İlginizi Çekebilir!
  1. Ana Sayfa
  2. Denemeler
  3. Makyajlı ve İki Yüzlü Suratlar

Makyajlı ve İki Yüzlü Suratlar

makyajın etkileriResimin yazıyla aslında hiç alakası yok; birazcık tebessüm ettikten sonra yazıyı okursanız sevinirim…

Yaz geldiği için, düğünler-kınalar ve dahi eğlenceler artmaya başladı. Bunlardan birine davet edildim. Katıldığım törende eğlenirken, gördüklerim….

…..

En köşe tarafa çekilip, tüm herkesi görebileceğim bu alandan yaşanan ‘anı’ takip ediyordum. Horon oynayanlardan tutun da, masada hararetli tartışmalar yapanlara kadar onlarca kişi vardı gece de… Genellikle gençlerin olduğunu söyleyebilirim: tam karşımda oturan bayanın ise bana baktığını farketmem uzun sürmedi.

Evet, bana bakıyordu ama ben bakmıyordum. Yanındaki kızla sürekli konuşup, kaçamak bakışlar atıyordu. Güzel bir kızdı; beni kolay lokma olarak mı gördü yoksa başka bir düşüncesi var mıydı bilemiyorum. Etrafı incelediğimde, onunla ilgilenmeyen onlarca erkek vardı. Herhalde bir saf beni buldu deyip, hafifçe sırıttım ama ona hiç bakmadım. Nerden bilecektim, 5 dk sonra hemen önüme oturan uzun boylu, yakışıklı çocuğun gelişiyle pabucumun dama atılacağını???

Bir süre sonra, hemen horon ekibinin birazcık yanında ufak bir karartı gördüm. Sadece gözleri ve dizleri gözüküyordu. Biraz daha dikkatli bakınca, engelli sandalyesinde oturan gencin horon oynayanları ‘gözlerini kırpmadan’ izlediğini gördüm. Sadece ona bakıyordum, gözlerine: nasıl istek duyduğunu tahmin edebiliyordum. Çünkü müziğin ritmi beni bile yerimde oynatıyordu, o nasıl dayansın? Tulumun sesini anlatamam…

Ama etraftaki kimse onun umurunda değildi. Uzun boylu erkekler, kısa etekli kızlar, bol makyajlı teyzeler, sürekli kızlara yavşayan lamerler… Herkes kendi dünyasında yaşıyordu; makyajla ya da sahte şeylerle süsledikleri ( dünya malıyla süsledikleri ) vucutlarıyla başkalarına yanaşıyorlar ve hayatları devam ediyordu işte… Ama hemen oracıkta biri, gıptayla kendisinde olmayan özelliklerin neler olmadığını bizzat, canlı canlı yaşıyor ve içinde kim bilir ne acılar çekiyordu…

Sakattı.
Çirkindi.
Ayaklarını kullanamıyordu.
Zayıftı.
Güçsüzdü.
Muhtemelen parası da yoktu…

Bütün eğlenceyi baştan sona kadar izledi ve hiç sesini çıkarmadan, ayrıldı. Ben de bütün eğlence boyunca onu takip ettim ve her saniye de şükrettim…

Şükrettim, çünkü;
Sabah kalktığımda, aynaya baktığımda bir brad bitt karşımda göremiyordum belki de ya da çok güçkü biri değildim ve hatta zengin biri de değildim. Ama ellerim, ayaklarım tutuyordu; konuşabiliyordum ve derdimi anlatabiliyordum. Neden daha fazlasını isteyeyim ki?

Bir an düşünün, o çocuğun yerinde hissedin kendinizi…
Her geçen gün daha güzel/yakışıklı olmak için uğraşıyoruz… Sevdiğimiz insanla beraber güzel/çirkin muhabbetiniz içine sokuluyoruz. Parayla, pulla ölçülüyor bir çok şey…

İnsan nefsinin doyumsuz olduğu konusunda onlarca cümle okudum. Gerçekten de öyle…

Aslında hepimiz olacakları biliyoruz; bir gün öleceğiz…

Önemli olan ne sizce?

Makyaj dolu ( veya kadınlar bunu erkekler açısından değerlendirebilir farklı şekilde ) bir suratı avucumuzun arasına aldığımızda, karşımızdaki 20 lik çıtırın gözlerine baktığımızda ki düşünceyi acaba aynı şekilde 70 yaşındayken de hissedebilecek miyiz?

Bazen islami şeyler yazıyorum diye beni silenler oldu, özellikle bayanlar arasından ama şunu söylemek istiyorum: Kuran-ı Kerim’de en çok tekrarlanan ve lanetlenen şeylerden biri de dünya malına olan sevgidir. Dünya malı sadece para değildir, bunu da belirteyim…

Velhasıl…

Şu ileti yüzünden bunları yazdım; devamı da vardı ama kısaltmak zorunda kaldım…

” Görünüşe aldanma; çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir. ”

İnsanı insan yapan şeyler bence düşünceler olmalı; bu yüzden umarım her şeye nefsimizle değil gönül gözümüzle bakarız. Bu biraz zor: bunu içinizde en çok ben biliyorum. 🙂

Hakan KARA

1986 Rize/Çayeli doğumlu. Öğrencilik hayatında bir çok kulüp organizasyonlarında, etkinliklerde ve sempozyumlarda yer aldı. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının yanında; bu blogu ile 2010 yılında Türkiye çapında yüzlerce katılımcının yer aldığı yarışmada 1. oldu. Kitap okumayı, araştırmayı ve yazmayı çok seviyor...

Yorum Yap