İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: John Wick

Sinekritik: John Wick

john-wick

john-wickKeanu Reeves‘i sanırım sadece Matrix filmiyle değil, oynadığı filmlerin çoğunda ‘John’ ismini kullanmasıyla da hatırlayacağız. John Wick, ünlü yıldızın John rolünde oynadığı 5. film. Filmin yönetmen kadrosunda daha öncesinde dublörlük yapan ve ilk yönetmenlik deneyimi olarak kamera arkasına geçen David Leitch ve Chad Stahelski ikilisi yer alıyor. Bu ikili aynı zamanda Keanu Reeves’in başrolde olduğu ve kiralık katili canlandırdığı Rain dizisinin yapımcılığını da üstleniyor. Dublörlük işinde para var sanırım! Yönetmenlerden Chad Stahelski, daha önce Kırılma Noktası (1991), The Replacements (2000), The Matrix Reloaded (2003) ve Constantine (2005) filmlerinde Keanu Reeves’in dublörlüğünü yapmıştı. İkilinin tanışıklığı bu yüzden eskilere dayanıyor. John Wick, klasik bir intikam öyküsü ile sonu belli, hikayesi sıradan bir yapım olarak, ünlü bir ismin (yazımda bile filmin isminden çok başrol oyuncusunun ismini kullandım!) gerisinde kalarak karşımıza çıkıyor.

John Wick, benzerlerini çokça izlediğimiz bir klasik intikam öyküsü. Kadrosundaki oyuncuların çoğu da bu tip filmlerden tanıdık yüzler. Fakat filmin başrol oyuncusu olan Reeves, ister istemez filme olan ilgiyi ve beklentiyi artıran önemli bir faktör. Yapılan klasik bir araba hırsızlığı, Rus mafyasının önemli adamlarından birinin oğlunun başını belaya sokacaktır. John Wick, emekliye ayrılmış bir tetikçidir. Emekliliğinin tadını çıkarırken karısının yakalandığı amansız hastalıkla hayatı altüst olur. Karısından kendisine kalan en değerli varlığı ve can yoldaşı köpeğidir. Ancak evine dalan üç gangster onu da öldürür. Gansterlerden biri, mafya babası Viggo Tasarov’un oğlu Josef Tasarov’dur ve John’un daha önce birlikte çalıştığı bir adamdır. Artık kaybedecek hiçbir şeyi de kalmayan John Wick’in tek istediği intikamdır ve New York sokaklarında düşmanlarıyla nefes kesen bir kovalamacanın içine girer. Aslında filme felsefik bir bakış açısı getiren, bu köpeğin ölümü ile beraber hayvanseverlik duygusu olsa gerek. Filmde John Wick’i canlandıran Keanu Reeves, işte bu özellik nedeniyle belki de şunları söylüyor: “Aksiyon filmlerinin duygusal yönün olmasını seviyorum. Sadece şov olmaktan çıkıp bir hikaye anlatıyor.” Filmin asıl esprisi bu zaten: bağlılık. Yer altı dünyasının bazı özelliklerinin ve kurallarının da filme adapte edilmesi güzel bir fikir fakat ‘araba sürmek istiyorum’ diyerek aracıyla lastik yaktığı sahneler gereksizdi. Bunun dışında klasik Amerikan tarzı: herkesi vur klişesi. İlk 15 dakikası kurgunun temelini anlamamız açısından ekranda fakat sıkıcı gelebilir; onun dışında filmin temposu neredeyse hiç düşmüyor ve bazen sürpriz hamleler kaliteyi artırıyor. Bunlar dışında dövüş sahneleri, pahalı arabaları, bol silahlar ve ateş aksiyon hayranlarını cezbedecek kadar iyi. Fakat her 10 atışta bir şarjör değiştirmesine rağmen üzerinde o kadar şarjörü nasıl taşıdığına da bir cevap verebilseydiler, süper olabilirdi ama bu bir film değil mi!!

john-wick-film

John Wick’in oyuncu kadrosunda Keanu Reeves’in yanında, Willem Dafoe, Bridget Moynahan, Adrianne Palicki gibi isimler yer alıyor. Willem Dafoe, oynadığı karakter ile filmdeki sürprizlerden biri fakat pek iş düşmediği de bir gerçek. Beni şaşırtan bir rolü oynadı diyebilirim. Kendisini Örümcek Adam filmiyle de hatırlıyoruz. Bridget Moynahan‘ı daha çok ‘telefonda’ görüyoruz, zaten filmde İphone reklamı gibi başlıyor. Filmdeki Rus karakterler Michael Nyqvist ve Alfie Allen rollerine uygun tiplere sahip. Adrianne Palicki ise filmin ‘güzel yüzü’. Film boyunca müzikler her sahnede, her an da kulaklarınızı tırmalıyor: özellikle aksiyon sahnelerinde arka planda çalan müzikler seyir açısından ayrı bir keyif veriyor.

john-wick-i

John Wick, Keanu Reeves hatırına izlenebilecek sıradan bir intikam ve aksiyon filmi. Özellikle neredeyse tüm rakiplerinin başına tek kurşun attığı bol kanlı sahneler, bu tip filmleri sevenler açısından olumlu sonuç verecektir. Fakat benim açımdan şu ana kadar izlediğim en kötü Keanu Reeves filmi olduğunu ve aksiyon açısından da sıradan bulduğum bir yapım olduğunu söylemem gerek. Bakalım bir sonraki John nasıl olacak!?

İyi seyirler.

 

 

Yorum Yap