Türkiye’nin Koronavirüs ile Mücadelesinde Belediyeler
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım

Türkiye’nin Koronavirüs ile Mücadelesinde Belediyeler

0

Türkiye’nin Koronavirüs ile Mücadelesinde Belediyeler adlı kitap Oğuzhan ERDOĞAN tarafından kaleme alınan, Türk İdari Araştırmalar Vakfı (TİAV) tarafından piyasaya sürülen bir akademik kitap. Yaklaşık 180 sayfa olan kitabın elimde bulunan baskısı 2022 tarihli ve Mart 2021 tarihine kadar yapılanların iyi bir özeti niteliğinde. Kitabın önsözü İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman SOYLU tarafından kaleme alınmış. Adı üstüne pandemi döneminde belediyelerin yaptığı çalışmaları odak noktası yapmış ve ortaya güzel bir akademik çalışma çıkmış diyebiliriz. Kitabın basımında Türkiye Belediye Birliği’nin katkısı olduğunu da söyleyelim. Çalışmanın Doç. Dr. Oğuzhan ERDOĞAN tarafından akademik bir dille ele alınan konunun yanında, yazarın aynı zamanda şuan bu yazıyı yazdığım tarihlerde bir ilçemizde Belediye Başkan Yardımcılığı da yaptığını ekleyelim.

Dünyada kamusal düzen anlamında yaşanan hızlı değişim, siyasi, merkezi ve yerel yönetimlerinde şekillenmesine neden olmaktadır. Kamu yönetiminin yerel ağını oluşturan yerel yönetimler konusunda ise ilk akla gelen kurum belediyeler olmaktadır. “Belediyeler, küçük dokunuşlarla sağlıktan, altyapıya, spordan kültürel etkinliklere, ulaşımdan, tarım ve hayvancılığa kadar hızlı ve etkili çözümler üreterek virüsün toplum genelinde yarattığı tahribatı engellemek için çaba sarf etmişlerdir.” (s. 7). Yaşanan salgın döneminde belediyelere de önemli görevler verilmiştir. “Koronavirüs pandemisinin yayılmasının engellenmesi ve virüsün kontrol altına alınması için merkezi yönetim ve yerel yönetimler tarafından birçok tedbir alınmış ve bu tedbirler sıkı bir şekilde hayata geçirilmiştir.” (s. 32). Bu yazımda ben, okuduğum bu kitapta altını çizdiğim, ilginç ve başarılı bulduğum, özgün olduklarını düşündüğüm belediye çalışmalarına özellikle yer vermek istiyorum. Ayrıca kitap hakkındaki düşüncelerimi de yazacağım. Altını çizdiğim ve kitaptan alıntı olarak paylaştığım cümleleri, kitabın ilgili sayfasını dipnot olarak parantez içinde sizlerle de paylaşacağım (böylelikle kaynak belirtmiş olacağım).

Türkiye’nin Koronavirüs ile Mücadelesinde Belediyeler Neyi Anlatıyor?

Kitabın ilk kısmında sayın bakanımız Süleyman SOYLU’nun konu hakkındaki önsözü yer alırken, sonrasında yazar konuya dünyada daha önce yaşanmış salgın hastalıkları bahsederek devam etmiş. Örneğin İspanyol Gribi 1915’te etkili olmuş ama çıkış noktası ABD. Keza Hong – Kong gribi 1968 yılında ortaya çıkmış ancak çıkış yeri Çin. Domuz Gribi 2009’da Meksika’da, MERS ise 2015 yılında Suudi Arabistan’da ortaya çıkmıştır. Bunun yanında söz konusu salgınlarda hayatını kaybedenlerin rakamları verilerek son kısımda koronavirüs salgını ile kısa bir karşılaştırması yapılmış ve “Türkiye’de 25 Ocak 2022 tarihi itibariyle 84 bin 45 kişi koronavirüsten hayatını kaybetmiştir. Covid-19 pandemisi Asya Gribi, Hong-Kong Gribi ve SARS’tan sonra son Çin menşeli dördüncü, koronavirüs kökenli üçüncü büyük salgındır.” (s. 20). bilgisi verilerek konu detaylandırılmıştır.

Belediyeler salgın konusunda ellerinden gelen çalışmaları yaparken, yaptıkları hizmetleri sertifikalandırmak adına da çalışmalar yapmış, “Karatay, Çarşamba, Meram ve Kayapınar Belediyeleri Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından oluşturulan ‘Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Belgelendirme Programı’ şartlarını yerine getirerek Türkiye’de ‘TSE Covid-19 Güvenli Hizmet Belgesi’ almaya hak kazanan ilk belediyeler olmuştur.” (s. 47) Sosyal belediyecilik anlamında da önemli çalışmalar belediyeler tarafından yapılmıştır. Bunların birçoğu aşağıda yazının devamında sizlerle olacak, bunun yanında ilginç ve başarılı bulduğum proje çalışmaları örneklerinde var ama bir tanesini de buraya yazalım: “Zonguldak, Bartın, Van, Kütahya, Trabzon ve Hatay Büyükşehir Belediyesi gibi birçok belediye hijyen tedbirleri kapsamında su faturası borcu olan vatandaşlar için su kesintisi yapmayacağını açıklamıştır. … Tuzla Belediyesi tarafından vatandaşların günlük hijyen ihtiyaçlarını sağlamak için ‘el dezenfektan bilekliği’ dağıtımı yapılmıştır.” (s. 57-58).

Salgın döneminde en çabuk çözülmesi gereken olay koordinasyon ve halkın doğru bilgilendirilmesi idi. Devlet bu konuda elinden geleni fazlasıyla yaptı diye düşünüyorum. Zaten birçok olayı canlı canlı televizyonlardan izledik. “Covid-19 kapsamında valiliklere, belediyelere ve ilgili kamu-kurum ve kuruluşlarına Mart 2021 tarihine kadar 34’ü sınırlarla, 188’i yurt içi ile ilgili olmak üzere toplamda 222 adet genelge gönderilmiştir.” (s. 16). Şeffaf bir yönetim izledik. “Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı koronavirüs ile mücadele kapsamında erkenden önlem alarak 6 Ocak’ta bir operasyon merkezi kurmuştur. 10 Ocak 2020’de ise koronavirüse karşı alınacak tedbirleri belirlemek ve Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde yol haritasını çizmek amacıyla ‘Koronavirüs Bilim Kurulu’ kurulmuştur. …. 14 Ocak’ta Covid-19 hastalığı rehberi hazırlanarak, teşhisten tedaviye kadar tüm süreçlere ilgili vatandaşlar bilgilendirilmiştir. …. Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda alınan kararlar ile koronavirüsün Türkiye’ye girişi mart ayına kadar engellenmiştir. Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart 2020’de İstanbul Tıp Fakültesi’nde tespit edilmiştir. 17 Mart’ta ise ilk ölümlü vaka gerçekleşmiştir.” (s. 31). İlk andan itibaren her konu Sağlık Bakanımız tarafından an ve an kamuoyu ile paylaşılmıştı. Devlet tüm birimleriyle olaya müdahale etmeye çalışmıştır. “Vefa Sosyal Destek Gruplarında toplam 144.907 kişi görev yapmıştır.” (s. 65).

Bunların dışında özellikle sosyal medyanın doğru bilginin yayılması konusunda çok başarısız olduğu da bir gerçek. “Koronavirüs döneminde sosyal medya ve internet aracılığı ile yayınlanan yalan haberlerin sayısında büyük artışlar yaşanmıştır.” (s. 48). Bunun önüne geçmek için devletin tüm kurumları doğru bilgiyi anında sosyal medyaya aktarmaya çalışmış, bunun yanında yerel yönetimlerde sosyal medya üzerinden farkındalık oluşturmaya çalışmıştır. “Birçok belediye pandemi sırasında alınan önlemler ve yapılan çalışmalar ile ilgili vatandaşları bilgilendirmek için Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlarını yoğun bir şekilde kullanmıştır.” (s. 53). Bu sosyal ağlara özellikle Instagram ve TikTok’u eklemek de mümkün. Bu tip sosyal medya siteleri üzerinden yayılan yanlış bilgiler vatandaşların hem psikolojik hem de fiziksel olarak etkilenmelerine neden olmuştur. “Koronavirüsün insanlar üzerinde yarattığı yıkıcı etkilerden biri de bir tür bilgi kirliliği olarak tanımlanan infodemi’dir.” (s. 94). Bu konuda da belediyeler çeşitli çalışmalar yapmıştır.

Koronavirüs ile Mücadelede Belediyeler Neler Yaptı?

Koronavirüs döneminde yapılması elzem olanlardan bir tanesi de halkın moral seviyesini yüksek tutmaktı. “Salgınla mücadelede alınan kararlara vatandaşların uyması ve vatandaşların salgına karşı dirençlerini artırmak için ‘moral’ önemli bir motivasyon kaynağıdır.” (s. 85). Bu kapsamda belediyelerin çeşitli alanlarda çalışmalar yaptığını görüyoruz. “Pandemi sürecinde sosyal ve kültürel imkanlardan mahrum kalan vatandaşlar için Çumra Belediyesi tarafından ödüllü bilgi yarışmaları düzenlenmiştir.” (s. 86). Benim belediyelerin ‘yapmaması gereken etkinlikler’ arasında gördüğüm konserler konusunda ise pandemi döneminde çalışmalar yapılmaya devam edildiği görülüyor. “Pendik, Sivas, Uşak, Karaman, Bilecik, Tuzla ve Çanakkale’de gerçekleştirilen online konserlerle vatandaşlar koronavirüs salgını sürecinde moral bulmuştur.” (s. 89). Tabii ki pandemi döneminde yapılan konserler sadece halka değil, sanatçılara da moral olmuştur. Bunun yanında ekonomik olarak kötü durumda olan esnafın moral bulmasına yönelik çalışmalarda yapılmıştır. “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi piyasayı ve esnafı rahatlanmak için esnaf, tüccar ve firmalara olan 70 milyon lira borcunu 1 ay erken ödemiştir.” (s. 83). Ayrıca esnafın bu süreçte kendini geliştirmesine yönelik çalışmalarda yapılmıştır. “Pandemi sürecinde online e-ticaret eğitimi alan Bağcılar Belediyesi Feyzullah Kıyıklık Engelliler Merkezi kursiyerleri, sınırları aşarak, dünyanın en büyük e-ticaret platformu olan Amazon’da satıcı olabilmek için sertifikalarını almıştır.” (s. 74).

Kitabın benim açımdan en dikkat çeken tarafı, belediyelerin bilimsel araştırmaları, “robot” üretecek kadar ileriye taşımaları ve bu konuda elle tutulur çalışmalar ortaya koymaları oldu. “Koronavirüsle mücadele çalışmalarını sürdüren İzmit Belediyesi, kendi ürettiği ultraviyole (UV) dezenfeksiyon robotunun patentini almıştır.” (s. 104). Bir belediyemiz ise daha da ileri giderek robotu üretmeyi başardı. “Nazilli Belediyesi, termal kamera ile ateş ölçümü yapabilen, anlık veri kaydeden, çift taraflı pulverizasyon ile virüslerle dış ortamda mücadele edebilen, UVC lambalar ile iç ortam virüs ve bakteri dezenfeksiyonu yapabilen, kimyasal kullanmadan ibadethanelerde hızlı zemin dezenfeksiyonu sağlayan, yörünge ve rota planlama yazılımına sahip, engelleri algılayabilen ve yüzde yüz yerli yazılımla geliştirilen Nazbot1’i üretmiştir.” (s. 105). Bu bilimsel çalışmalar maske takımına yönelik algıyı artırmaya yönelik çalışmaları da içermiştir. “Trabzon Büyükşehir Belediyesi, otobüs duraklarına yerleştirdiği dijital ekranlar ile maskesi olmayanların yüzünü özel bir yazılımla virüs görseline dönüştürerek vatandaşları maske takmaya teşvik etmiştir.” (s. 105). Bu tip bilimsel çalışmaların olması belediyelerin yerel yönetim alanında yaptığı yenilikler olarak dikkate değer olarak göze çarpıyor. “… belediyeler, ülke çapında alınan önlemleri sıkı bir şekilde uygulayarak ve yenilikçi stratejiler geliştirerek bir nevi yaşayan laboratuvar görevi görmüşlerdir.” (s. 151).

Burada özellikle yer vermek istediğim bir konu var. Pandemi döneminde neredeyse evden çıkmadık; tüm kamu kurumları ellerinden geleni yapmaya çalıştı, bazısı az yaptı bazısı çok yaptı: o ayrı bir konu. Ancak herkes farkındalık oluşturmak adına değişik fikirlerle basında yer alan çalışmalara yer verdi. Ben burada camilere ayrı bir parantez açmak istiyorum. “Camiler koronavirüs tedbirlerinin en güzel uygulandığı yerler olarak pandemi döneminde başarılı uygulamaları ile dikkat çekmiştir.” (s. 118). Bu durumu bizzat gördüm, kurallara en üst seviyede uyulmaya çalışıldı. Güzel bir görüntü. Belediyelerde ibadethaneler konusunda çalışmalar yaptı. “Melikgazi, Isparta, Edirne ve Üsküdar gibi belediyeler camilerde kullanılmak üzere tek kullanımlık seccade dağıtmıştır.” (s. 118). Ölüm, kesin. Bu konuda da hem devlet hem kurumlar hem de belediyeler çalışmalar yaparak vatandaşın üzerindeki yükü, bu zor günlerde almak adına projeler yürüttüler. “Türk Hava Yolları ile Keşan, Isparta ve Muğla Belediyesi gibi birçok belediye arasında imzalanan protokol ile vefat eden kişilerin cenazesi, cenaze yakınlarının talebi halinde, THY’nin sefer düzenlediği her ile taşınmakta ve ücreti belediye tarafından ödenmektedir.” (s. 121). Bu durum sosyal belediyecilik adına adeta nirvana sayılabilecek çalışmalardan bir tanesidir.

Kitabın görseli bu şekilde ve halihazırda kitapyurdu dahil birçok kitap sitesinde satışı yapılmaktadır.
Kitabın görseli bu şekilde ve halihazırda kitapyurdu dahil birçok kitap sitesinde satışı yapılmaktadır.

Bu süreçte belediyeler arası iş birliği çalışmaları da yapıldı. Buna görev yaptığım Bayburt özelinde bir örnek vermek istiyorum: “Ümraniye Belediyesi tarafından Demirözü Belediyesine kamyon ve kepçe hibe edilmiştir.” (s. 133). Bu iş birliği karşılıklı yardım şeklinde de oldu; benzer durum dünya ülkelerindeki belediyelerde de yaşanmış: “Frankfurt Belediyesi kardeş belediyesi Milan’a koronavirüsüne karşı mücadele kapsamında 10.000 Euro bağışlamıştır.” (s. 141).

Koronavirüs ile mücadele döneminde özellikle solunum cihazı alanında büyük bir eksiklik olduğu dünya çapında hissedildi. Bu konuda milli bir takım oluşturuldu ve Arçelik’in üretim, Baykar ve ASELSAN mühendislerinin teknik destek ve katkıyla Biyosys ortaya çıktı. Tabii belediyeler özelinde kitapta bu durumdan bahsedilmedi, konu dışı olduğundan dolayı… Bu arada kamuoyunda oldukça eleştirilen Adana’da belediye tarafından yapılan Sahra hastanesi ile yine bir parti tarafından yapılan nefes alma ünitesinden kitapta bahsedilmeyerek polemiğe girmeme tercihinde bulunulduğunu gördük. Bu durumu da belirtmek istedim.

Belediyeler elde ettikleri gelirlerden belki de fazlasını kullanarak, pandemi döneminde sosyal devlet kavramını en yoğun şekilde vatandaşa yansıtarak, çeşitli işler yerine getirmiştir. “… dünya genelinde belediyeler tarafından Covid – 19 pandemi sürecinde birçok proje, uygulama ve tedbir hayata geçirilmiştir.” (s. 136). Ancak bu yapılanlara rağmen belediyelerin önemli bir gelir kaybına uğradığı da bir gerçek. “Toplu taşımadan gelen gelirler, özellikle toplu taşımadaki yolcu sayılarının %80 ila 90 oranında düştüğü büyük şehirlerde önemli ölçüde azalmıştır. Otopark, eğlence programları ve diğer belediye hizmetlerinden elde edilen gelirler de düşmüştür.” (s. 136). Bu durumda belediyelerin bütçe açısından sıkıntı yaşamalarına neden olmuş, belirli alanlardaki harcamalarını kısarak pandemiye odaklanmalarına yol açmıştır. Ülkemiz özelinde pandemi döneminde belediyelerin işçi çıkardığını açıkçası duymadım, kitapta da bu konuda herhangi bir bilgi verilmedi ancak yurt dışında çok ciddi sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. “Edmonton Belediyesi 2900 çalışanını, Toronto’nun bir banliyösü olan Vaughan Belediyesi ise işgücünün yarısından fazlasını geçici olarak işten çıkarmıştır. ABD’nin New York Belediyesi, Covid-19 aşısı yaptırma zorunluluğu olup aşı yaptırmayan 2 binden fazla itfaiyeciyi sağlık iznine ayırmış, yaklaşık 9 bin belediye çalışanını da ücretsiz izne çıkartmıştır.” (s. 138). Ülkemizde biliyorsunuz genelde evden çalışma modeline geçildi.

Kitabın ilk kısmında ilçeler için daha güvenli olması hasebiyle son dönemde tartışılan modellerden de kısaca bahsedildi. “Kent güvenliğinin ve sağlığının mahalleden başladığını ortaya koyan ’20 dakikalık mahalle ya da 15 dakikalık şehir’ modelleri son zamanlarda dikkat çekmektedir. … 15 dakikalık şehir modelinin kurucusu Prof. Dr. Carlos Moreno’ya göre kentlerin onurlu yaşam, iyi çalışma koşulları, ihtiyaçlarını karşılamak için yeterince kazanma, eğitim, iyi olma hali ve eğlenme gibi altı temel işlevi vardır.” (s. 25). “15 dakikalık şehir modeline Paris, 20 dakikalık mahalle modeline ise Melbourne kentleri öncülük etmektedir.” (s. 27). Bu modellerin uygulanabilirliği günümüzde çok kolay değil, belediyelerin bu konuda mutlaka yenilikçi ve uzun vadeli düşünmeye ihtiyaçları var ama ne kadar mümkün olur, bilemiyorum. Bu modeller keşke İstanbul belki olmaz ama Ankara, İzmir gibi illerimizde küçük ölçekte ilçelerinde uygulansa güzel olurdu diye de düşünüyorum.

Kitabın 3. Bölümünde ayrıca dünyada koronavirüs çalışmaları kapsamında belediyelerin yaptıkları projelere de uzun uzadıya yer verilmiş, bu da kitabın çeşitliliği ve karşılaştırma açısından faydalı olduğunu düşünüyorum. “Barselona Belediyesi yaşlılarla iletişim için ‘VinclesBCN’ adlı yeni bir sağlık kanalı açmış, Bilbao Belediyesi kalacak yeri olmayan vatandaşlara belediye spor salonlarını ücretsiz olarak tahsis etmiş, Jeonju Belediyesi turistlere dil hizmeti vermiş, yabancı öğrenciler için havaalanı servis hizmeti sağlamış, karantinadaki vatandaşların temel ihtiyaç malzemelerinin eve teslimi hizmeti vermiştir. Bordeaux Belediyesi kent içinde ücretsiz otopark hizmeti vermiş, Madrid Belediyesi sosyal medya üzerinden sosyo – kültürel etkinlikler düzenlemiş, ‘Bir Büyükbaba Edin’ projesi ile evde yalnız yaşayan yaşlılara telefon ve yüz yüze destek vermiştir.” (s. 142).

Kitaptan altını çizdiğim cümleler ile yazıma dahil etmek istediğim cümleleri kitabın bulunduğu sayfa numarasını vererek paylaşacağım. Bu cümlelerden bazıları farklı kaynaklardan ilgili kitaba eklenmiş olsa da ben yazıma referans olan söz konusu kitaptaki ilgili sayfayı kaynak olarak göstereceğim. Bu durumu tekrar belirtmek istedim.

Kitapta bazı imla ve harf hataları da mevcuttu, not ettiklerimden bazıları: “pademisi”, “pandemisi” olmalıydı (s. 20); “bilboardlarda”, “billboardlarda” olmalıydı (s. 52); “Kaplıcaları’ndan”, “Kaplıcalarından” olmalıydı (s. 58); “Yeni Mahalle, Ankara Büyükşehir Belediyeleri”, “Yeni Mahalle Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi” olmalıydı (s. 94, benzer durum 115); “Bilboa”, “Bilbao” olmalıydı (s. 142) gibi hataları özellikle belirtmek istedim. Bunlar dışında bazı yerlerde yanlış büyük harf kullanımı, tırnak işaretiyle başlayıp tırnak işaretiyle bitirmeme, cümle bozuklukları gibi göze batmayan ufak tefek hatalarda yer alıyordu.

Sonuç olarak; elimde bulunan kitap koronavirüs sürecinde belediyelerin yaptığı çalışmaların bir özeti, bir dökümü niteliğinde ve oldukça kapsamlı. Bu haliyle belediyelerin önemi bir daha görülmüştür. “Koronavirüs sürecinde büyük ölçekli merkezi politikalar üretmek yerine temel ihtiyaçları karşılamaya yönelik olarak yerel yönetimler tarafından geliştirilen basit ama özgün projelerin önemi anlaşılmıştır.” (s. 146). Kitabın içeriğine katkı sağlaması için 141 farklı kaynaktan ki bazıları web site adresleri, 6 tane mevzuattan yararlanılmış, bunun dışında 223 adet belediyelere ait resmi internet siteleri incelenmiş olduğunu kaynak ve devamındaki sayfalardan anlıyoruz. “Türkiye’de yerel yönetimler kriz belediyeciliği noktasında önemli hizmetlerde bulunmuştur.” (s. 154). Kitabın son bölümünde dünyadaki belediyelerden örnekler verilmiştir. “Belediyelerimiz tarafından hayata geçirilen hizmetler ve uygulamalar dünya belediyelerine örnek olmuştur.” (s. 154). Ayrıca son kısımda da Covid – 19 salgın kronolojisi verilerek yaşananların kısa bir özeti paylaşılmıştır.

Türkiye’nin Koronavirüs ile Mücadelesinde Belediyeler adlı kitap hali hazırda Kitapyurdu, D&R gibi kitap satış sitelerinde yaklaşık 59 TL civarında bir fiyatla satılmaktadır. Yazıldığı konu alanında akademik bir çalışma olduğundan bilimsel olarak katkısı büyük ve faydalı bir içeriğe sahiptir. Konuyu merak edenler açısından iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum.

Kitaptan önemli, özgün proje ve çalışmalara örnekler

Kitaptan altını çizdiğim, ilginç bulduğum, hoşuma giden, özgün bulduğum proje ve çalışmaları hem ülkemiz hem de dünyadakilerden örnekler olması hasebiyle aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

“İnegöl, Nevşehir, Avanos, Foça ve Muratpaşa gibi belediyeler, pazardan markete gittiği her yerde, bir kağıda yazdığı HES kodunu ilgililere okumak zorunda kalan ya da akıllı cep telefonu olmayan ve uygulamayı kullanmakta zorlanan vatandaşlar için tasarladığı HED kodlu anahtarlıkların dağıtımını yapmıştır. … Karabağlar ve Tuzla Belediyesi ‘e-nikah’ sistemiyle online olarak nikah dairesine gitmeden vatandaşların nikahlarını, geçici bir süre için törensiz ve sadece iki şahit eşliğinde kıymıştır.” (s. 46),

“Aksaray ilinde, belediye personeli, Covid-19 ile mücadelede aşının önemine dikkati çekmek için ‘aşı kostümü’ gitmiştir. Aksaray Belediyesi maske konusunda farkındalık oluşturmak için şehrin simgesi ‘Malaklı’ heykeline maske takmıştır. İstanbul Bağcılar Belediyesi pandeminin ciddiyetine dikkat çekmek için belediye personeline ‘virüs kostümü’ giydirmiş, vatandaşlara maske, mesafe ve temizlik kurallarını hatırlatmış, kurallara uyanlara gül vermiş, uymayanlara ise ‘kırmızı kart’ göstermiştir.” (s. 49-50),

“Erbaa Belediyesi yöresel şiveyle söylenen sözlerden oluşan uyarıların yer aldığı billboardlarda ‘Dip dibe sorutmayın, meydanda ağleşmeyin, gıldır gıcık işler için dışarı çıkman, evde kal heğri’ gibi uyarı yazıları kullanmıştır.” (s. 52),

“Pursaklar Belediyesi, bir ilke imza atarak insansız hava aracı olan ‘droneler’ yardımıyla havadan dezenfeksiyon çalışması gerçekleştirmiştir.” (s. 58),

“Simav Belediyesi tarafından, koronavirüsle mücadele kapsamında sokaklar Eynal Kaplıcalarından 160 derece sıcaklıkta çıkan ‘kaplıca suyu’ ile dezenfekte edilmiştir.” (s. 58),

“Ulukışla Belediyesi üzerlik otu tütsüsü’nü ilçe sokaklarında gezdirerek koronavirüs ile mücadele etmiştir.” (s. 59),

“Pendik, Eyüpsultan, Malatya, Esenyurt, Pamukkale ve Giresun gibi birçok belediye tarafından, koronavirüs önlemleri kapsamında sokağa çıkamayan 65 üstü vatandaşlar ile yaşlılık, yalnızlık ve hastalık gibi sebeplerden dolayı kendi temizliğini ve kişisel bakımını yapamayan vatandaşlara evde berberlik hizmeti, evde temizlik hizmeti, evde fizik tedavi hizmeti ve evde sağlık hizmeti verilmiştir.” (s. 66),

“Esenyurt Belediyesi ise bütün belediye faaliyetlerini pandemiye göre yeniden düzenleyerek pandeminin ilk zamanlarında, birimleri ‘Sağlık/Hijyen’, ‘Çevre/Temizlik’, ‘Sosyal Yardımlar’, ‘Denetim ve İletişim’ olmak üzere beş birim altında toplayıp, salgına karşı etkin, verimli ve dinamik bir yapı oluşturmuştur.” (s. 69),

“Kocaeli Büyükşehir Belediyesi engelli personele işaret dili tercümanı eşliğinde Covid – 19 Eğitimi vermiştir.” (s. 71),

“Bursa Büyükşehir ve Bucak Belediyesi tarafından hazırlanan C vitamini bakımından zengin limon, portakal, mandalina, muz, kivi, havuç, greyfurt, elma ve nar gibi meyvelerden oluşan ‘C vitamini destek paketleri’ talepte bulunan ya da koronavirüs geçiren vatandaşların evlerine kadar götürülmektedir.” (s. 79),

“Yenimahalle, Adana, Mersin ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri tarafından kadınlara, olası bir saldırı ve şiddet durumu ile karşılaştıklarında kendilerini koruyabilmeleri adına öz savunma ve yakın savunma eğitimi verilmiştir.” (s. 94),

“Marmara Ereğlisi, Toroslar, Karatay, Hilvan, Kayapınar ve Arnavutköy Belediyesi tarafından pandemi sürecinde öğrencilerin derslerinden geri kalmamaları için ‘Eba Destek Noktaları’ oluşturulmuştur.” (s. 101-102),

“Konya Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de yerel yönetimlerde ilk kez uygulanan ‘durakta canlı kamera sistemi’ ile vatandaşları maske ve sosyal mesafe kuralına uymaları konusunda uyarmıştır. Aniden ekrana yansıyan Başkan Altay’ı gören vatandaşlar önce şaşkınlık yaşayarak, ardından karşılıklı görüşme yapmıştır.” (s. 104),

“Konya ve Antalya Büyükşehir Belediyesi, 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı vatandaşlara sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı günlerde ulaşım kartlarını kullanıma kapatmıştır.” (s. 108),

“Silivri Belediyesi, 500 dönüm kendi arazisine yaptığı Ayçiçek ekiminden elde ettiği 50 ton Ayçiçek yağını, 10 bin ihtiyaç sahibi aileye ücretsiz olarak dağıtmaya başlamıştır.” (s. 111),

“Çaycuma, Kuşadası Belediyesi ve Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘hayvan ambulansı’ hizmete alınmıştır.” (s. 115),

“Koronavirüs salgınının en çok etkilediği İtalya’da salgından kurtulmak ve halkın moralini yükseltmek için Carpi Belediyesi öncülüğünde her dini temsil eden din adamları bir araya gelerek Martiri Meydanı’nda hep birlikte dua etmiştir.” (s. 136),

“Kanada’da belediyelerin olağanüstü hal ilan etme ve genelge yayımlama yetkileri vardır. Bu çerçevede Kanada’nın Calgary Belediyesi belediye parklarını ve oyun alanlarını halka kapatmıştır. Bu kararı ihlal edenlere ise para cezası vermiştir.” (s. 137),

“Vancouver, Edmonton ve Wİnnipeg gibi belediyeler, insanları dışarı çıkmaya, yürümeye ve ata binmeye teşvik etmek için caddeleri kapatmış ve araba trafiğini kısıtlamıştır.” (s. 138),

“Zagreb Belediyesi tarafından cep telefonlarının ekranlarına bakarak yürüyen yayalar ve bisikletliler için tasarlanmış yenilikçi bir trafik lambasını kullanıma almıştır. … Trafik lambasında kırmızı ışık yandığında, bir sistem kırmızı ışığı kaldırıma da yansıtmaktadır. Bu direkt cep telefonu ekranında fark edilmektedir. Telefon ekranına kırmızı uyarısı vererek kullanıcıların kırmızı ışığı fark etmelerini sağlamaktadır. Tel Aviv Belediyesi, koronavirüs ile mücadele önlemleri kapsamında dev evraklarda film izlemeyi özleyen vatandaşlar için yüzen sinema modelini geliştirmiştir. 70 kadar bot sosyal mesafe kurallarına uyarak parktaki gölde sinemaseverleri ağırlamıştır.” (s. 143),

“İspanya’da Covid-19’a rastlanmayan tek bölge olan Zahara de la Sierra kasabasında belediye tarafından kasabanın 5 girişinden 4’ünü kapatılarak turistlerin kasabaya girişi engellenmiştir. Bir polis tarafından koruna kasabanın kalan tek giriş noktasına gelen her araç çamaşır suyu ve dezenfektanlarla yıkanmaktadır. Ayrıca 3 günde bir sabah erken saatlerinde 10 kişilik bir grup kasaba sokaklarını dezenfekte etmektedir. Yerel bir işletme, bölge sakinlerinin dışarı çıkmaması için yiyecek ve tıbbi malzeme gibi diğer ürünlerin teslimi için iki görevli çalışmaktadır. Kasaba ayrıca, yerel işletmeler ve serbest meslek sahiplerinin elektrik, su ve vergilerini karşılamak için olağanüstü hal (OHAL) fonunu kullanmaktadır. Ayrıca her cuma akşamı belediye aracı evlerinde sıkılan halka destek olmak için sokak sokak gezerek müzik yayını yapmaktadır.” (s. 144),

“Endonezya’nın Doğu Cava bölgesindeki belediyeler maske takmayı reddeden kişilere ceza olarak koronavirüs nedeniyle hayatlarını kaybedenlerin mezarları kazdırılmıştır.” (s. 145),

“İran’da Huzistan eyaletine bağlı Hürremşehr Belediyesi tarafından koronavirüs nedeniyle fiziksel mesafe konusunun önemini vurgulamak ve vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla belediye çalışanları Azrail kostümü giyinip, oraklarıyla sokaklarda dolaşmışlardır.” (s. 146),

Görüşün Önemli!

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorum Ekle