İlginizi Çekebilir
Yazılı Tarih Serüvenim

parmak-bayrakBu milletin çocuklarının çilesi ne zaman bitecek? Onlar ki uzun bir süre ‘doğru’ tarihi okuyamadılar, dinleyemediler, susturuldular. Son dönemde çıkan ‘cesaretli’ yazarlar -ki nedense onlar için bile komplo teorileri uyduruluyor- sayesinde ‘yalan söyleyen tarih ve tarihçiler utansın’  diyerek bazı gerçeklerin farkına varmaya başladık. Buraya gelene kadar neler mi yaşadım? İşte benim yazılı tarih serüvenim

İlk okul aklın kemale ermediği zamanlar: es geçiyorum. Ortaokulda ise Tarih hocam derse gelir, şunu söylerdi: ” Kaldırın devletin belirlediği o tarih kitaplarını; onlar gerçek tarihi anlatmıyor. Beni dinleyin! ” Biz de onu dinlerdik ama nasıl dinlerdik? Önümüzdeki kitap farklı, hoca farklı: bilgimiz yok ki karşılaştıralım dediklerini. Ha zorla önümüze koyulmuş kitaptan dinle ha mecburen hocayı dinle: bir farkı yoktu bizim için, çünkü çocuktuk; anlamadık gerçekte anlatmak istediğini hocamızın…

Liseye başladık; Tarih hocamız sınıftan içeri girer ve şunu söylerdi: ” Çocuklar beni 15 dk dinleyin, sonra istediğinizi yapabilirsiniz. Zaten gerçeği değil, yazılı tarihi size anlatacağım! ” Üniversite sınavlarında sorumlu olacağımızdan, mecbur dinlerdik. Arada Tarih hocamız değişti ve yeni bir hoca geldi; o da Mustafa Kamal‘i anlatırdı yüzünü ekşiterek ama tarihi çok sevmemden ve derslerde sürekli sorular sormamdan olsa gerek teneffüslerde yanıma gelip kulağıma eğilir, Mustafa Kamal hakkında tüm hakaretleri (belkide gerçekleri) fısıldardı.

Üniversiteye başladık; sosyal medya sayfalarından birinde Mustafa Kamal’i 140 karaktere sığdırmak için ‘Zat’ kelimesini kullandım. Bu yazımı gören koskoca tarih profesörü ” Mustafa Kamal’e böyle hitap eden ve onun üzerinden tartışanları çevremde görmek istemiyorum. Prensip meselesi. ” diye bana mesaj atmasın mı! O gün tarih konusunda gerçekten bilgisiz olduğumu(zu) anladım.

Şimdi mi?

Küçüklüğümden beri her bulduğum kitabı okudum; üniversite sınavına hazırlanırken ve ÖSS sınavında Tarihten tüm soruları neredeyse doğru cevapladım. Yani yazılı tarihe iyi çalıştım ama bu bana yetmiyordu: gerçeği öğrenmeliydim. Önce imdadıma yabancı yazarların kitapları, romanları, ansiklopedileri çıktı: fakat her cümlelerinde kıskançlığı hissettim, laf sokmak ve Türk tarihini lekelemek için fırsat kolladıklarını anladım. Hepsini bir çırpıda okuyup, bitirdim. 10 ciltlik Türk tarihini, 2 ciltlik Osmanlı tarihini anlatan ansiklopedileri büyük bir iştahla okuduğumu hala hatırlıyorum. Ama neden Türk’lerden tarihi konularda sağlam yazarlar çıkmıyor diye düşündüm, durdum. Sonra önce sivri dilli kadir mısıroğlu yetişti imdadıma: sohbetlerini abiane ifadeyle ağzım açık dinledim. Sözleri, daha fazla araştırmama neden oldu; belirttiği kaynakları kontrol ederek ona olan inancım da arttı. Sert mizacı biraz daha ılımlı birilerine yönelme ihtiyacı oluşturdu. Sonra İlber Ortaylı ve Mustafa Armağan ile tanıştım; ki şuan Ortaylı’nın 4, Armağan’ın 7 kitabı kütüphane rafımın en güzel köşesinde yerlerini almışlar; fakat bu iki yazar aşırı atak hareket ediyorlardı, sözlerini çekinmeden söylüyorlardı ama ikisinin uzmanlaştığı alanlar da farklıydı. Bu da beni farklı yazarlar ile konuları toparlamaya itti: Yusuf Halaçoğlu, Feridun Emecen, Yaşar Yücel ve daha nicesinin akademik yazılarından tutun çıkardıkları kitaplara kadar fırsatım olanları okumaya devam ettim. Hatta bir dönem ünlenen Sinan Meydan‘ın ‘saçmalıklarına’ ise ’emek harcamış yine de bakalım’ diyerek bir süre katlandım. Keza bir çok tarihi konuda makalelerin yayınlandığı internet sitelerini ve forumlarını da takip etmeye çalıştım.

Fakat hala ‘tarih’ konusunda eksiğim…
Kütüphanelerin o sessizliğini, tarihi belgelerin korunduğu salonların kokusunu hayal ederek; elimden geldiğince tarihi takip etmeye çalışıyorum.

Tabii ki her yazılana hemen inanmamak lazım.
Ama olsun…
Okumak gerek…
İyi ki araştıran, yazan yazarlar var.
İyi ki onları okudum…

Tarihçiler, en az öğretmenler kadar gelecek adına büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar.
Gelecek, gerçek tarihimizi iyi bilen gençlerin ellerinde yükselecek: buna inanıyorum.

Yorum Yap