İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Akademik Makale
  3. Varlık Vergisi Kanunu

Varlık Vergisi Kanunu

varlik-vergisi-kanunu
1

Cahit Kayra’ya göre varlık vergisi zengin olanlardan alınmıştır ki kimlerin zengin olduğu da biliniyordu ve bir ayırımcılık yapılmamıştır. Temel vergi alma kıstası kimlerin zengin olduğuydu. Kayra varlık vergisinin tahakkuk rakamlarından çok tahsilât rakamları üzerinde durulması gerektiği üzerinde durur. Verginin yüzde 20-25’i tahsil edilememiştir, terkin edilmiştir. Türklerin tamamı vergilerinin tamamını ödemiştir Cahit Kayra’ya göre.

Kayra verginin 1943’te kaldırıldığını, tahakkukların hesaplanıp hesapların kapatıldığını söyler. Vergilerden tahsil edilen 315 milyon liranın içinde gayrimüslimlerden 30 milyon lira alınmıştır. Yabancılardan da 130 milyon lira alınmıştır. Yani 315 milyon liranın 160 milyonu yabancı ve gayrimüslimlerden alınmıştır.[22]

Varlık vergisi acele kimde para varsa, kimin varlığı varsa ondan para almak istiyoruz şeklinde bir uygulama olmuştur. Varlığı olanlardan alınmak istenmiştir. Ancak varlığı olmayan, parasız olanlara da uygulandığından hatalıdır denilebilir. Varlığı olanlardan ‘varlık vergisi’, varlığı olmayan köylüden alınan vergilerde ‘yokluk vergisi’ olarak alınmıştır.

Varlık vergisi Ermeni, Yahudi, Rum, Türk demeden ırkçılık gözetilmeden herkesten alınmıştır. Ancak varlık vergisi üzerine yazılan hatta o dönemi sahneleyen bir kısım yazar ve yönetmenler varlık vergisinin sanki sadece Ermenilere uygulandığı gibi içerikler yayınlarlar. Salkım Hanımın Taneleri[23] sinema filminde olduğu gibi…

Salkım Hanımın Taneleri, 1940lı yılları anlatır. Gayrimüslimlere uygulanan bu verginin mükellefiyetleri zor durumda bıraktığını konu edinir. Yüksek oranda uygulanan bu vergiyi ödeyemeyenler tüm mal varlıklarını yitirirler. Hala borcu kalanlar ise borçlarını ödeme karşılığında Aşkale’ye sürgüne gönderilirler. Filmde olay akışı gayrimüslimlere Varlık Vergisinin konmasının az evvelinde başlıyor. Ve varlık vergisinin olayın kahramanları üzerindeki olumsuz etkisi ele alınıyor[24].

Cahit Kayra “bugün yaşıyorsak toplum olarak, Varlık Vergisi sayesindedir”[25] diyerek o dönem için bu verginin gerekliliğine vurgu yapmıştır.

6. TÜRKİYE’DE GENEL DURUM (1942-1943)

1940–1945 yılları ülkemizde İkinci Dünya Savaşının hüküm sürdüğü yıllardır. İngiltere ve Fransa ile ittifak yapan Türkiye savaşa girmese de savaş ekonomisi politikası izlemiş olması ülkemizi etkilemiştir. Varlık vergisi de etkilenen ekonomiyi düzeltmek için bir araç olmuştur. Varlık vergisinin yanında ayıca, tarım kesiminde oluşan olağanüstü gelirleri vergilemek için Toprak Mahsulleri Vergisi ile Ayni Muamele Vergisi de alınmıştır. Varlık vergisi tüccar kesimi vergilendirmek için, ayni muamele vergisi ve toprak mahsulleri vergisi ise tarımsal kazançları vergilendirmek için yasalaştırılmıştır.

Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı başladığı sıralarda daha önceki bunalımın, 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin bıraktığı olumsuz etkiler tamamıyla giderilmemişti. Türkiye’nin 1940lı yılların başında nüfusu 18 milyondur. Bu nüfusun %25’i kentlerde, belediyelerde ve geri kalan %75’i ise köylerde yaşamaktadır. Tarım ekonomisindeki nüfusu ise 13,5 milyondur[26]. Tarım üretimini sağlayan bu nüfusun bir milyona yaklaşan kısmı askere alınarak Türkiye’nin savunması için sınırlara gönderilmiş, üretken olmaktan çıkıp tüketici hale gelmişlerdir.

Bu dönemde devlet bütçesi, devlet masrafları, savaş dolayısıyla büyük artışlar göstermiştir. 1939’da 390 milyon lira olan harcamalar 1942’de 900 milyon liraya kadar yükselmiştir. 1942’de bütçe 90 milyon lira açık vermiştir. Yatırımlar büyük ölçüde kamu alanındadır ve savaş nedeniyle azalmıştır. Dış ticareti yeterli olmayan ve gelişmemiş olan Türkiye’nin savaşın etkisi nedeniyle daha da daralmıştır, ithal malları arzı gerilemiştir.

1942 senesi ikinci dünya savaşının en önemli yılıdır. Çünkü bu yılın ortasında Almanların savaşı kaybetmek üzere olduğu belliydi ve savaş tüm şiddetiyle devam ediyordu. Ayrıca Türkiye’nin bu tarihlerde Osmanlı imparatorluğundan devraldığı 107 milyonluk[27] dış borcu vardır. Savaş yılları gerekli finansmanı karşılamak için emisyona başvurulmuş ve buda fiyatlarda pahalılığa ve enflasyonda artışa neden olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de enflasyonun artması, karaborsacılığın yaygınlaşması ve bu sayede kazanç sağlayan bir zümrenin ortaya çıkması ile gelişen süreçte bu kazançların vergilendirilmesi amacıyla devlet tarafından vergi konulması gerekiyordu. Bu vergi varlık vergisi olacaktır.

1939-1942 yılları arasında başbakanlık yapan Refik Saydam, 8 Temmuz 1942’de vefat etmiştir. Bunun üzerine 1938-1942 yılları arasında Dışişleri Bakanı olan Şükrü Saraçoğlu 9 Temmuz 1942’de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından Refik Saydam’ın yerine getirilmiştir. Şükrü Saraçoğlu başbakanlık döneminde Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın dışında tutulması politikasında önemli rol oynamıştır.

Şükrü Saraçoğlu, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” sözünü benimseyerek varlık vergisi kanunun en önemli mimarlarından olmuştur. Sonuna kadar da sahiplenmiştir bu vergi kanununu. Dolayısıyla varlık vergisi uygulamasında iktidar CHP hükümetiydi. Saraçoğlu’nun başbakanlık döneminin ekonomik alanda beklide en fazla akılda kalan ve tartışmaları bugüne kadar gelen girişimi, varlık vergisi olmuştur. Servetlerin bir defaya mahsus vergilendirildiği ve vergisinin ödemeyenlerin bedensel çalışmaya tabii tutulduğu bu uygulama özellikle gayrimüslim azınlıklara yönelik bir baskı aracı gibi uygulandığı ileri sürülerek bugüne kadar tartışma konusu olmuştur.

 

7. VARLIK VERGİSİ ÜZERİNE YOLSUZLUK SÖYLENTİLERİ

VE ELEŞTİRİLER

Varlık vergisi kanununun resmi gerekçesi, hükümet tarafından “olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek karlılığı vergilemek” olarak dile getirilmiştir. Oysa basına kapalı olarak yapılan CHP grup toplantısında Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun vurguladığı gerekçeler farklı olmuştur: “bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz.”[28] diyerek amacın farklılığına dikkat çekmiştir. Ayrıca “bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.”[29] diyen Saraçoğlu varlık vergisi uygulaması konusundaki ciddiyetinin üzerinde durur.

İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte fiyatların hızla yükselmesi, suiistimalleri ve yolsuzlukları artmış, kamu sektöründen özel sektöre geçişler hızlanmış, memurlarla iş adamları arasındaki gizli ilişkiler sorgulanmaya başlamıştır. Bu amaçla, yolsuzlukları önlemek üzere 1939 yılında Ticaret Bakanlığı kurulmuştur.[30]

Yolsuzlukların arttığı ve vurgunculuğun geniş boyutlara ulaştığı bir ekonomide, varlık vergisinin vergi hukuku açısından eksiklikler içermesi ve idarece takdir yöntemi, vergiyi siyasi ve idari yolsuzlukların ana odağı haline getirmiştir. Vergiye ilişkin hukuk dışı uygulamalar, ayrımcılık, erteleme, bekletme ve keyfi vergi indirimleri konuları, 1950 yılının ikinci yarısında TBMM gündemine soru önergeleriyle girmiştir. 1951 yılında yoğunlaşan tartışmalarda, vergiye yönelik birçok eleştiri yapılmıştır. İdarece takdir yönteminin sübjektif uygulamalara yol açması, verginin mal beyanına ve benzeri tahmin belgelerine dayanmaması, itiraz ve temyiz haklarını içermemesi, uygulamada bir denge sağlanamaması, vergi tarhında etnik ayırıma gidilmesi gibi birçok eleştiri yapılmıştır.

1951 yılında İstanbul defterdarı Faik Ökte’nin, “Varlık Vergisi Faciası” isimli kitabını yayımlaması tartışmaları alevlendirse de, verginin tüm sorumluluğunu üzerine alan eski Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun açıklamaları sonrasında konu gündemden düşmüştür. 1990’larda tekrar gündeme gelen Varlık Vergisi’ne, daha çok azınlıklara yüklenen ağır vergi tutarları nedeniyle karşı çıkılmıştır.

Varlık vergisine en önemli eleştiri, verginin itiraz ve temyiz haklarını kapsamaması konusunda yapılmıştır. Vergi yıllarca vergi vermemiş kesimi kapsıyordu, vergi yükümlülerinin vergiden kaçınmasını önlemek ve kısa sürede mali kaynak sağlamak üzere, vergi hukuku açısından eksik çıkarıldığı söylenebilir.

Olağanüstü şartlar içinde tahakkuk ettirilen varlık vergilerine tahsil öncesi itiraz hakkı, vergiye itiraz halinde verginin tahsilâtını durduracağından tanınmamıştır. Bu nedenle vergi hukuku açısından büyük bir sorun ortaya çıkmıştır. Ayrıca, hükümet vergiden kaçınmanın yollarını hem süreleri kısa tutarak, hem de uygulamadaki boşlukları doldurarak tıkamıştır. Bu nedenle vergiye karşı tepki büyük ses getirmiştir.

Veri eksikliği, tapu kayıtlarının yetersizliği nedeniyle tüm servetlere ve herkese ulaşılamayacağı biliniyordu, fakat bu durum kısmen de olsa Varlık Vergisinin ikinci ve üçüncü derece akrabalara yayılmasıyla önlenmiştir.

Vergi konusunda yapılan itirazların büyük çoğunluğu, verginin fazla olmasıydı. Şükrü Saraçoğlu hükümeti bir taraftan harp yıllarında dengesi adamakıllı bozulan devlet gelirlerine ek kaynak sağlamak, diğer taraftan yıkıcı bir yoksulluğun içindeki halkın gözünde, savaş koşullarını nüfuslu politikalarla haince fırsata çevirmiş bulunan vurgunculara haddini bildirmek için çalışmaya koyulmuştur. Hükümet varlık vergisi hazırlıklarını yaparken, verginin görünürdeki gerekçesi olarak; “piyasadaki para arzını azaltmak, Türk parasını kıymetlendirmek, fiyat artışlarını önlemek, aşırı kazancı vergilendirerek sosyal adaleti sağlamak vb.” gibi ekonomik hedefleri ileri sürmüştür. Ancak kanunun temel amacı kamuoyundan saklanmıştır. Kanun kapalı kapılar ardında Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve CHP’nin tepe kurmayları tarafından hazırlanmıştır. Başbakan Saraçoğlu, CHP grup toplantısında ve gizli oturumda Kanun’un gerekçelerini anlatmış, partili milletvekillerine; Varlık Vergisi’nin hassaten azınlıkları hedef aldığını belirtmişti.[31]

Varlık vergisi bir kez alınacak servet vergisiydi. Vergi uygulamasında, vergi sisteminin eksikliği ve vergi idaresinin yetersizliği idari ve siyasi olarak birçok sorunlar ortaya çıkarmıştır. Vergi tekniği nedeniyle eleştirilmiştir birçok yazar, bürokrat ve siyasiler tarafından…

Ancak bütün eleştirilere rağmen varlık vergisinin uygulayıcılarından olan Cahit Kayra’nın da dediği gibi, “bugün yaşıyorsak varlık vergisi sayesinde”. O dönem için gerekli ve zorunluydu.

Varlık vergisi konusundaki tartışmalar günümüzde tek taraflı olarak ele alınmaya devam ediyor. Verginin etnik bir vergi olduğu ileri sürülerek, bu yönü ön plana çıkarılıyor. Oysa dönemin şartları ve özellikleri gözden kaçırılmadan, konuya çok yönlü, devletin ve vatandaşların uyması gereken etik değerler ve hukuk kuralları çerçevesinde bakılırsa varlık vergisi konusu yeniden değerlendirilebilir.

KAYNAKÇA

[1] Resmi Gazete, http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/5255.pdf

[2] Filiz GİRAY, Maliye Tarihi, s.253

[3] Nevin, ÇOŞAR, Varlık Vergisi Konusundaki Yolsuzluk Söylentileri, Ankara Üniversitesi, SBF Dergisi, s. 8, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/459/5216.pdf

[4] Filiz GİRAY, Varlık Vergisi, s. 256

[5] http://arsiv.ydicagri.net/Sayilar/032/32halklar_varlik.html

[6] http://www.dunyabulteni.net/tarih-dosyasi/149044/varlik-vergisi-ve-milli-koruma-kanunu

[7] http://www.haksozhaber.net/varlik-vergisi-gunlugu-kitap-24094h.htm

[8] http://arsiv.ydicagri.net/Sayilar/032/32halklar_varlik.html

[9] Muhammed GÜÇLÜ ,Varlık Vergisi Ve İzmir Uygulaması, s. 177

[10] GÜÇLÜ, a.g.m., s. 178

[11] Faik ÖKTE, o dönemde İstanbul’da defterdardır. Sonraki yıllarda varlık vergisi uygulamalarını konu alan Varlık Vergisi Faciası isminde bir kitap yazmış ve bir nevi günah çıkarmıştır.)

[12] http://arsiv.ydicagri.net/Sayilar/032/32halklar_varlik.html

[13] http://egeweb2.ege.edu.tr/tid/dosyalar/XI_1996/TIDXI-1996-10.pdf

[14] GÜÇLÜ, a.g.m., s. 1

[15] http://egeweb2.ege.edu.tr/tid/dosyalar/XI_1996/TIDXI-1996-10.pdf

[16] GÜÇLÜ, a.g.m., s. 186

[17] GÜÇLÜ, a.g.m., s. 186

[18] GÜÇLÜ, a.g.m., s. 257

[19] Filiz GİRAY, Maliye Tarihi, s. 257

[20] http://www.forumgercek.com/turk-tarihinde-yer-alanlar/82100-varlik-vergisi-ve-askaleye-surgun.html

[21] http://www.mesop.net/osd/soft/zeitung_print.php?id=1631

[22] http://www.haberturk.com/yasam/haber/606942-cahit-kayra-varlik-vergisini-anlatti

[23] http://tr.wikipedia.org/wiki/Salk%C4%B1m_Han%C4%B1m%C4%B1n_Taneleri_(film)

[24] http://cevaplar.mynet.com/soru-cevap/salkim-hanimin-taneleri-filminin-konusu-nedir-/5670646

[25] http://www.odatv.com/n.php?n=bugun-yasiyorsak-varlik-vergisi-sayesinde–0203131200

[26] http://x3nnotlar.blogspot.com.tr/2013/02/ikinci-dunya-savasi-sonrasi-turkiye.html

[27]  http://x3nnotlar.blogspot.com.tr/2013/02/ikinci-dunya-savasi-sonrasi-turkiye.html

[28] http://www.forumgercek.com/turk-tarihinde-yer-alanlar/82100-varlik-vergisi-ve-askaleye-surgun.html

[29] http://www.forumgercek.com/turk-tarihinde-yer-alanlar/82100-varlik-vergisi-ve-askaleye-surgun.html

[30] Nevin COŞAR, Varlık Vergisi Konusundaki Yolsuzluk Söylentileri, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/459/5216.pdf

[31] http://www.toplumsol.org/varlik-vergisi-1942-ya-da-sermayenin-turklere-nakli-hamit-erdem/

 

ÖNEMLİ NOT: Bu yazı, üniversitede arkadaşımın tez konusuydu. Ailevi ve bireysel bazı sorunları nedeniyle ona yardımcı olmuştum bu tezi yazarken: blog sayfamda da yayınlıyorum.

Yorum Yap