Son Akıncılar
Son Akıncılar - Osman AZMAN
0

Son Akıncılar adlı roman, aynı zamanda hemşehrim olan, Rizeli yazar Osman AZMAN tarafından kaleme alınan bir eser. Çınaraltı Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan romanın elimde 2021 tarihli baskısı yer almaktaydı (farklı yayınevi tarafından da yayımlandığını belirteyim). Son Akıncılar, Osman Azman’ın Millî Mücadele dönemini ve gönüllü mücadele ruhunu merkeze alan kısa fakat tarihî göndermeleri güçlü bir roman olarak nitelendirilebilir. Romanın kapak sayfasında, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında büyük emekleri olan önemli şahsiyetlerin resimlerini görüyoruz.

Osman hocamız – yukarıda da dediğim gibi – benim hemşehrimmiş:“Rize’de başlayan öğretmenlik hayatına İstanbul’da devam etmektedir.” (s. Giriş). Kendisi, kitap içeriğini “Bu kitapta, Osman Gazi, Ertuğrul Gazi ve Şeyh Edebali türbelerine yapılan saygısızlığı dönemin kaynaklarından yararlanarak anlatmaya çalıştık. Ayrıca, “Cihan yıkılsa Türk yıkılmaz” diyen Karabekir Paşa’nın yetiştirdiği ve Yunanlara yaptığı bu alçaklığın hesabını sormak amacıyla Batı Cephesi’ne gönderdiği Serhat Kurtlarının başından geçen olaylardan bahsettik.” (s. Önsöz) sözleriyle okuyucuya aktarıyor. Yani kitabın arka planını aslında önsöz kısmında bizlere anlatıyor.

Son Akıncılar Kitap Yorumu: Osman Azman’ın Millî Mücadele Romanına Dair Notlar

Son Akıncılar adlı romanın yazılış amacını ise yine kitapta yer alan Elimizdeki bu eseri yazmaktaki amacımız, Yunanlara karşı kin ve nefret oluşturmak değil; Millî Mücadele esnasında Yunanlıların yaptığı zulmü ortaya koymak ve bu zulmü ortadan kaldırmak isteyen gönüllü bir avuç ‘Son Akıncıları’ sizlere tanıtmaktır.” (s. önsöz) cümlesinden anlıyoruz. Çok ulvi bir amaç diyebiliriz.

Aslında kitabın yazılış amacında anlatılanlar bizlere çok önemli bir ayrıntıyı gösteriyor: tarihimiz çok zengin ve bunu edebi olarak gelecek kuşaklara anlatmak konusunda eksikliklerimiz var. Bir öğretmen olan yazarımız, bu eksikliği giderme adına, elini taşın altına koymuş ve bu eseri ortaya çıkarmış. Güvenilir kitap sitelerinde 19 Mayıs 2026 tarihi itibariyle yaklaşık 100 TL gibi bir fiyatı olan bu eseri, özellikle alt sınıflarda okuyan öğrencilerin okumasını isterdim. Öğretmenlerin de öğrencilerine önermesi gerek…

Ben özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ile Cumhuriyetin Kuruluş Dönemi hakkında daha fazla roman, daha fazla sinematik eser ortaya çıkar diye düşünüyordum: hem yazılı tarih açısından yeni değerlendirmeleri hem de ezber bozan çalışmaları görmemiz gerekiyordu aslında… Ancak öyle olmadı: oldukça zengin hikayelere sahip bu dönemler hakkında maalesef çok fazla eser yok. Yazarın bu “kayıp dönem (!)” için eser ortaya çıkarmış olması bile, başlı başına bir başarı, diyebilirim.

Bu yazıda ne bulacaksınız?

Bu yazıda, Osman Azman’ın 120 sayfalık Son Akıncılar adlı romanını yalnızca bir kitap tanıtımı olarak değil; Millî Mücadele dönemine, tarihî hafızamıza ve edebiyatımızda yeterince işlenmediğini düşündüğüm bazı konulara açılan bir kapı olarak ele almaya çalıştım.

Romanın yazılış amacından hareketle, Yunan işgali döneminde yaşananlara, Bursa’nın işgalinin Meclis’te oluşturduğu derin etkiye, Kazım Karabekir Paşa’nın yetim çocuklar için yaptığı çalışmalara ve romanda geçen bazı tarihî kişi ve yer adlarına dair notlarımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Ayrıca okuma sırasında dikkatimi çeken Sürmeli köyü, Sofokles, Cumalıkızık, Anzavur Ahmed Paşa, İsmet İnönü’ye dair ifadeler ve Bodrumî Dergâhı dervişleri gibi ayrıntılar üzerinden romanın bende uyandırdığı soruları ve düşünceleri de siz değerli takipçilerime aktaracağım.

Kısacası bu yazı, Son Akıncılar romanını okurken aldığım notların, tarihî meraklarımın ve Millî Mücadele döneminin edebiyatımızda daha fazla yer bulması gerektiğine dair kişisel kanaatlerimin bir araya gelmiş hâlidir. Tabii yazarın hemşehrim olması da ayrı bir gurur kaynağı.

Haydi, başlayalım.

Romanda Dikkatimi Çeken Tarihî Ayrıntılar

Son Akıncılar romanında özellikle “TBMM’de kürsünün üstü siyah örtüyle örtülmüş, Bursa’nın işgal edildiği gün matem günü olarak kabul edilmişti. Bursa kurtulmadan siyah örtü kürsüden kaldırılmayacaktı.” (s. 8) cümlesi etkileyiciydi ve benim için önemliydi; başlı başına üzerinde konuşulması, yazılması, hatta edebi eser ortaya çıkarılması gereken bir konuydu. Meraklısı mutlaka incelesin…

Ayrıca okurken “Afyon civarındaki Sürmeli köyünde bulunan düşmana müfrezemle taarruz esnasında, atımla düşmanın mevziine sokulmak icap etti.” (s. 41) cümlesini özellikle not etmiştim: çünkü, Afyon’da bir dönem bulunmuştum, böyle bir köyün ismini duymamıştım. Uzun ve tarihi bir araştırma yapmadım ancak ufak bir araştırmada böyle bir köyün günümüzde olmadığını gördüm. Acaba Sülümenli mi demek istemişti yazar? Neyse, cevabı en iyi yazar bilir, devam edelim.

Bunun yanında “Hazırladıkları planda Sofokles ve halka büyük korku ve endişe veren, zalim ve hain Anzavur ya yakalanacak ya da öldürülecekti.” (s. 45) cümlesinde bahsedilen kişi, Kuvâ-yi Milliye hareketine karşı ayaklanma başlatmış Çerkes asıllı eski Osmanlı jandarma subayı ve Kuvâ-yi İnzibâtiye kumandanı olan Ançok Anzavur Ahmed Paşa olsa gerektir. Bu isim de Kurtuluş Savaşı’nın gidişatı açısından önemli bir isimdir, yine meraklısına tabii… Sofokles’den ayrıca bahsedeceğim.

Ve bir sürpriz: tabii ki herkes için değil… Kazım Karabekir Paşa’nın, İstiklal Marşı yazdığını bilenler? Ben biliyordum, buna benzer bir atıf da Son Akıncılar romanında yer alıyor: “Ne müthiş bir şiir, sözleri de çok anlamlı. Gerçekten bu marşı Karabekir Paşa mı yazdı? … Elbette o yazdı. O marş, şimdi bütün yetim çocukların dilinde. En sevdikleri marş. Hatta bu marşı düzenli olarak söylüyorlar.” (s. 63 – 64). Kitapta yer almasa da ben onun yazmış olduğu şiiri sizlerle paylaşmak isterim:

Ya istiklâl ya ölüm

Ya istiklâl ya ölüm

Vatanım milletim sancağım evim

İstiklâlsiz yoktur yerim

Zincir vurdurur mu Türkler boynuna

Varlığı fedadır vatan yoluna

Biz tarihin Türk dediği yılmaz milletiz

Hür yaşar hür ölür nurlu ümmetiz.

Evet… Kazım Karabekir Paşa, romanda iyi anılmış ve hatta devamında “Doğu da çok yanlış biliniyormuş tiyatro, kötü anlama geliyormuş. Paşamızın, “Gürbüzler Ordusu” adını verdiği, çocukların oynadıkları oyunları, özellikle “İbret Yeri” adlı oyununu keşke seyredebilseydiniz de tiyatronun nasıl etkili bir silah olduğunu gözlerinizle görseydiniz.” (s. 64) sözleriyle onun hakkında çok bilinmeyen bir ayrıntıya da yer verilmişti. Karabekir Paşa, Gürbüz Çocuklar Ordusu da denilen bu topluluğu, I. Dünya Savaşı sonrası Erzurum ve çevresinde şehit düşen ailelerin sahipsiz kalan yaklaşık 6.000 yetim ve öksüz çocuğundan, özel bir sosyal rehabilitasyon projesi kapsamında bir araya getirmişti. Bu çocuklara eğitim vererek “Yetimlerin Babası” olarak anılmıştı.

Son Akıncılar Roman İncelemesi: Osman Azman, Millî Mücadele ve Unutulan Ayrıntılar

Yine romanda yer alan “Sofokles’in ölüsünü alan Yunanlar siperlerinden çıkıp geriye, Bursa istikametine doğru kaçmaya başladılar.” (s. 68) cümlesinde olduğu gibi, adı geçen Sofokles’in kim olduğunu kitapta anlattılar mı bilmem ama okuduktan sonra aklıma geldiği üzere biraz araştırdığımda, Yunan siyasetçi ve aynı zamanda orduda görev yapan Sophoklis Venizelos’a atıf yapıldığını düşünüyorum. Herhalde Antik Yunan’ın Eshilos ve Evripides ile beraber 3 büyük tragedya yazarlarından biri olan Sofokles değildir! Bu konuda ayrıca yazar açısından teyide ihtiyaç var. Bu arada, evet, Sofokles öldürülüyor: “Atilla, yola çıkmadan önce Sofokles’in cesedinin yanına geldi.” (s. 68). Türk karakterlerin isimlerinin de gerçekten anlamlı olduğunu belirteyim.

Bir de bazı yer isimlerinin kitapta yanlış mı tarif edildiğini yoksa anlatılan dönemde o şekilde mi dile getirildiğini tam olarak bilmeden de yorum yapmak istemiyorum ama örneğin “Cumalı Kızık’a dönmeleri gerektiğinden…” (s. 89) cümlesinde geçen yer günümüzde Bursa ilinin Yıldırım ilçesine bağlı bir mahalle/köy herhalde… Ama günümüzde Cumalıkızık olarak yazılıyor. Bu da gözüme çarpan bir ayrıntıydı. Sadece yazmak istedim. Diğer imla hatalarına bu yazımda girmiyorum.

Unutulanları Hatırlatan Bir Roman: Son Akıncılar

İki ayrıntıdan daha bahsedip, yazımı tamamlamak istiyorum:

Birincisi, Son Akıncılar adlı romanda İsmet İnönü hakkındaki cümleler ilginçti, bir tanesi şu: “İsmet Paşa’yı yeterli göremeyen sadece Çerkez Ethem değildi. Ege bölgesinde mücadele veren birçok gönüllü milis komutanı, özellikle emir almayı sevmeyen Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe gibi kahramanlar da bu durumdan rahatsızdı.” (s. 96). Bunun tarihi bir gerçekliği var mı, bilemiyorum, ancak o dönem Mustafa Kemal’in, İsmet Paşa’ya güvendiği ortada.

İkincisi, “Bodrumî Dergâhı Dervişleri; Söğüt’e İstanbul’da Üsküdar’a bağlı Çamlıca bölgesinden gelmişti.” (s. 99) cümlesinde ifade edilen Bodrumî Dergâhı dervişleri gerçekten vardı, siz ilk defa duymuş olabilirsiniz. Buradaki “Bodrumî” ifadesinin, bildiğimiz Bodrum’la ilgili olmadığını da özellikle belirtmem gerekir. Yine de böyle bir romana eklenmiş olmaları gerçekten güzeldi: bu dergah, İstanbul Üsküdar’daki Küçük Çamlıca eteklerinde yer alan tarihi Bodrumî Ömer Lutfi Efendi Camii ve Tekkesi’ni ifade ediyordu aslında…

Ve ilk defa bir romanda karşılaştım kendileriyle. Özellikle Kurtuluş Savaşı’nda lojistik destek ve istihbarat faaliyetleri ile Millî Mücadele’ye büyük katkı sağlayan bu dervişlerin hakkı ödenmez arkadaşlar… Biz de hayırla anmış olalım.

Son Akıncılar Kimlere Tavsiye Edilir?

Son Akıncılar; öğrenciler, tarihî roman sevenler ve Millî Mücadele dönemine ilgi duyan okurlar için kısa, sade ve merak uyandırıcı bir okuma olabilir.

Son Akıncılar kimlere hitap eder?

Millî Mücadele dönemi, tarihî romanlar, Kazım Karabekir Paşa ve yakın dönem Osmanlı-Cumhuriyet geçiş süreciyle ilgilenen okurlara hitap eder. Özellikle genç öğrencilerin rahatlıkla okuyabileceği, hacmi itibarıyla kısa; fakat işaret ettiği tarihî konular bakımından dikkate değer bir eser olduğunu düşünüyorum.

Yazıda en dikkat çekici nokta nedir?
Yazının en dikkat çekici yönü, romanın yalnızca konusu üzerinden değil; yer adları, tarihî kişiler, dergâhlar ve dönemin unutulmuş ayrıntıları üzerinden de okunmasıdır. Yazarı özellikle bu yönüyle övmek gerek.

Son tahlilde…

Son Akıncılar, unutulmaz ya da mükemmel bir eser mi? Elbette değil; özellikle kurgu bakımından bazı eksiklikleri var. Bazı duyguları okuyucuya çok iyi verememiş mesela… Ancak bütün tarihî ayrıntıları ve anlatıdaki küçük pürüzleriyle birlikte bu roman, bize bir kez daha gösteriyor ki geçmişi unutmamak yalnızca tarihçilerin değil; okuyan, yazan, anlatan ve bu topraklarda yaşayan herkesin omuzlarında duran sessiz bir vefa borcudur. Bunu özellikle dile getirmek istedim.

Yazarın Türk Tarihi hakkında başka eserleri olduğunu da ekleyerek, yazımı şu sözle bitirmek istiyorum: “Birlikte hayır, ayrılıkta azap vardır. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.” (s. 98).

İyi okumalar.

Reaksiyonunu Göster!
  • 0
    alk_
    Alkış
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 1
    sevdim
    Sevdim
  • 0
    _z_c_
    Üzücü
  • 0
    _a_rd_m
    Şaşırdım
  • 0
    k_zd_m
    Kızdım
Paylaş
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.