İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Çelik Yumruklar ( Real Steel )

Sinekritik: Çelik Yumruklar ( Real Steel )

çelik yumruklar real steelUzun zamandır film izlemediğim için; bu açlığımı gidericek hafif ama eğlenceli bir film ararken arkadaşımın önerisi üzerine bu film çıktı karşıma. Daha öncesinde sinema sitelerinde dolaşırken karşıma çıkmıştı fakat burun kıvırmıştım. Fazla bir film seçeneğim olmadığı için de yapılan öneriyi değerlendirmek istedim; tabii ki bunda yapımcı kadrosunda steven Spielberg gibi ünlü bir yapımcı ile oyuncu kadrosunda lost dizisinde aşık olduğum Evangeline Lilly ve X-Men filminin ünlü oyuncusu Hugh Jackman da katkıda bulundu diyebilirim.

Filmin afişinden bahsetmek istiyorum öncelikle; 2011 yapımı bu filmin afişinde tabii ki filme ilgi çekmek için H. Jackman dan yararlanılmış fakat filmi izledikten sonra hem fikir olacağımız konu şu: neden çocuk yok? 🙂 Filmde etkili bir şekilde güzel bir oyunculuk ortaya koyan Dakota Goyo ( Filmdeki adı ile Max ) afişte yer almalıydı; eğer bu şekilde yoluna devam ederse ünlü oyuncularla beraber rol aldığı filmlerden sonra ( Thor gibi.. ) geleceği parlak bir oyuncu olması kaçınılmaz bana göre: mimiklerini çok iyi kontrol ediyor özellikle… Bu ismi gelecekte çok duyabiliriz. 🙂 Yakışıklı biri de olacağı kesin.

Filmin konusuna gelince; yakın bir gelecekte geçiyor film. Horoz dövüşleri, sokak dövüşleri derken artık teknoloji o kadar gelişmiş ki, robotlar dövüşüyor ve insanlar buna para yatırıyor. Günümüzde Amerikan güreşi veya ağır siklet boks mücadelelerini düşünürsek bir sonra ki aşamanın bu olması kaçınılmazdı. Bu 900 kiloluk robotları yönetenler tabii ki insanlar; bunlardan biri de ünvan kazanma şansını kaçıran eski bir boksörümüzün şansız bazı maçlardan sonra ailevi sorunlarının yardımıyla yanına aldığı çocuğunun etkisinde yeni bir maça çıkması ve sonrasında yaşananlar anlatılıyor. Çocuğun filmdeki etkisi çok fazla diyebilirim. Bazı yerlerde 13 yaşından çok çok büyük konuştuğunu, hatta babasıyla yer değiştirmiş gibi hareket ettiğini siz de göreceksiniz. Ben özellikle apaçi gençliğinin şuanki durumunu göz önüne alarak gelecekte bu kadar zeki bir genç hayal edemiyorum ama bunu herhalde yapımcılar göz önüne almamışlar haklı olarak. 🙂

Film her ne kadar gelecekte yer alsa da; mekan tasvirlerinde bundan ziyade klasik amerikan filmlerinde gördüğümüz caddeler, sokaklar karşımıza çıkıyor. Sanki teknoloji sadece robotlar kısmında gelişmiş ama diğer konuda ileriye dönük bir gelişme yok; hatta mafya filmlerindeki sokakların benzerleri karşımıza çıkıyor gibi… Son modern arabalar felan yok; beklenti bu yönde olduğu için söylüyorum bunları. Yani filmin senaryosu işlerken, konuşmalara verilen önem diğer konulara aktarılmamış gibi: sadece robota endekslenmiş ve onunla ilgilenmiş. Diğer konularda çok basite inilmiş, hatta onlarla ilgilenmeyin boş verin onları denilmiş gibi. 🙂 Fakat filmin akıcı yapısı, bu gibi konuları dikkate almaya gerek duyurtmuyor.

Kendisini izleten, eğlenceli ve bir o kadar da başarılı bir film diyebilirim. Mutlaka çocuğunuzla beraber izleyin derim ya da küçük kardeşinizle… Film bittikten sonra ( ki mutlu sonla bitmiyor aslında; bitmesi gerektiği gibi bitiyor… Gerçekçi bir şekilde yani ) karşınıza kardeşinizi alıp yumruklaşmaya ( tatlı bir şekilde ) başlayabilirsiniz: hiç şaşırmam. 🙂 Ben film bittikten sonra havaya bir kaç yumruk salladım bile!

Oyuncu kadrosundan bahsetmeye gerek yok; 3 kişi etrafında dönüyor zaten ve yardımcı oyuncular gelip, gidiyor arada.. Amerikanın toplumsal sorunu aile yapısına da değiniyor fakat ayrıntılara girmiyor. Odak noktası hep robot ve maç olunca aksiyonvari sahneler ortaya çıkıyor ve bir an kendinizi oyunu oynarken bile bulabilirsiniz. İncelemedim ama bu filmin oyunu da yapılabilir; çok da tutar. 🙂

İyi seyirler; benim puanım 10 üzerinden 7.

Fragmanı ise:

{youtube}lR2YR50xx9o{/youtube}

Yorum Yap