İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Guguk Kuşu

Sinekritik: Guguk Kuşu

Guguk_kusu

Guguk_kusu1962 yılında Ken Kesey  tarafından yazılan ve en çok satanlar listesindeki aynı isimli romanından (Orjinal ismi One Flew Over the Cuckoo’s Nest‘dir) esinlenerek, Bo Goldman ve Lawrence Hauben tarafından sinemaya uyarlanan Guguk Kuşu, ABD Kongre Kütüphanesi tarafından 1993 yılında ” kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli ” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde saklanmasına karar verilen, başarılı ve İMDB puanı da yüksek olan bir yapım. Guguk Kuşu, bol ödüllü bir film zaten: örneğin 1976 yılında 9 dalda Oscar’a aday gösterilen film; En iyi erkek oyuncu Jack Nicholson, en iyi kadın oyuncu Louise Fletcher, en iyi yönetmen Milos Forman, en iyi film ve en iyi uyarlama dallarında Oscar ödülüne layık görülmüş ve en iyi müzik, en iyi yardımcı erkek oyuncu Brad Dourif, en iyi görüntü, en iyi kurgu dallarında ise sadece aday olmuştur. Bu özelliği ile en iyi 5 ödülü aynı anda alan ikinci film olma başarısını göstermiştir. Ülkemizde de aynı isimle dans tiyatrosuna uyarlanmıştır. Guguk Kuşu’nun enteresan bir kurgusu var. ‘Mükemmel’ değil ama izleyiciyi kendine çeken yapısı itibariyle, yıllar geçse bile kendini izleten ve değişik düşüncelere daldıran bir yapısı var açıkçası. Film, İsveç’te tam 12 sene sinemalarda gösterilerek, Dünya’daki gösterim rekorunu elinde bulunduruyor. Ayrıca Metallica’nın ünlü şarkılarından Welcome Home (Sanitarium) için de esin kaynağı olan bir yapım. Filmin oyuncu kadrosunda Jack Nicholson, Louise Fletcher, William Redfield, Michael Berryman, Peter Brocco, Dean R. Brooks, Alonzo Brown, Scatman Crothers, Mwako Cumbuka ,Danny DeVito, William Duell, Will Sampson gibi isimler yer alıyor. Nicholson’ı filmden ayrı tutmak gerek; onun oyunculuğu bir kenara, diğer oyuncular bir kenara. Fakat tüm oyuncuların üzerine düşen görevi layıkıyla yaptığını söylemek mümkün: bir an ‘bunlar gerçekten deli olabilir mi?’ diye düşünüyorsunuz, izlerken…

Guguk kuşu; damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkum olan Randle P. McMurphy (Jack Nicholson) ‘in Eyalet Akıl Hastanesi’nde başından geçen ilginç olayları anlatıyor. McMurphy, deli midir yoksa numaramı yapıyor? Bunun belirlenmesi için gönderildiği eyalet akıl hastanesinde kaçıklar olarak nitelediği adamların yanına nakledilir. Onun bulaşıcı düzensizlik sevdası yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları oynanırken, yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz. Bu, savaş demektir! Bir tarafta McMurphy vardır. Diğer tarafta ise, sinema tarihinin en soğuk ve canavar ruhlu karakterlerinden Hemşire Ratched (Louise Fletcher) vardır. Ortada ise, koğuştaki herkesin kaderi.

guguk-kusu-film

Guguk Kuşu; kuytu köşede unutulmuş, hayattan soyutlanmış insanlarında birer birey olduğunu, onlarında duygularının ve kendine göre düşüncelerinin olduğunu ders verir nitelikte gösteren harika bir dramatik yapım. Peki hiç düşündünüz mü neden filme Guguk Kuşu isminin verildiğini? Guguk Kuşları doğum yaptıklarında, dişi guguk kuşu (hepsi olmasa da genellikle çoğu) yumurtalarını ötücü kuşların yuvalarına birer birer bırakır. Böylelikle ötücü kuşlar kendi yuvalarına döndüklerinde Guguk kuşlarını kendi yavruları sanıp onları beslemeye devam ederler. Guguk kuşları uçmayı öğrendiklerinde ise yuvayı tamamen dağıtır (bazen hepsini öldürür) ve ötücü kuş anlamadan yuvadan kaçıp, kendine eş aramaya başlar. Aslında filmin orijinal isminde yer alan ” cuckoo ” , İngilizce hem guguk kuşu hem de argoda deli anlamına geldiği ve de ” one flew over the cuckoo’s nest ” derken kastedilen “deliler diyarından biri geçti” olsa gerek – İngilizce’m pek iyi değildir – ama böyle zoolojik açıklamalara girmek zoraki olsa da; kurgunun arka planındaki anlatılmak istenen ya da filmin kurgusuna ön ayak olan şeyin bu olduğunu düşünürsek sadece ‘guguk kuşu’ isminin kullanılmasının da doğru tercih olarak görebiliriz. Peki filmimizdeki Guguk Kuşu kim sizce? Bazıları hemen McMurphy diyeceklerdir ama bence Kızılderili karakteriyle mükemmel bir oyunculuk sergileyen Will Sampson‘ın canlandırdığı Şef Bromden’in de ‘guguk kuşu’ olduğunu söylemek (özellikle final sahnesi sonrası) doğru olur!

Guguk kuşu; bir özgürlük ve kurtuluş hikayesi aynı zamanda: sisteme başkaldırı, isyan, düzene karşı çıkma filmi. Otoriter sistemin bireyler üzerindeki baskısını bir ‘akıl hastanesi’ içerisinde, başarıyla anlatan bir yapım. Zaten ‘baskıcı’ sistemi anlatmak için, daha uygun bir yer olabilir miydi sizce? Aynı zamanda oyunculukların da mükemmel olduğu bir film. Hangisini anlatalım ki? Brad Dourif mesela: guguk kuşu oynadığı ilk film olmasına rağmen ilk Oscar adaylığını da bu filmle almış ve ne yazık ki ödülü alamamıştır. Bana kalırsa oynadığı oyunculuğun karşılığı ödül olmalıydı. Yine de oynadığı bu rol aktörün üzerine fazla yapışmış olmalı ki kariyeri boyunca ruhsal dengesi bozuk tipleri canlandırmıştır; hatta buna örnek olarak en hatırlanacak olan, Lord of the rings filmindeki kötü adam karakterini söyleyebiliriz. Martini rolündeki Danny Devito, o sevecen sırıtışları ve “kağıt ver!” muhabbetiyle filme ayrı bir komik unsur kattı. Christopher Lloyd‘un da ilk filmi olan Guguk Kuşu, bir nevi oyuncunun kariyerini başlatmış oldu. Kendisini Geleceğe Dönüş serisinden izleyiciler hatırlayacaktır. Diğer yan karakterlerin hepsi de sanki ‘deliler koğuşundan’ seçilen, seçmece oyuncular gibiydi! Sürekli ‘yoruldum’ diyen yaşlı adam, müzik çalmamasına rağmen dans eden yaşlı amca ve diğerleri: hepsi mükemmeldi! Baş hemşire karakteriyle Louise Fletcher‘ın bedeninde hayat bulan baskın insan ve diğer “nereye istersen çek ama özgürlüğü çek” kalıbında gerçekten etkileyiciydi. O soğuk bakışları ve donuk yüz ifadesi hala etkisindeyim; saç stili bile ‘onu sevmemek’ için yeterli gibi gözüküyor! Yüzündeki soğukluk ve hoşgörüsüzlük ile otoriter sisteme ayna tuttuğunu görmek mümkün! Gelelim filmin başrol oyuncusu Jack’a: kendisi için filmin çekimlerinden 2 ay önce ortadan kaybolduğu, çekimlerin gerçekleştirileceği hastaneye kendini hasta olarak yazdırıp kaybolduğu günden beri burada takıldığı rivayet edilir. Büyük oyuncu olmanın yöntemi bu olsa gerek!  Jack Nicholson‘un bedeninde hayat bulan asi insan sürükleyici senaryo ile insanı umuda, özgürlüğe sürüklüyor doğrusu. Unutulmaz repliği ” but i tried didn’t i goddamnit at least i did that ” (ama ben denedim, değil mi? Lanet olsun en azından denedim!) , filmi izleyenlerin kafasına adeta kazınmıştır diyebilirim. En sonunda kadın düşkünü, işi gücü serserilik olan bu akıllı deli, baş hemşire Ratched tarafından mimlenmiş; köhne psikoterapinin sözüm ona bilimsel göstergelerine dayanılarak beynine şok uygulanmak suretiyle hayatla bağı koparılmıştır. Otoriter sistemin insanı götürdüğü son nokta olarak bu aşamanın her ne kadar şaşırtıcı ve saçma olduğu düşünülse de; gerçekler ve filmin anlatmak istediği mesaj açısından gayet doğru olduğunu anlıyoruz.

guguk-kusu-film2

En başta da dediğim gibi; çok enteresan bir film. Diyalogların ön planda olduğu ve arka planda vermek istediği derin mesajları içeren bir yapım, guguk kuşu. İzlerken sıkılmak yerine şaşıracak, kendinizi akıl hastanesinde gibi hissedeceksiniz. Vermek istediği mesajları algılayanların, gerçek dünyaya bakış açılarının da değişeceğini ön görmek, yanlış olmaz. Yine de Jack Nicholson’ın unutulmaz oyunculuğu ile akıllarda kalan filmi, her sinemaseverin mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyorum. ‘Mükemmel bir baş yapıt’ kelimesini bu film için kullanmak istemiyorum fakat karakterlerin canlandırılması ve anlatmak istediği mesajı ‘mükemmel bir şekilde’ aktarma konusunda mükemmel bir başarı elde ettiğini söyleyebilirim. Milos Forman tarafından yönetilen film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor. Jack Nicholson’ın ustaca sergiledigi rölü onun bugün geldiği noktanın tesadüf olmadığını göstermektedir.

İyi seyirler.

Yorum Yap