İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Spectre

Sinekritik: Spectre

spectre

007 James Bond karakterinin 24. filmi olan Spectre, 2015 yılının beklenen yüksek bütçeli filmlerinden biriydi. Daniel Craig’i 4. kez Bond karakteriyle izlediğimiz Spectre, eleştirmenler tarafından olumsuz eleştiri alan bir yapım olmuştu. Yönetmenliğini serinin bir önceki filmi olan Skyfall’ı da yöneten Sam Mendes’in yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Daniel Craig, Ralph Fiennes, Monica Bellucci, Ben Whishaw, Christoph Waltz gibi isimler yer alıyor. Aksiyon filmleri konusunda tecrübesi olmayan Sam Mendes, SkyFall ile olumlu notlar alsa da bu sefer hayal gücünü ve kendini filme tam verememiş olsa gerek: ortaya bond serisinin en zayıf halkalarından biri çıkıyor. 

Spectre’nin konusuna gelince: Spectre, uluslararası terörist/mafya örgütlerinin bir araya toplandığı büyük bir örgütün adı. Başındaki isim ise James Bond için tanıdık biri. Geçmişten gelen bir mesaj ise 007 i önce Mexico City’ye sonrasında Roma’ya götürür. (Buradaki sahnelerde oynayan oyuncular SkyFall ile bağlantılı isimler) Ajan Bond, Roma’da Spectre üyesi bir suçlunun dul eşi olan Lucia (Monica Bellucci) ile görüşür ve onun yardımıyla gizli örgütün peşine düşer. Fakat her şey eskisi gibi değildir: MI6 yönetimindeki değişiklikler 00 programının neredeyse kapanma noktasına gelmesine neden olur. Ajan Bond, Spectre’nin sırlarla dolu arka planını gün yüzüne çıkartırken, devlete ait kurumları ele geçirmeye çalışanlara da karşı durmak zorundadır. Bunun için eski düşmanı Mr. White’den yardım alır: White’nin kızı Madeleine (Lea Seydoux) ile temasa geçerek Spectre’nin merkezine gider.

spectre

Spectre’de, SkyFall’de de yer alan Ralph Fiennes, Naomie Harris, Ben Whishaw ve Rory Kinnear gibi isimler de yer alıyor. Ödüllü Fransız oyuncu Lea Seydoux ise yeni bond kızı olarak karşımızda. Senaryosunu John Logan’ın yazdığı Spectre filmi güçlü kadrosuna rağmen serinin en zayıf halkası olmaya aday bir yapım olarak göze çarpıyor. Filmi izlerken sürekli bir şeyler eksik gibi hissettim: sahneler tam başladı derken bir an da sönüp giden anlarla doluydu. Bir türlü izleyici, aksiyonun içine entegre edilemedi. Baştan itibaren çizilen kötü adam portresi ile karşımıza çıkan adam arasında dağlar kadar fark vardı: baştaki imaj son kısımda hayal kırıklığı ile karşımıza çıktı. Kötü adamın kayda değer bir eylemde bulunamaması da diğer bir handikap.

Bu arada filmin başlangıç sahnesinden itibaren izlemeye başladığımız Ölüler Günü etkinliği hakkında da bir kaç bilgi vermekte fayda var: Ölüler günü etkinlikleri genellikle Latin Amerikalıların kutladığı bir gün. Azteklerden kalma bir gelenek olarak kutlanır. Amaç, ölüleri anmaktır. Cadılar Bayramı’ndan tamamen farklıdır, amaç korkutmak değildir. Her yıl 5 nisan tarihinde kutlanır ve festival havasında geçer. İspanyolca da Dia de Muertos olarak geçer.

Spectre çekirdek ekip.
Spectre çekirdek ekip.

Film bittikten sonra akla gelen ilk soru nedense Craig’in devam edip etmeyeceği yönünde olmuştu: Daniel Craig’in daha önce 25. James Bond filmi için de sözleşme imzaladığı biliniyordu. Craig konu hakkında bir dergiye verdiği röportajında ” Fiziksel kapasitem yettiği sürece rolü sürdürmek istiyorum – bir film için daha sözleşmem var ama başka tahminlerde bulunamam.” sözlerini kullanmıştı. Ortada bir istek ve anlaşma varken herhalde en azından bir film daha Bond karakteri olarak onu göreceğiz gibi.

Serinin tarihinin en yüksek bütçesi ile oluşturulan Spectre, gerçekten etkileyici birkaç aksiyon sahnesi yaratıyor, fakat filmin gereğinden çok daha uzun olması ve eski Bond formülüne hiç yenilik katmaması bir süre sonra iyice sıkmaya başlıyor. Ben izlerken bir aksiyon filmi izlemiş havasında değildim; filme bir derinlik katılmaya çalışılmış ama o derinlikte hem senarist hem de yönetmen kaybolmuş gibi: yönetmenin ekstra bir özelliğini/katkısını da göremedik diyebilirim. Filmde Skyfall’a onlarca gönderme de bulunulmuş; bunun yanında finalinde çok şaşalı olmadığını belirteyim.

İyi seyirler.

Yorum Yap