1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Mission Impossible – Fallout

Sinekritik: Mission Impossible – Fallout

Sinekritik: Mission Impossible – Fallout
1

Mission: Impossible – Fallout şaşırtıcı derecede ilginç bir film oldu diyebilirim; Tom, yine kendi zorlu görevlerinin altından kalktı, aynı zamanda filmde CGI kullanımı da kabul edilebilir düzeyde: böyle büyük prodüksiyonlarda daha fazla bilgisayar sahnesi görmeyi bekliyordum açıkçası. Gerçek mekanlarda dublorsüz çekimler yapılması filmin artılarından biri. Film beklentilerimi boşa çıkarmadı ve seri kaldığı yerden devam etti. Sürprizler tabii ki var; en önemli eksisi ‘kötü karakter’in çok baskın olmaması olarak söylenebilir.

Tom Cruise yine tek başına sırtladı

Hollywood sinemasının en önemli ve en çok kazanan aktörlerinden biri olan Tom Cruise, bu filmde de hem ders niteliğinde oyuncu adaylarına katkıda bulundu hem de kalitesini yine gösterdi diyebiliriz. Karşı binaya atladığı sahnede gerçekten ayağını kırdı ve buna rağmen seke seke sahneyi sürdürdü ki bu da filme gerçeklik kattı. Rolüne kendisini adadığını gösteren bu hareketi, takdir edilesi. Görevimiz Tehlike serisine önemli katkı sağladığı çok açık. Bu film ile seri farklı bir yöne doğru (hikaye bazında) kayabilir. Tabii bundan sonra yaşlı kurt Tom, daha rol alır mı? Bilemiyoruz, zaman gösterecek.

Mission: Impossible – Fallout konusu

Film, ‘Homeros‘ göndermesi ile başlıyor; aslında filmi izledikten sonra aklıma takılan bu ‘göndermeyi’ biraz araştırmak istedim: bu göndermenin boşa olmadığını gördüm. Çünkü kitapta 20 yıllık bir süreç anlatılıyor ki seride de ilk filmin üzerinden 20 küsür yıl geçmiş olması güzel bir ayrıntı. Hunt filmde, tıpkı Homeros kitabında olduğu gibi ‘destansı, yenilmez’ bir kahraman olarak sunulmuş ki zaten bu filmin ana kurgusu diyebiliriz. Bu nedenle kötü adam karakterlerinin günden güne ivmesinin düştüğünü görüyoruz.

Görevimiz Tehlike 6 fallout filmi için oyuncular kamera karşısına geçti.
Görevimiz Tehlike 6 fallout filmi için oyuncular kamera karşısına geçti.

Aynı zamanda Homeros adlı kitapta Odissea’nın eşi hakkında rüyalar gördüğü gerçeği, Fallout’un bir çok sahnesi ile örtüşüyor. Truva atı fikrinin Odissea’dan çıktığı söyleniyor, yine buna benzer bir nevi savaş taktiklerini filmde görebiliyoruz. Bir bütün halinde bakıldığında, film ile kitap arasında bağlantılar çok fazla.

Filmi beğendim ancak Henry Cavill nam-ı diğer Superman’i bu filmde bir türlü beğenemedim. Superman oynarken de beğenmemiştim gerçi; kendini çok mu kasıyor, beceremiyor mu yoksa ben mi iyi bir izleyici değilim? Sanki adamın içinde ergen, acemi bir karakter var ve bunu maskeliyor… Yaşlı kurt Tom’un yanında çok ama çok sönük kaldı diyebilirim. Bu arada son bir kaç filmdir ana kadro hiç bozulmuyor; daha önce serinin 5. filmi olan Görevimiz Tehlike 5 hakkında da bir sinekritik yazmıştım.

Görevimiz Tehlike’nin son filmini İMAX’da izlemeyin

Film de çok fazla CGI kullanılmamasından mı kaynaklı bilemiyorum ama bu yapım 3D veya İMAX için çok uygun değilmiş gibi geldi. Görüntü kalitesi de çok düşüktü; bu nedenle 2D izlemenizde fayda var.

Filmin artıları olduğu gibi eksileri de var; örneğin son filmlerde ana karakteri hain olarak gösterip, kurtarmak modası ile son zamanlarda bu tür aksiyon filmlerinde artık klişe haline gelen helikopter kazalarından burnu kanamadan kurtulma modası cidden yönetmen ve senaristlerin yeniden düşünmeleri gereken bir konu bence. Aksiyon olsun ama ne bileyim? Bu kadar da fazlası komedi. Baştan sona aksiyon ile dolu olan bir filmde böyle saçma sahnelerin olması seyircinin ilgisini çekmiyor açıkçası.

Mission: Impossible – Fallout fragmanı aşağıdan izleyebilirsiniz:

Mission: Impossible – Fallout (Türkçe’ye Görevimiz Tehlike 6 – Yansımalar şeklinde çevrilmiş ama orijinal ismini kullanmak daha doğru bence) yılın kaliteli filmlerinden biri ancak yine de serinin en iyisi bana göre Ghost Protocol. Benim oyum 10 üzerinden 7. İyi seyirler.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

1986 Rize/Çayeli doğumlu. Öğrencilik hayatında bir çok kulüp organizasyonlarında, etkinliklerde ve sempozyumlarda yer aldı. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının yanında; bu blogu ile 2010 yılında Türkiye çapında yüzlerce katılımcının yer aldığı yarışmada 1. oldu. Kitap okumayı, araştırmayı ve yazmayı çok seviyor...

Yorum Yap

Yorumlar (1)

  1. Başarılı bir film yapmışlar yine. Daha önceki serilerinde olduğu gibi yine bol aksiyonlu olmuş. Ama bazı sahnelerinde gerçeklikten uzaklaşıp, “yok artık bu kadar da şans/tesadüf olamaz” dedirtti açıkcası. Bu sefer Tom’u daha ön plana çıkarmışlar nedense. Takım yine vardı, yok değildi ama takım olmaktan ziyade, Tom’un kişisel yetenek ve zekasını daha ön plana çıkarmışlar. Sinemada izlenmesi gereken bir filmdi. Ama kaçıranlar, evde de izlerken keyif alacağı bir film.