Yepyeni Yazılar
Anasayfa / Genel Kategoriler / Sine Kritikler / Sinekritik: Muhteşem Yedili

Sinekritik: Muhteşem Yedili

Akira Kurosawa’nın efsanevi Yedi Samuray’ından (1954 – Hala İMDB listesinde en tepelerdedir) uyarlanarak çekilen 1960 (bazı sitelerde 1964 yazıyor) yapımı Muhteşem Yedili’nin yeniden çevrimi niteliğindeki The Magnificent Seven filmi son dönemde western film çekmeye başlayan hollywood’un en iyilerinden biri olmaya aday. John Sturges tarafından yönetilen 1964 yapımı filmde Yul Brynner, Steve McQueen, Eli Wallach, Charles Bronson, Horst Buchholz gibi efsanevi oyuncular yer alıyordu. Bu yeniden çekilen yapımda ise Denzel Washington, Chris Pratt, Ethan Hawke, Vincent D’Onofrio, Peter Sarsgaard gibi önemli oyuncular yer alıyor. Antoine Fuqua tarafından yönetilen film Denzel Washington’ın ve Chris Pratt’in yer aldıkları ilk western filmdir.

The Magnificent Seven

 

Muhteşem Yedili

Muhteşem Yedili’nin 1960 yapımı filmin yeniden çekilen hali olduğunu söylemiştik; ilk filmde Rusya doğumlu Broadway oyuncusu ve Oscar’lı Hollywood aktörü Yul Brynner başrolde oynamıştı ve Meksikalı yerlilerini soyup soğana çeviren bir çete ile olan mücadeleleri anlatılmıştı. The Magnificent Seven filminde ise benzer bir senaryo var ama güzel eklemeler yapılmış, bunun yanında ilk filme bağlı kalınan sahnelerde var. Mesela çeteyi yok etmek için kurulan ekibin kasabaya geldiği an, kilisenin varlığı… Bunlar neredeyse aynı bırakılmış.

Muhteşem Yedili Sinekritik

The Magnificent Seven filminin konusuna gelirsek; Rose Creek adlı küçük bir kasabanın halkı, kasabayı yöneten Bartholomew Bogue (Peter Sarsgaard) adlı sanayicinin insanlık dışı uygulamalarından usanmıştır. Onları bu zor durumdan kurtarmak için bir araya gelen, farklı yeteneklere ve karakterlere sahip, aralarında ödül avcılarının, kanun kaçaklarının, kumarbazların da bulunduğu 7 silahlı adam ortak bir amaç uğruna güçlerini birleştirirler.

1960 yapımı The Magnificent Seven filminin afişi.

Filmin yönetmeni Antoine Fuqua çocukken büyükannesiyle Western filmler seyrettiği için bu türe zaafı olduğunu dile getirirken “MGM benden bir Western yapmamı istediğinde, bu olasılık beni heyecanlandırdı çünkü ben Western filmlerle büyüdüm. Sonra kendime sordum: ‘Neden şimdi bir Western yapmalıyım? Bu neden önemli olsun?’ Ve verdiğim yanıt şuydu: Günümüzde dünyamızda olup biten zorbalık, bu hikayeyi güncel kılıyor. Zorbalıkla savaşmak için özel bir grup insana ihtiyacınız var.” açıklamasında bulunmuştu.

Yönetmen Fuqua, 1960 filmi ile yeni film arasındaki diğer farklılıkları şöyle açıkladı: “Sturges’ın filmi müthişti, Amerika’nın kendisini belli bir şekilde gördüğü bir dönemde yapılmıştı. Western kahramanının siyah-beyaz bir bütünlüğünün olduğu dönemlerdi. Fakat Western kahramanı zamanla değişti ve bu da onun dünyaya yansıtılışını belirledi. Daha sonra, Western kahramanı daha karanlık, daha karmaşık ve biraz daha tehlikeli oldu. ‘Stagecoach’taki John Wayne ‘The Searchers’daki John Wayne oldu; Vietnam’dam sonra, ‘The Wild Bunch’ gibi, kahramanların kötü adamlar olduğu ama yine de onlara aşık olduğunuz filmler çıktı. İzleyiciler daha karmaşık, o kadar da bütünlük içinde olmayan karakterlerle özdeşleşebildiler.” “Günümüzde, ahlak mevhumları yerli yerinde olduğu sürece, daha karanlık bir kahraman yaratabilir, onu daha karmaşık hâle getirebilirsiniz” dedi ve ekledi: “Onların günümüz dünyasını yansıtmasını sağlayabilirsiniz. O zamanlar Denzel Washington’ın başrol oynaması asla olmayacak bir şeydi çünkü Amerikalılar kendilerini asla o şekilde görmemişlerdi, oysa günümüzde Western, içinde yaşadığımız dünya hissi vermeli. Yine de, ne olursa olsun, iyi adamlar iyi adam, kötü adamlar kötü adam; biz bu filmi hazırlarken, DNA’sının doğru olduğundan emin olmak için dönüp ‘The Seven Samurai’ı yeniden izledik. Her kim olursanız olun ya da ne yaparsanız yapın, ahlaki açıdan, yadıma ihtiyacı olanlar için doğru olanı yapmak zorundasınız.

The Magnificent Seven ekibi

Western filmler bir ara modaydı sonra kendini bilim kurgu filmlerine bıraktı, sonra animasyonlar derken… Artık neredeyse unutulmuştu; Mad Max ve Tarantino’nun Zincirsiz gibi filmleri western filmlere saygı duruşu niteliğindeydi. Sinemada iyi gişe elde eden filmlerden sonra pek çok western filmini beyazperde de görmeye başladık. Muhteşem Yedili de bunlardan bir tanesi. İyi bir senaryo ile mükemmel oyunculukların olduğu her anı harika bir film var karşımızda… Denzel Washington bu filmde tekrardan döktürmüş, sanatını ortaya koymuş, kusursuz bir oyun sergilemiş. Chris Pratt’i genelde komedi filmlerinde görürüz ama bu filme çok büyük renk katmış. Çok neşeli bir tipi var ve bunun yanında izleyiciyi ekrana bağlıyor. Haley Bennett’i ilk gördüğümde Jennifer Lawrence sandım. Bakışları ve tipi çok benzemiş. Gereksiz dekolteleriyle heyecan vermiş filme. (yönetmenin en kötü yanı bu: dekolteli sahneleri çok kullandı, ne gerek vardı?) Lee Byung-hun çok cool oynamış, Ethan Hawke ile güzel ikili olmuşlar. Filmde makyajların iyi olduğunu da ekleyelim.

Filmin en önemli eksikliklerinden bir tanesi, kötü karakterin kurgunun içeriğine tam olarak eklenememesi ve “kötü” olduğunun iyi anlatılamaması belki de. Fakat kaliteli bir western filmi izledik. Benim önerim: filmden önce 1960 yılında çekilen filmi de izleyin. Güzel sahneler var. Aradaki farkları da görmüş olursunuz.

İyi seyirler.

 

Bu yazımızı beğendiyseniz, bu kategoride yer alan Sinekritik: Uzay Yolcuları başlıklı Aurora Perrineau, Chris Pratt ve Jennifer Lawrence konularında bilgi veren bir önceki yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Hakkında Hakan KARA

1986 Rize/Çayeli doğumlu. Öğrencilik hayatında bir çok kulüp organizasyonlarında, etkinliklerde ve sempozyumlarda yer aldı. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının yanında; bu blogu ile 2010 yılında Türkiye çapında yüzlerce katılımcının yer aldığı yarışmada 1. oldu. Kitap okumayı, araştırmayı ve yazmayı çok seviyor...

Bu Yazıları da Okumalısınız!

Sinekritik: Uzay Yolcuları

Passengers / Uzay yolcuları uzun zamandır beklediğim filmlerden biriydi; fakat tüm dünya ile aynı anda …

Sinekritik: Hesaplaşma

Ben Affleck son yıllarda adını sıkça duyduğumuz, önümüzdeki dönemde Batman serisi filmlerle adını daha çok …

Sinekritik: Leylekler

Çocukları leyleklerin getirmesi hikayesi çok eskiye dayanıyor aslında; bir batıl inanç diyebiliriz. Kökeni Kuzey Avrupa’ya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spam Kontrol * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.