İlginizi Çekebilir
Kitap yorum: Onlar
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Kitap Yorum: Cemile

Kitap Yorum: Cemile

Cengiz Aytmatov'un "Dünyanın en güzel aşk hikayesi" diye nitelendirilen Cemile adlı eseri hakkında kitap incelemesi.

Cemile
1

Yine Ötüken yayınlarının bir eseri önümde. Ünlü Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov tarafından kaleme alınan, kimilerince dünyanın en güzel aşk hikayesini anlatan bir eser. Adı Cemile. Fransız Şair Louis Aragon kuyuya bir taş attı ve Cemile adlı eser tüm dünyada tanındı. Yazar adeta şöhretini bu esere borçludur. Bir çocuk bakış açısıyla iki bireyin yaşadığı aşkın tablosunun yansıtıldığı hikaye, bozkırın ortasında çok güzel resmedilmiştir. Eğer Cengiz Aytmatov’un eserlerini usta – kalfa – çırak şeklinde sıralasaydık herhalde bu eseri çıraklık eseri olurdu. Yazın hayatında ortaya çıkardığı eserlerin kronolojisine bakılırsa da bu sonuca ulaşabiliriz.

Cemile kitap incelemesi

Karakter oluşturmadaki ustalığı bilinen yazar, kitabında henüz bu konuda biraz emekleme aşamasında. Kitabın başından itibaren karakterleri tanımaya başlasak da sonrasında çoğu kayboluyor. Ortaya 3 karakter kalıyor ve biz okuyucular bu 3 kişiyi takip ediyoruz: anlatıcı olan Seyit ile Danyar ve Cemile. Sadık karakterinin alalece anlatılması (yani sanki yokmuş gibi, aslında biraz daha üstüne düşse, ondan da nefret etsek olmaz mıydı tıpkı Orazkul gibi?) belki de en önemli eksikliği ancak yazarın burada tercihi, Danyar ile Cemile arasındaki aşkı meşru kılma çabası da olabilir. Bunu da Sadık’ın sarhoş ve karısına değer vermeyen biri olarak tek paragraf ile geçiştirilmesini kanıt olarak ortaya atabiliriz. Böyle büyük bir yazara bu durumda “bence yetersiz, gereksiz bir tercih bunlar” demeye de utanıyor insan. Ama uzaktan bakınca bozkıra, böyle gözüküyor gibi. :)

Velhasıl, karakter kurgusu ustalıkla işlense de bazı noktalarda, bazı isimler konusunda eksik hususlar göze çarpmadı desem yalan olur. Bunun sebebi yazarın aşk hikayesini kısa tutmak, okuyucuyu ayrıntıda boğmamak tercihi olabilir, kim bilir. Bir de kitapta yazarın milliyetçi duygusunu gösteren ifadelerde var eserde: “Danyar’ı dinlerken, yere kapanarak toprağımızı, onu çok seven bir evlat gibi öpmek istiyordum. Çok seven insan böyle yapar.” (s. 53) Yazıldığı dönemde bu şekilde bir cümle kurmak, gerçekten cesaret işi!

Cemile isminin anlamı güzel kadın, gönül alan demek ve Arapça bir isim. Ülkemizde sık olarak kullanılmıyor, hiç olmazsa ben kendi çevremde pek duymadım. Eserin dili gayet akıcı, okurken akıp gidiyorsunuz ve olayların içerisinde sizde tren yolunda okeye dördüncü olmuş gibi, 3 kahramanımıza eşlik ediyor, onlarla birlikte erzakları taşıyorsunuz. Karakterlerimizin psikolojik bakış açıları, olayları yorumlamaları edebi olarak gayet başarılı bir şekilde okuyucuya yansıtılmış. Eser zaten bir tablodan bahsederek başlıyor ve kitabı okurken biz okuyucularda Kiçene Bala yani Seyit’in bakış açısından gördüğümüz bir tabloya baktığımızı görüyoruz.

Cemile adlı eser hakkında yazmış olduğum blog yazısına güzel bir fotoğrafta oluşturdum. Bence güzel. :)
Cemile adlı eser hakkında yazmış olduğum blog yazısına güzel bir fotoğrafta oluşturdum. Bence güzel. :)

Çocuk bakış açısıyla aşk çok yalın anlatıldı

Aytmayov bu çıraklık eserinde aşkın, çaresizliğin, savaşın zor şartlarının, töre ve yasak aşkın nelere neden olabileceğini kurgu etrafında oldukça başarılı bir şekilde betimlemiştir. Burada çevirmen Refik Özdek’i de hatırlatmak gerek; yazarın su gibi akan dilini Türkçe’ye başarıyla aktarmış. Eserde – saklamaya gerek yok – yasak bir ilişki var ve bu da oldukça eleştirilen bir konu. Yazar evli bir bayanın başından geçenleri değil de o dönem itibariyle gayet normal sayılabilecek örneğin başlık parasıyla zorla evlendirilmek istenen bir bayanın başından geçenleri anlatabilirdi. Tabii bu kısım da tercih meselesi. Ben evli bir bayan ile bir erkeğin aşk yaşamasını değil, bir çocuğun gördüğü tabloyu yansıtmasını ve bunun edebi olarak başarılı bir şekilde aktarılmasını beğendim.

Kitaptan altını çizdiğim bazı diğer cümleler;

  • “Fırtına, güçlü ve büyük bir ağacı devirirse, o ağaç bir daha doğrulamaz.” (s. 76)
  • “Altın saçlı bir kadın bile en aşağı bir erkekten daha aşağıdadır.” (s. 77)
  • “Ben gerçeğe, hayatın gerçeğine, o iki insanın gerçeğine ihanet etmedim.” (s. 78)

Yazarın diğer eserlerini okuyanlar, sevecektir. Yaklaşık 80 sayfalık eser duru anlatımıyla bir çırpıda okuyabileceğiniz güzel bir yapıt. İyi okumalar.

Yorum Ekle