İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Kitap Yorum: 101 soruda bilinmeyen yönleriyle Vahdettin

Kitap Yorum: 101 soruda bilinmeyen yönleriyle Vahdettin

fc024a463f5ef9f73b997a40c6756e6d

fc024a463f5ef9f73b997a40c6756e6dOsmanlı İmparatorluğu’nun 36. ve son sultanı ve 115. İslam halifesi olan Vahdettin, bilinen diğer adıyla 6. Mehmet hakkında tarihi bilgilerimiz nedense ortak bir payda da buluşmadı. Tarihçilerin bile farklı yorumlarda bulunduğu, cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kamal’in ise bir nevi ‘hain’ olarak hem kitaplarında hem de söylemlerinde ifade ettiği bir kişidir Vahdettin. Bu durum, resmi tarihimize de yansımış ve çoğu tarihi kitabımızda ‘hain’ ve ‘korkak’ gibi ithamlarda bulunan bir Osmanlı Padişahı portresi çizilmiştir. Peki gerçekte öyle mi? Vahdettin hain mi? Kahraman mı? Bu yazımızda Vahdettin hakkındaki bu soruya cevap arayan ” 101 soruda bilinmeyen yönleriyle Vahdettin ” adlı kitap hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Sultan Vahdettin hakkında son dönemlerde, özellikle kurtuluş savaşı ve sonrası hakkında çıkan onlarca yazı neticesinde kitaplar yazılmıştır. Bunlardan biri de aynı zamanda tarih öğretmenliği de yapmış olan Mehmet BİCİK‘tir. Mehmet Bicik’in 101 soruda bilinmeyen yönleriyle vahdettin adlı kitabında, 6. mehmet konusundaki bir çok ayrıntıya fazla derinlemesine girmeden yer veriyor. Kapsamlı bir kitap olmaktan ziyade özet niteliği taşıyor. 280 küsür sayfalık bir kitap olması hasebiyle de Vahdettin hakkında genel hatlarıyla bilgi sahibi olmak adına bir çırpıda okunabilecek bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Gayet yalın bir anlatımı var. Bunun yanında yazarın Vahdettin hakkındaki düşüncesini de satırlar arasında bulmak mümkün: Mehmet BİCİK, son Osmanlı padişahının hain olmadığını düşünüyor ve aksine Cumhuriyet kurulmasında önemli bir paya sahip olduğunu da son tahlilde ekliyor. Kitabındaki kaynakların sayısı da az; tabii bunda Vahdettin konusundaki kaynakların az oluşu da yer alıyor. Fakat Vahdettin konu olunca özellikle resmi ideolojinin ürünü söylemlerinde kitap da daha fazla yer almasını umut ederdim. Yani kemalistlerin Vahdettin’i sevmediği açık: onların düşüncelerini de eklemesini bekledim. Yazar bunu yapmadı; toplam 55 adet kaynaktan yararlanarak bu çalışmayı ortaya çıkardı. Bu da yukarıda dediğim gibi geniş çaplı bir çalışmadan çok araştırma yazısı şeklinde bir çalışmanın eseri olduğunu gösterir nitelikte.

Vahdettin; Kemalistlerin hain, Osmanlıyı özleyenlerin ise kahraman diye nitelendirdiği biri. Bu tarihçilerin araştırmalarına da yansımış. Kemalist yazarlar hain damgası vururken (Sinan Meydan gibi), Osmanlı hayranı yazarlar kahraman diye nitelendiriyor. (Kadir Mısıroğlu gibi) Her ne olursa olsun; Sultan Vahdettin’in garip bir hayatı olduğu açık. Zor bir dönemde tahta çıktığı ise ortada. Derin entrikaların olduğu bir dönemde yetersiz kaldığı da açık. Fakat özellikle ülkeden ayrılmak zorunda kaldığında (bazıları kaçtı diyor ama açıkçası saltanatın kaldırıldığı, İstanbul’un işgal altında olduğu ve TBMM yi kuran güçlerin Osmanlı hanedanlığına olan düşmanlığı gibi sebepler düşünüldüğünde ‘ayrılmak zorunda kaldığı’ cümlesi daha doğru bir tercih olacaktır) ve sonrasında yeni kurulan ülke adına kötü sonuçlar doğurabilecek pek bir hamle de bulunmamış olması karakterini ve gerçek yüzünü gösterir nitelikte olsa gerek. Zaten padişah olduğunda kurduğu şu cümle, onu anlamak ve anlatmak için yeterlidir diye düşünüyorum:

” Ben bu makam için hazırlanmadım. Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim. Yaşım kemale erdi, dünyada bir emelim kalmadı. Biraderle hangimizin evvel gideceğimiz malum olmadığından bu makamı bekleyişte değildim. Fakat takdiri ilahi böyle teveccüh etti, bu ağır vazifeyi deruhde eyledim. Şaşmış bir haldeyim, bana dua ediniz. ” (Musa Kâzım Efendi’den nakleden İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son Sadrazamlar, IV.2095)

Bilinmeyen yönleriyle Vahdettin adlı kitabında, son osmanlı padişahının hain mi kahraman mı olduğunu sorgulamak adına sorulmuş 101 adet soru var. Özel hayatından tutun da son anlarına kadar; Mustafa Kamal ile olan görüşmelerinden tutun da yabancı dış güçlerle olan ilişkilerine kadar bir çok konuda sorular sorulmuş ve bu sorulara kısa açıklamalar getirilmiştir. Bunun dezavantajı; her sorunun, belirli kaynaklar üzerinden anlatılmaya çalışılması olmuş. Daha çok kemalist yazar görmek isterdim konuyu anlamak adına. Sinan Meydan’dan hiç alıntı yapmamış; gerçi bir çok tarihçinin ‘tarihçi’ olarak görmediği bir kişi Sinan Meydan. Yazarın tercihi bu konuda olmuş. Yine de Sultan Vahdettin’e hain diyen kesimden bir kaç kişinin yazılarından kaynaklarda eklenmiş. Bunun yanında ben daha çok dönemin ünlü simalarının anılarına önem vermekteyim; bu anılar, tarihi belgelerden sonra en önemli kaynak niteliğinde. Tarihçilerin kişisel görüşlerinden ziyade bu anılara önem vermek gerektiğini düşünüyorum.

Kitabı okuduktan sonra edindiğim hem fikir ise şudur: Sultan Vahdettin; zor bir dönemde çıktığı Osmanlı tahtında yetersiz kalmış, dönemin entrikaları içerisinde üst düzey hamleler yapmayı başaramamış fakat Anadolu’daki ‘dirilişe’ çomak sokmak yerine işgal kuvvetleri ile ilgilenmiş ve hayatının son dönemlerinde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti konusunda aksi bir harekette bulunmayarak sefil bir hayat sürerek karakterli ve onurlu biri olarak hayata gözlerini yummuştur. Bu yüzden ne haindir, ne de kahraman; fakat Osmanlı asaletinin getirdiği davranışlarda bulunmaya çalışmış, vatanının kurtuluşunu her daim istemiş, Mustafa Kamal’in bu başarıya ulaşmasında da ön ayak olmuştur. Vatan sever olmasının yanında garip, sefil bir hayat sürerek ebediyete intikal etmiştir.

Aşağıdaki video ise kitapla alakasız olmakla beraber; kitap konusuyla iyi bir ikili olduğunu düşündüğüm için sizlerle paylaşıyorum. Maalesef Fransızca bir video. Osmanlı hanedanının kalan isimlerinden Sultan Neslişah ile Fransız televizyonlarından birinde yapılmış röportaj sizlerle…

 

Yorum Yap