Sinekritik: Argo

Ülkemizde Operasyon: Argo ile yayınlanan, 85.Akademi ödüllerinde 3 dalda Oscar ödülü alarak ( En iyi film dahil ) gösterime girdikten sonra tüm dikkatleri tekrar üzerine çeken ve – en önemli ayrıntılardan biri şimdi yazacağım olsa gerek – 2012 yılında google de en çok aranan film listesinde de 1. olan Argo filmi Ben Affleck’in beceriksiz ve başarısız görülen oyunculuğu, hezimete uğrayan yönetmenlik denemeleri sonrası belki de ilk şaheseri olarak karşımıza çıkıyor. Film dramatik gerilim kategorisinde bir film. Aksiyon bekleyenler bu yüzden başka kapıya diyebiliriz. :)

Film tarihi olaylar ve kurgu hakkında ipuçları/ön bilgiler veren bir kaç görüntü ve açıklamalar ile başlıyor. Dönemin şartlarını, hayatını, izlerini her sahnede görebiliyoruz. Murat 131’ler etrafta cirit atarken, o dönem yaşanan bir çok olayı belgesel tadında izliyoruz: mesela şah rıza pehlevi’nin heykelinin yıkıldığı anı izlerken Saddam Hüseyin’in de benzer bir şekilde heykelinin yıkıldığı yakın tarihte yaşanan olay gözümün önünde canlanıyor. Bu sahne öncesi ABD ile İran arasında yaşanan siyasal kriz ile daha da öncesinde Petrol şirketleri ile CİA’nın İran topraklarında yaptığı manevralar akla bir çok soru işaretleri getiriyor ve daha ileri tarihte benzer oyunların -mesela Saddam Hüseyin zamanında da – yapıldığını hatırlatıyor bize. Dönemin hem ABD tarafında hem de İran tarafında ünlü olan bir çok karakterinin eski görüntülerini de görme şansını elde ediyoruz: Humeyni veya ABD başkanı Carter gibi bir çok siyasi figüranı film sahnelerine dahil etmeden kurguyu tamamlamaları için ekranda gösteriyor bize yönetmen.

O dönemde yaşanan siyasi çekişmelerin bir kaç yıl öncesine kadar resmen kabul edilmesi neticesinde ABD ve işbirlikçilerinin İran’da yaptıkları çalışmaları kabul eden bir kaç yazıyı filmde görüyoruz. Bunun dışında ABD tarafını eleştirecek ya da bizlerin bilmediği veya komplo teorisyenleri destekleyecek hiç bir sahne veya yazı ekranda belirmedi diyebiliriz. Bu olayların bir diğer tarafı olan İran’ın yaptıklarına ise o dönem yaptıkları siyasal açıklamalar dışında pek bir yenilik getirmeden, zorba bir harekette bulunuyormuşlarcasına bakması ve ekrana getirmesi belki de negatif bir puan almalarına sebep olabilirdi. Ortada kalmayı yeğleyeceği bir durum kesinlikle olamazdı çünki politik ve istihbarat açısından hareket edilen bir olayı sinemaya aktarırken ne kadar ortada kalabilirdi ki? O yüzden ABD tarafının daha ağır bastığını söylemek mümkün. Zaten ABD topraklarında vergi ödeyen bir kurumun yönetmeninin çektiği filmden daha fazla ne beklenir ki? Bu açıdan aslında filmin akademi üyelerine gör kırpıp oscara aday gösterilmesi ve alması süpriz olmadı.

İlk başta film de 1979 yılında İran İslam Devrimi esnasında Tahran’da meydana gelen rehine krizi olayında, ABD büyükelçiliğinde bulunan ve Kanada Büyükelçiliğine kaçan altı ABD’li diplomatın İran’dan kaçırılması olayı konu ediliyor. Kaçırılma operasyonunun adı Canadian Caper olarak kayıtlara geçmiştir. Hikaye 2007 yılında ( bazı kaynaklarda 1997 yılı diye geçiyor ) CIA operasyon sorumlusu olan Tony Mendez‘in yazdığı “The Master of Disguise” isimli kitap ve Joshuah Berman‘ın konu hakkında Wired isimli dergide yazdığı “The Great Escape” isimli makale ile açığa çıkmıştır. Yani tamamen gerçek olaylara dayanan film, 1960 – 80 li yıllarda yaşanan tarihi olayları da ‘gerçek görüntüler’ ile sinemasal görüntüler ile karşımıza çıkartıyor. Sonrasında yaşanan bir çok olay da tamamen gerçek, bu kişilerin yaşadığı psikolojik gerilim ile operasyonun organize edilirken yaşananlar ekrana geliyor. Ezan sesini bir kaç kez duyarken, Ben Affleck operasyon kapsamında istanbul’a da geliyor ve o eşşiz manzara eşliğinde ayasofya’dan da bir kaç sahneyi izliyoruz.

Eleştirmenler ve ABD’ler tarafından aşırı şişirilmiş bir film, Argo. Sonuçta yaşanmış bir olayı, yaşanmış görüntülerle ekrana getirirken o dönem de yaşananları da taklit ederek karşımıza çıkartmış Ben Affleck. Yani iyi bir kopya film var karşımızda. Bir de ABD‘nin başarılı bir operasyonu olduğu için ABD halkı tarafından da iyice benimsenmiş ve ön plana çıkartılmış ki akademi üyeleri de buna kayıtsız kalamayarak oscar ödülünü verdi.

Son olarak oyunculuğu beğenilmeyen Ben Affleck’in bu filmdeki oyunculuğuna değinmek gerekirse: özellikle 2 sahnedeki bakışlarıyla konuştuğu görüntüsü ile oyunculuk konusunda da bir şeyler öğrendiğini gösterdi izleyicilere. Çok sade ve soğukkanlı oynayarak, ajan karakterine yakışır bir görüntü çizerken ruhsuz gibi olması biraz eksi puan almasına neden olabilir.

Film bittikten sonra dönemin resimleri yine ekrana gelmeye devam etti: özellikle kaçan amerikalı diplomatların görüntüleri ile onları canlandıran oyuncuların birbirlerine olan benzerliği ile bu operasyonun duyulmasına sebebiyet veren hollywood üyelerinin benzerliği gerçekten oyuncu seçiminde Ben Affleck‘in başarısını bize gösteriyor. Bir tek Ben Affleck oynadığı karaktere benzemiyordu diyebiliriz. :)

Velhasıl…
Her şeye rağmen Oscar ödülü alacak kadar başarılı bir yapım değildi Argo. Nasıl ki Nobel ödüllerinde Orhan Pamuk politik bi konuşma yaparak nobeli almıştı, Ben Affleck’te milliyetçi duyguları hem de günümüzde bile devam eden ABD – İran çekişmesinin yaşandığı bir an da tekrar ekrana getirterek ‘ben çok büyük bir iş yaptım’ deyip oscar ödülünü almayı başardı, onu destekleyen milyonların da benzer düşüncelerle hareket etmesine rağmen…

Ama bana göre…
Ve benim gibi düşünen sinemacılara göre..
Benim gibi objektif ve tarafsız düşünmeye çalışanlara göre…

Bu film kesinlikle ‘En iyi film’ değildi.
Yine de izlenmeli tabii ki. :)
Her ne kadar birazcık olsa bile taraflı olsa da dönem İran’ın da yaşananlara farklı bir pencereden bakmak için bile izlenebilecek bir film.

Benim puanım 10 üzerinden 6,7

İyi seyirler. :)

Yazı dolaşımı

Exit mobile version