İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Kitap Yorum: 500

Kitap Yorum: 500

500

” Herkesin bir fiyatı vardır, uğruna ruhunu satacağı… ” mattosu ile karşımıza çıkan bir roman: 500. Dünyanın hem siyasi hem de ekonomik olarak en önemli merkezlerinden olan Washington‘u kontrol eden ‘gizli’ gücün dolaştığı koridorlarda, yeni yetme ve hırslı bir gencin peşine takılarak: dünyanın gerçekte nasıl yönetildiğine şahit oluyoruz kitabı okurken… Siyasilerin, büyük insanların nasıl komplolara maruz kaldıklarını: daha da kötüsü, aslında ‘ne kadar insani’ olup, basit hatalara düştüklerini ve tabii ki bir ‘yılan’ gibi, avının zayıf anını bekleyen bir avcı gibi onu izleyenlerin neler neler yapabileceğini okuyoruz her satırında romanın. Bu tip hikayeler aslında son zamanlarda çok revaçta; kitabın arka kapağından öğrendiğimiz kadarıyla romanın büyük bütçeli bir şekilde sinemaya aktarıldığını da görüyoruz: hollywood sinemasının son dönemlerde ‘para babalarının’ nasıl bu hale geldiklerini, arka planda normal vatandaşların görmedikleri korkunç ve pis işlerin nasıl döndüğünü anlatan filmler yayınlamaya başlamıştı. Wall Street filmi, bu konuda ilk akla gelen; son zamanlarda leonardo dicaprio ile christian bale gibi oyuncuların baş rollerinde oynadığı yine ‘kirli para’ ana temalı filmleri de örnekler arasında sayabiliriz…

Kitabın arka kapağında yazan yazı, gerçekten ilgi çekici: ” Kim 500’den güçlü olabilir? Ben Mike Ford, geçen yıl Harvard Hukuk’tan mezun oldum ve Amerika’nın en güçlü lobi şirketi Davies Group için çalışıyorum. İşim dünyayı yöneten 500 kişiden “talep”te bulunmak. Neden tekliflerimiz her koşulda kabul ediliyor, patronum Henry Davies’in sırrı ne? Size yemin ederim, hiç öğrenmemeye razıydım. Zorunda bırakıldım. Şimdi hayatımı geri istiyorum. Ama ruhunu şeytana satmışsan, geri almak için önce şeytanın fiyatını bulman gerekir. Siyasi entrikalar, akıl oyunları ve nefes kesen aksiyonu olağanüstü bir şekilde bir araya getiren 500, tüm dünyada geniş yankı uyandırdı; toplam 20 dile çevrilen kitap, yakın zamanda büyük bütçeli bir prodüksiyon olarak beyaz perdeye aktarılacak. ” Bunun yanında kitabın ülkemizde dağıtımını üstlenen domingo yayınevi, bir de fragman hazırlamış: gerçekten bu da kitaba ilgiyi artıran bir sebep; onu da aşağıda izleyebilirsiniz.

Kitabı okuduktan sonra sizde eminim, film tadında bir roman olduğunu düşüneceksiniz. Yazarın hayat hikayesini okuduktan sonra, kitabın içeriğini oluştururken neden zorlanmadığını anlıyoruz: Matthew Quirk,Harvard Üniversitesi Tarih ve Edebiyat mezunu yazarımız, Atlantıc dergisinde beş yıl boyunca suç, özel askeri anlaşmalar, afyon ticareti, terör suçlamaları ve uluslararası mafya gibi çeşitli konularda haber yapmıştır. 500 ilk romanıdır. Washington’da ikamet etmesi belki de kitabını yazarken ona çok fazla yardımcı olmuştur diyebilirim. 🙂

Kitap, sonlardan başlıyor: öyle ki, ana karakterimiz Mike Ford ölmesinin daha mantıklı olduğunu düşünüyor. Sonra hani insanın gözünün önünden hayatı film şeridi gibi geçer derler ya: işte ana karakterimiz Mike her şeyi başa sarıyor ve ölüm düşüncesine kapılmasına neden olan olayları en baştan anlatmaya başlıyor. Tabii bazı şeyleri, onun hikayesini takip ederken onunla beraber biz de sonradan öğreniyoruz. Mike tıpkı yazar gibi Harvard Üniversitesi hukuk bölümü mezunu, babası hapishanede, annesi ölen, yan kesicilik ve hırsızlık geçmişi olan biri olarak karşımıza çıkıyor. Fırsatları her zaman en iyi şekilde değerlendirmesi için üzerindeki bir baskı var: borçları yani para kazanma hırsı! Bu hırs ile Davies Group’ta kendine yer buluyor: zamanla bu grubun neler yaptığını, onunla beraber bizde şaşırarak öğreniyoruz. Dünyanın en güçlü insanlarını kontrol ettiğini öğrendiği an ise; kendisi için, ruhu için ‘ya hep, ya hiç’ kararını vermesi icap ediyor. Davies Group’un sahibi Henry’nin en çok güvendiği ve belki de oğlu kadar sevdiği Mike için gelecek planları farklıdır; kendi gençliğini gördüğü bu genci ele geçirmek isteyen Henry bunda başarılı olmaya çok yaklaştığını biliyor ama herkesin bir kirli geçmişi vardır değil mi? İşte bu noktada Mike’ın eline geçen fırsat, hayatını değiştiriyor: ölüm noktasına geliyor neredeyse…

Konu: mükemmel bir seçim.
Kurgu: Başlardaki mükemmellik, sonlara doğru birbirine karışan saçma bir döngüye dönüşüyor.
Anlatım: gerçekten samimi! Küfürler hava da uçuşuyor!
Karakter betimlemeleri: Ana karakterler ( Henry ve Mike ) üzerinde çok duruldu ve şuan ikisini de çok iyi tanıyorum diyebilirim! Ama Marcus konusu biraz muamma da bırakıldı gibi geldi bana; tabii ki bir de kitabın sürpriz kızı Annie… Bilerek yapılmış olabilir.
Dil: Kitabın dili sade ve anlaşılır. Çeviriyi yapan arkadaşın da bazı bilinmeyenleri dip not olarak eklemesi güzel!.

Aksiyonun hiç bitmediği bir roman, 500. Washington’daki en güçlü insanları ağına alıp, yöneten bir insan düşünün: tüm dünyaya açılmaya başladığı an, geçmişi onun peşini bırakmaz: tabii ki iyi insanların hala yaşadığını hatırlatan bir yargıç vasıtasıyla… Sonrasında direksiyonun başına Mike geçiyor ve ikili arasında amansız bir yarış başlıyor. Sonlara doğru yaşanan ABD adalet bakanlığına giriş, Mike’in yaptığı kaçış girişimleri falan: ancak filmlerde olacak türden basit ve sıradan, yazarın böyle önemli anları geçiştirircesine yazması sona doğru kitabın kalitesini düşürdü diyebilirim. Çok hızlı, akıcı ve iyi giden romanın sonunun daha çarpıcı olmasını bekliyordum açıkcası ama yanıldım.

Ekonomi okuyanların, dünyada neler dönüyor diye merak edenlerin okuması gereken bir kitap bana göre. Bu arada ben kitabı okuduktan sonra yaptığım araştırmalar sonucunda bir kaç bilgiye daha ulaştım: kitabın devamını yazar yakında yayınlayacak! The Directive adıyla yayınlanacak roman, Mike’ın 500 romanı sonucunda hayatta kalma mücadelesine devam edeceğini gösteriyor. Yazarın kitaplarının bu kadar ünlenmesine ya da güzel olmasına rağmen, sosyal medya hesaplarında onu takip edenlerin çok olmaması da bana komik geldi, buraya onu da yazmak istedim. 🙂

İyi okumalar..

Yorum Yap