiklik Alicia Vilkander olsa gerek… Danimarkalı Kız ve ExMachina ile hem en iyi oyuncu hem de en iyi yardımcı oyuncu olabileceğini bizlere sunmuştu ki bu filmde de ne kadar başarılı bir tercih olduğunu gözler önüne seriyor. Tommy Lee Jones ve Vincent Casell ise karakter oyuncusu olarak karşımızda ve yeterli seviyede performans göstermişler… Matt Damon ise Geçmişi Olmayan Adam’dan sonra yeterince yaşlanmış bir imaja sahip. James Bond tarzı kusursuz bir ajan olarak değil de yaralanabilen ve afallayan bir ajan olarak karşımıza çıkması oldukça realist olmuş. Bu arada senaryonun terör olayını hükümetin düzenlediğini açığa çıkaran yapısı da oldukça yerinde bir sistem eleştirisi…

Komşu Atina sokaklarında başlayan filmimiz çeşitli popüler metropol şehirlerden ziyade mekanı kullanmakta oldukça zorlanılmayacak şehirlerde çekilmiş… Filmde anlatılan teknolojik yeniliğin ben gerçek hayattaki karşılığı olarak Apple veya Google’i görüyorum: hükümetin arka planda bu iki teknolojik deve aba altından sopa gösterdiğini düşünüyorum. Yani bir nevi “filmde işimizi yapamadık ama gerçek hayatta öyle olmaz; istediğimizi verin” türü bir ince mesaj içerdiğini söylemek mümkün. Fakat bazı gerçeklerin sinemaseverler tarafından görülmesi hoş. 120 milyon$ gibi bütçe ile çekilen film dünya çapında ben bu yazıyı yazarken yaklaşık 398.170.000$ civarı bir gelir elde etmiş; bu gelirin içinde ülkemizin payı ise yaklaşık 4.231.000 TL civarındaydı.

7 yıl sonra aramıza dönen Bourne, özleyenler için beklentiyi karşılayacak düzeyde fakat Oscarlık bir film olduğu söylenemez maalesef. Sıkılmadan izlediğim bir devam filmiydi, bazı cevaplar için izlenebilir. “Bay Bourne” ile yeniden karşılaşmak güzel ancak keşke bu kadar beklediğimize değseydi. Serinin iflah olmaz hayranları ve “casus filmi olsun çamurdan olsun” diyenlere…

İyi seyirler.

Yorum Yap