X-Men ve Fantastic Four’un yazarının elinden çıkmış; yep yeni bir kitap: doğum günü hediyesi olarak önüme geldiğinde heyecanla okumak istedim. Arka kapağında yazan ”İsa hakkında bildiğiniz her şey yalan…” sözü o kadar iddialı ve sizi kitabın içine çeken bir cümle idi ki; merakınıza yenilip zaten sayfalarca okuyabilecek düzeye geliyorsunuz eğer bir kitap kurdu iseniz…

Kitap; arka kapağında yazan bir kaç farklı olayın bir araya gelip sizleri dünyanın değişik uçlarından yine ilk anlattığı yer olan arizona çöllerine geri getiren bir hikayeyi anlatıyor. Arizonadaki olaydan sonra biraz amerika kıtasından uzaklaşıyoruz ama baş karakterimiz olan eşcinsel – ki bunu geç öğrensek de ve koskoca kitap boyunca bu konuda bir ekşın görmemenin hayal kırıklığını, kitabın son sayfasındaki yazı ile teselli bularak geçiştirsek de – bir dedektifin peşindeyiz; ara ara başka karakterler ile de konuyu bütünleştirmek adına birlikte hareket ediyoruz.

Kitabın arkasındaki yazıdan; yeni bir şeyler öğreneceğim kanısına varmıştım ama öğrenmedim: yine hristiyanlığın insan eli değmiş dini kitaplarından birinin arkasındaki şifrenin nasıl bulunduğunu takip ediyoruz; şifreli metinde ne yazıyor? bunu bir türlü öğrenemedik ama aslından farklı olduğunu ( aslı derken diğer kitaplardan ) ve hristiyanlık dini içerisindeki kitap savaşları neticesinde bu güne kadar saklı kaldığını gördük. Yani bize sadece buz dağının görünen minnacık kısmı anlatıldı gibi; bunun dışında kalan her şey bir aksiyon sinemasındaki sürükleyiciliğin yazımsal karşılığı oldu herhalde: yazar güzel bir şekilde o an sadece karakterin kendisini değil etrafını da anlatmayı başarmış diyebilirim.

Biraz kalın bir kitap; türkçe çevirisi de bana göre çok iyi değil anladığım kadarıyla… Fakat polisiye gerilim türünü sevenler açısından ( ki bana göre ne gerilim vardı ne polisiye; sadece aksiyon dense daha iyi olurdu. ) kaçırılmayacak bir roman ama yazarın kült çizgi romanları gibi ahım şahım bir roman da değil.

Ben bir çırpıda okudum; beni sarmadı veya ne bileyim okuyayım bir an önce bitireyim istemedim: film tadındaydı yani… Neden film yapmak yerine kitabını yazdı çözemedim; daha iyi bir yöntem olabilirdi herhalde.. Yine de son zamanlarda revaçta olan Dan Brown çizgisinden hareketle polisiye türünde yazılmış bir kitap olacak karşınızda…

İnternette okuduğum kadarıyla daha yeni yeni duyulmaya başlayan ve türkçesi çıktıktan sonra bazı sitelerde çok satanlar listesine giren bir kitap; daha iyi alternatifleri vardır ama yine de okumak isteyenlere önerim: sabırlı olmaları ve beklentisiz okumaları..

İyi okumalar dilerim. 🙂

Yorum Yap