İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Google Aramalarım
  3. Zariyat Suresi Önemi, Latin Harfli ve Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali

Zariyat Suresi Önemi, Latin Harfli ve Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali

Zariyat Suresi Önemi, Latin Harfli ve Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali
1

Zariyat süresinin önemini anlatan birkaç yazı okudum; bunun yanında bloguma google üzerinden gelen birçok kişinin Fetih süresi konusunda arama yaptığını gördüm. Bu konuda farklı yazılarla okuyuculara yardımcı olmak istedim. Zariyat Suresi hakkında bilgiler topladım. Sonuçta Google aramaları kategorisindeyiz değil mi? ? Aşağıdaki bilgilerin hepsi googlede yaptığım bir kaç aramanın bir araya getirilmesiyle oluştuğunu belirteyim.

Zariyat Suresi Kuran-ı Kerim’in 521. sayfasındadır. 60 ayettir. Sure ismini ilk ayette geçen ve rüzgarlar anlamına gelen zariyat kelimesinden alır. Zariyat Suresi’nde Allah’a inananların durumundan, İbrahim ve Musa Peygamberler’den, Ad ve Semud kavimlerinden, Nuh Peygamber’in kavminden ve zalimlerden bahsedilir. Surede bazı ayetler mütercimler tarafından güncellenme olarak değerlendirilebilecek şekilde, bazı anlam kaymalarıyla tercüme edilebilmektedirler. Bu kapsamda 7.ayettte geçen ve örgü, örme anlamındaki HuBuKi kelimesi yörüngeler, yollar şeklinde, 47. ayetteki olağan kullanımda genişlik veren, genişleten anlamındaki musiun, genişletmekteyiz şeklinde verilebilmektedir.

Zariyat süresinin faziletine dair birkaç hadis:

Zariyat suresi hasta bir kişiye okunduğu zaman Allahü Teala’nın izniyle hastalıklarından eser kalmaz.

Doğum Yapacak kadının üzerinde Zariyat suresi bulundurulursa, Allahın izniyle doğum sancıları azalır, acısız bir doğum gerçekleştirir.

Zariyat suresini Sürekli zikreden kimse yoksulluk çekmez, bolluk bereket içinde yaşar.

Zariyat Suresini kıtlık zamanı 70 defa okuyan kimse Allah u tealanın lütfu keremi ile kıtlığın giderilmesine vesile olmuş olur, bolluk, bereket ve ucuzluk olur, tarla, bağ, bahçe mahsulü çok olur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in Zariyat suresi hakkındaki hadisleri nelerdir? İşte Zariyat Suresi İle İlgili Hadislerden bir tanesi: Onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı (Zariyat, 17) mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı: “Onlar akşamla yatsı arasında namaz kılarlardır.” Bir rivayette şu ziyade var: “Böylece yanları yataklarından uzaklaşır” (Secde, 16). Ravi: Enes Kaynak: Ebu Davud,Salat 312, (1322)

Zariyat Suresi Okunuşu / Türkçesi

Zariyat Suresi

Bismillâhirrahmânirrahîm

51/ZÂRİYÂT-1: Vez zâriyâti zerven.
Savurarak esip dağıtan rüzgârlara andolsun!

51/ZÂRİYÂT-2: Fel hâmilâti vıkren.
Ve de yük taşıyanlara (yağmur yüklü bulutlara).

51/ZÂRİYÂT-3: Fel câriyâti yusren.
Sonra kolayca akıp gidenlere (süzülenlere).

51/ZÂRİYÂT-4: Fel mukassimâti, emren.
Hem de emrederek (işleri), (görevli meleklere) taksim edenlere (andolsun ki…)

51/ZÂRİYÂT-5: İnnemâ tûadûne le sâdikûn.
Muhakkak ki size vaadolunanlar kesinlikle doğrudur.

51/ZÂRİYÂT-6: Ve inned dîne le vâkıu(vâkıun).
Ve muhakkak ki dîn (hesap görme; mükâfat veya ceza), kesinlikle vuku bulacaktır (gerçekleşecektir).

51/ZÂRİYÂT-7: Ves semâi zâtil hubuki.
Ve dairesel yollara sahip olan semaya andolsun.

51/ZÂRİYÂT-8: İnnekum le fî kavlin muhtelifin.
Muhakkak ki siz, mutlaka ihtilâflı bir söz (düşünce) içindesiniz.

51/ZÂRİYÂT-9: Yû’feku anhu men ufik(ufike).
Döndürülmüş olan kişi, ondan çevrilir.

51/ZÂRİYÂT-10: Kutilel harrâsûne.
Yalancılar kahrolsun!

51/ZÂRİYÂT-11: Ellezîne hum fî gamretin sâhûne.
Onlar ki cehalet içinde, gaflette olanlardır.

51/ZÂRİYÂT-12: Yes’elûne eyyâne yevmud dîn(dîni).
“Dîn günü (hesap günü) ne zaman?” diye sorarlar.

51/ZÂRİYÂT-13: Yevme hum alen nâri yuftenûne.
O gün onlar, ateşe atılarak (fitnelerinin karşılığı olarak) azaba maruz bırakılırlar.

51/ZÂRİYÂT-14: Zûkû fitnetekum, hâzellezî kuntum bihî testa’cilûn(testa’cilûne).
Fitnenizi (yalanladığınızı) tadın! Bu, sizin acele istemiş olduğunuz şeydir.

51/ZÂRİYÂT-15: İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûnin.
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır.

51/ZÂRİYÂT-16: Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn(muhsinîne).
Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır.

51/ZÂRİYÂT-17: Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn(yehceûne).
Onlar geceden uyudukları şey (zaman parçası) çok az olanlardı.

51/ZÂRİYÂT-18: Ve bil eshârihum yestağfirûne.
Ve onlar, seher vakitlerinde mağfiret dilerler.

51/ZÂRİYÂT-19: Ve fî emvâlihim hakkun lis sâili vel mahrûmi.
Ve onların mallarında isteyenlerin ve mahrum olanların (isteyemeyenlerin) hakkı vardır.

51/ZÂRİYÂT-20: Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.
Yakîn hasıl edenler için yeryüzünde (Allah’ın) âyetleri vardır.

51/ZÂRİYÂT-21: Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).
Ve kendi nefslerinizde de (âyetler) vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?

51/ZÂRİYÂT-22: Ve fîs semâi rızkukum ve mâ tûadûn(tûadûne).
Ve semada sizin rızkınız ve vaadolunduğunuz şeyler vardır.

51/ZÂRİYÂT-23: Fe ve rabbis semâi vel ardı innehu le hakkun misle mâ ennekum tentıkûn(tentıkûne).
İşte Rabbe, semaya ve yere andolsun ki; şüphesiz o, mutlaka sizlerin konuştuğunuz şeyler kadar haktır.

51/ZÂRİYÂT-24: Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukremîn(mukremîne).
Hz. İbrâhîm’in ikram edilen misafirlerinin haberi sana geldi mi?

51/ZÂRİYÂT-25: İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâm(selâmun), kavmun munkerûn(munkerûne).
Onun yanına geldikleri zaman “selâm” dediler. (Hz. İbrâhîm de): “Selâm yabancı kavim.” dedi.

51/ZÂRİYÂT-26: Fe râga ilâ ehlihî fe câe bi iclin semînin.
Bunun üzerine (Hz. İbrâhîm) gizlice ailesinin yanına gidip hemen (kızarmış) semiz bir buzağı getirdi.

51/ZÂRİYÂT-27: Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn(te’kulûne).
Böylece onu (yemeği) onlara yaklaştırdı (ikram etti): “Yemez misiniz?” dedi.

51/ZÂRİYÂT-28: Fe evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm(alîmin).
Fakat onlardan korktuğunu hissetti: “Korkma!” dediler. Ve onu alîm bir erkek çocukla müjdelediler.

51/ZÂRİYÂT-29: Fe akbeletimreetuhu fî sarretin fe sakket vechehâ ve kâlet acûzun akîmun.
Bunun üzerine hanımı (bu haberi) çığlık atarak karşıladı. Ve yüzüne vurarak: “Ben kısır ihtiyar bir kadınım.” dedi.

51/ZÂRİYÂT-30: Kâlû kezâliki kâle rabbuk(rabbuki), innehu huvel hakîmul alîmu.
“Senin Rabbinin buyurduğu şey işte budur.” dediler. Muhakkak ki O; Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir), Alîm’dir.

51/ZÂRİYÂT-31: Kâle fe mâ hatbukum eyyuhel murselûn(murselûne).
(Hz. İbrâhîm): “Öyleyse ey elçiler! Söylemek istediğiniz şey nedir?” dedi.

51/ZÂRİYÂT-32: Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîne.
Dediler ki: “Muhakkak ki biz, mücrim bir kavme gönderildik.”

51/ZÂRİYÂT-33: Li nursile aleyhim hıcâreten min tînin.
Onların üzerlerine balçıktan taşlar yollamak için.

51/ZÂRİYÂT-34: Musevvemeten inde rabbike lil musrifîn(musrifîne).
Onlar, Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş olan (taşlardır).

51/ZÂRİYÂT-35: Fe ahrecnâ men kâne fîhâ minel mû’minîn(mû’minîne).
Sonra orada mü’minlerden kim varsa çıkardık.

51/ZÂRİYÂT-36: Fe mâ vecednâ fîhâ gayre beytin minel muslimîn(muslimîne).
Fakat orada, bir evden başkasında, müslümanlardan (bir kimse) bulamadık.

51/ZÂRİYÂT-37: Ve tereknâ fîhâ âyeten lillezîne yahâfûnel azâbel elîm(elîme).
Ve orada elîm azaptan korkanlar için delil bıraktık.

51/ZÂRİYÂT-38: Ve fî mûsâ iz erselnâhu ilâ fir’avne bi sultânin mubînin.
Ve Hz. Musa’da (da deliller vardır). Onu firavuna apaçık bir sultanla (mucize ile) göndermiştik.

51/ZÂRİYÂT-39: Fe tevellâ bi ruknihî ve kâle sâhırun ev mecnûnun.
Fakat o, etrafındakilerle yüz çevirdi ve: “O bir sihirbaz veya delidir.” dedi.

51/ZÂRİYÂT-40: Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm(mulîmun).
Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve böylece onları kınanmış olarak denize attık.

51/ZÂRİYÂT-41: Ve fî âdin iz erselnâ aleyhimur rîhal akîm(akîme).
Ve Ad (kavminde) de (ibretler, deliller vardır). Onlara, “yok edici” bir rüzgâr göndermiştik.

51/ZÂRİYÂT-42: Mâ tezeru min şey’in etet aleyhi illâ cealethu ker remîm(remîmi).
(O rüzgâr), üzerinden geçtiği (hiç)bir şeyi bırakmayarak, mutlaka kül gibi toz haline getirdi.

51/ZÂRİYÂT-43: Ve fî semûde iz kîle lehum temetteû hattâ hînin.
Ve Semud (kavminde) de (ibretler, deliller vardır). Onlara: “Bir süre metalanın (yararlanın).” denilmişti.

51/ZÂRİYÂT-44: Fe atev an emri rabbihim fe ehazethumus sâikatu ve hum yanzurûn(yanzurûne).
Fakat Rab’lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine, onlar bakıyorlarken, kendilerini yıldırım aldı.

51/ZÂRİYÂT-45: Fe mestetâû min kıyâmin ve mâ kânû muntesirîne.
O zaman ayağa kalkmaya muktedir olamadılar. Ve onlar “yardım edilenler” olmadılar.

51/ZÂRİYÂT-46: Ve kavme nûhın min kabl(kablu), inne hum kânû kavmen fâsıkîn(fâsıkîne).
Ve ondan evvel Nuh kavmi de… Muhakkak ki onlar fasık bir kavimdi.

51/ZÂRİYÂT-47: Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûn(mûsiûne).
Ve sema; Biz onu büyük bir kudret ile bina ettik. Ve muhakkak ki (onu) genişletici olan elbette Biziz.

51/ZÂRİYÂT-48: Vel arda fereşnâhâ fe ni’mel mâhidûn(mâhidûne).
Ve yeryüzü; onu döşek yaptık. İşte ne güzel düzenleyici.

51/ZÂRİYÂT-49: Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.

51/ZÂRİYÂT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

51/ZÂRİYÂT-51: Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Ve Allah ile beraber başka ilâhlar kılmayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

51/ZÂRİYÂT-52: Kezâlike mâ etellezîne min kablihim min resûlin illâ kâlû sâhırun ev mecnûn(mecnûnun).
İşte böyle, onlardan öncekiler de, (kendilerine) gelen resûle “sihirbazdır veya mecnundur”dan başka bir şey demediler.

51/ZÂRİYÂT-53: E tevâsav bih(bihî), bel hum kavmun tâgûn(tâgûne).
Onu (resûle “sihirbaz veya mecnun” demeyi, sonrakilere) vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir kavimdir.

51/ZÂRİYÂT-54: Fe tevelle anhum fe mâ ente bi melûm(melûme).
O halde onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin.

51/ZÂRİYÂT-55: Ve zekkir fe innez zikrâ tenfeul mû’minîn(mû’minîne).
Ve öğüt verip hatırlat. Muhakkak ki tezekkür, mü’minlere fayda verir.

51/ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya’budûn(ya’budûni).
Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.

51/ZÂRİYÂT-57: Mâ urîdu minhum min rızkın ve mâ urîdu en yut’imûni.
Onlardan (hiç)bir rızık istemiyorum ve Beni doyurmalarını da istemiyorum.

51/ZÂRİYÂT-58: İnnallâhe huver rezzâku zul kuvvetil metîn(metînu).
Muhakkak ki Allah; O, rızık verendir, güç, kuvvet sahibidir.

51/ZÂRİYÂT-59: Fe inne lillezîne zalemû zenûben misle zenûbi ashâbihim fe lâ yesta’cilûni.
İşte muhakkak ki zulmedenlerin (azaptan) nasibi, arkadaşlarının nasibi (azabı) gibidir. Artık Benden (azabı) acele istemesinler.

51/ZÂRİYÂT-60: Fe veylun lillezîne keferû min yevmihimullezî yûadûn(yûadûne).
Bu durumda vaadolundukları (kıyâmet) günü sebebiyle inkâr edenlerin vay haline.

Arapça Zariyat Süresi:

Arapça Zariyat Suresi Dinle

 

 

Yorum Yap