1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Rüzgarlı Vadi

Sinekritik: Rüzgarlı Vadi


rüzgarlı vadiAnimasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin aynı isimli ‘manga’ serisinden uyarlayıp yönettiği Rüzgarlı Vadi çizgi filmi 1984 yapımı olmasına rağmen 2007 yılında tekrar Japonya sinemalarında yerini almış ve hatta 2010 yılında çıkan BluRay’ı rekor sayıda satmıştı. Bu gibi haberler ile üstadın yaptığı animasyonları sevdiğim için ben de hemen bu eksikliği gidermek adına alıp izledim.

Film Miyazaki ustanın en önemli yapıtlarından biri. 1984’lü yıllardayken geleceği bu şekilde hayal etmesi ünlü yönetmenin hayal dünyasının ne kadar sınırsız olduğunun bir göstergesi. Dünya ‘Seven Days of Fire’ isimli yıkıcı bir savaşın ardından yaşanmaz bir yerleşim yerine dönüşmüştür. Bu savaşın üzerinden 1000 yıl geçmiştir. Savaş sonrası ortaya çıkan zehirli bir gaz sebebiyle tüm doğal yaşam sona ermiş, insanoğlu da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmışken, Prenses Nausicaa‘nın halkı da bu insan topluluklarından biridir. Prenses Nausicaa, canlı olan tüm varlıklarla ve ormanlarla konuşup anlaşabileceğine inanmaktadır. Aslında o canlıların kötü olmadıklarını, onlara zarar vermezsek saldırmayacaklarına inanmaktadır. O bu zehirli gaz dolu ormanlara karşı halen daha umutludur ve bir kurtuluş yolu bulabileceği inancını taşır. Bunun için gizli gizli çalışmalarda yapmaktadır. Nausicaa müthiş bir kahraman.Herkesin tehlikeli gördüğü, yok etmek istediği böceklerden birini bile öldürmedi. Olağanüstü sakinleştirici gücüyle onların kıpkırmızı gözlerini yeniden buz mavisine çevirdi.Gücün, sabır ve kararlılıkta, ikna kabiliyetinde olduğunu gösterdi. Filmin konusunu böyle özetledikten sonra: karakterlerinde prenses dışında çok baskın olmadığını görüyoruz. Çok şeker ve akıllı, bir o kadar da doğaya duyarlı bir prenses var karşımızda… Aynı zamanda halkı için her şeyi yapmaya hazır biri kendisi: uçmasına yardımcı olan alet ise miyazaki’nin hayal ürünü herhalde, ona benzer bir şey hiç görmedim! Aslında imkansız bir şey gibi gözükse de günümüzdeki tek tekerlekli motorların uçan versiyonu gibiydi.

Hayao Miyazaki, animasyon dünyasının en usta yönetmenlerinden biridir: zamanında doğaya çağrışım yaptığı ve geleceği tasvir ettiği bu animeler ile ileri de Hollywood’un daha çok para kazanmasına belki de istemeden katkıda bulunmuştur! Yani Hollywood sineması aslında miyazaki ustanın bu sinema tarzını günümüzde teknolojiyi de katarak sinema izleyicilerine aktarmakta bir nevi onun düşüncesini çalmaktadır diyebiliriz.

Ancak doğaya dost olursan doğa sana yaşam şansı verir. Günümüz silah merkezli dünyası için uygun bir gelecek ütopyası çizilmiş… Buna sevgi, saygı ve birlik olguları eklenmiş. Tabii bunun dışında oturmamış bir kaç kurgu eksikliği de vardı: tanrı askerleri ile düşman ülkeler ve ölen kız da gördüğü fakat bizim göremediğim şey neydi? veya neden filme bir efsane katma ihtiyacı duydu, bu efsanenin tamamı neydi? gibi bir çok soru akla gelebilir filmi izledikten sonra… Ki bence hayal dünyasının eseri filmin diyaloglarına verilen emek kurgunun bütünlüğü için verilmemiş izlenimi uyandırdı ben de. Bu yüzden filmi biraz eksik buldum diyebilirim.

Prenses Nausicaa‘nın planör’ü ile rüzgarlı vadide dolaşmak çok güzeldi. Ustanın filmlerinde çok büyük hayal kırıklığına yer yok. Miyazaki’ye bugün ki şöhretini getiren ve Ghibli stüdyosunu açmasını sağlayan nadide başyapıt. Farklı ve büyülü bir dünyada kısa bir süreliğine de olsa duraklamak isteyenler ile Anime sevenler: mutlaka izleyin.

 

Yorum Yap