İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Paylaşacağım Yazılar
  3. Fırlatılan pabuçta IMF’nin de kabahati var

Fırlatılan pabuçta IMF’nin de kabahati var


Peşinen belirtelim ki protestonun bu çeşidi ifade hürriyetinin sınırsız tarifi içinde tanımlanamaz. ‘Karşıt fikirler dile getiriliyor, eline sağlık’ diyenlere de şaşırmamak elde değil. Böyle bir yöntem kimseye fayda getirmez. İki yıldır emek verilmiş uluslararası bir zirvede perdeyi ayakkabılı protestonun aralamış olması tek kelimeyle talihsizlik. En vahim yanı da Sefer Selçuk Özbek’in gazeteci kimliği ile akredite olduğu toplantıda haber kaynağına soru sormak yerine ayakkabı fırlatmasıdır. Sayesinde, gazeteciler bundan sonraki kritik zirvelere ayakkabılarını çıkarıp galoşla/çorapla girerse şaşırmayalım. Özbek, IMF’nin pabucunu dama atacak daha ehven bir yol izleyebilirdi. Mesela bazı arşiv bilgilerini alt alta yazıp IMF başkanına “Dünyadaki krizlerde, gelir adaletsizliğinde, darbeci yönetimlerde, geri kalmışlıkta payınız olduğunu düşünüyor musunuz?” deseydi yarın dünyanın pek çok gazetesinin manşetinde yer bulurdu. Şimdi de öyle olacak. Ancak, özellikle eylemin Batı’da ağır eleştirilere hedef olacağı şüphe götürmez. Eleştirilerden payını Türkiye de alacak tabii… ‘Güvenlik zafiyeti’ denecek, ‘kabalık’ gibi sıfatlar Özbek’in şahsında ev sahibi ülkeye, insanlarına yapıştırılacak. Ne gerek vardı?

İkinci Dünya Savaşı’nın enkazından doğan bir kuruluş IMF. Temeli 1944’te Amerika’nın Bretton Woods kasabasında atıldı. Tarihinde sakin bir dille eleştirilecek o kadar çok malzeme var ki. Ayakkabı hafif kaçıyor. Üçüncü Dünya Borçlarını Fesih Komitesi (CADTM) tarafından 2004’te yayımlanan raporda IMF’nin kasıtlı olarak Amerika ve Avrupa menşeili şirketlerle iyi ilişkiler kuran askerî diktatörlükleri destekledikleri belirtilmişti.

Serbest piyasanın hamisi demokrasiyi pekâla esgeçebiliyormuş. Nerelerde mi? 1967-1998 arasında Endonezya’da Suharto’ya 126 milyar dolar krediyi IMF vermiş. Bitmedi. 1964’ten 1984’e kadar Brezilya’daki askerî yönetime 100 milyar dolar aktarılmış. 1976-1983 arasında Arjantin’de askerî rejim 39,6 milyar doları aynı adresten temin etmiş. 1965-1986 arasında Filipinler’de Marcos’a 26,8 milyar dolar transfer edilirken, Şili’nin diktatörü Pinochet de 12,8 milyar dolar almış fondan. Malezya’nın IMF’yi kovması bu bilgiler ışığında anlamlı hale geliyor. Brezilya bu kuruluşa borcunu erken ödedikten sonra küresel krize rağmen büyüyor. Devlet Başkanı Lula ‘En mutlu günüm IMF’yi kapı dışarı ettiğim gündü’ derken söylemek isteyip söyleyemediği dayatmaları mı ima ediyor? Türkiye’de 2001 krizinde ‘bankaları tasfiye edin’ diyen aynı fon, Amerika’da Citibank, Avrupa’da Fortis, Dexia gibi devlerin halkın vergileri ile kurtarılmasına niye seyirci kaldı? Global raporları ile ülkelerin yolunu aydınlattığını iddia eden IMF gümbür gümbür gelen krizden önce ne gibi uyarılar yaptı? Niye seyirci kaldı kendisine yakın ağabeylerin ablaların pervasız tavırlarına? Kriz olunca mı aklı başına geldi? Kendisi ile çalışan ülkelerde Türkiye dışında (o da 21 anlaşmanın son ikisinde) başarılı olmuş, belini doğrultmuş örneklerin olmaması ilginç değil mi? Acaba gelişmiş ülkelerin çıkardığı krizde fatura hiç suçu-günahı olmayan gelişmekte olan ülkelere (G-20 diye janjanladıkları) çıkarılırken niye sesi çıkmıyor Kahn’ın? Krizden önce faiz geliri düştüğü için varlığı tartışılır hale gelmişti. Şimdi her anlamda ilgi odağı olmaları Fransız başkana neler hissettiriyor?

Keşke ayakkabının rotasında yukarıdaki sorular Kahn’a ulaşsaydı. Ne Özbek derdest edilirdi ne de Türkiye’nin yüreği ağzına gelirdi.

Yorum Yap