Dünyanın Merkezine Yolculuk – Journey to the Center of the Earth – Sinekritik

Özellikle ilkokula giderken, bize önerilen kitaplarından bazıları da Jules Verne’nin ( ki bu yüzden ismini unutmam ) Dünyanın Merkezine yolculuk ile denizler altında 20.000 fersah kitapları idi. Bu kitaplara fantastik demek biraz anlam karmaşası yaratabilir, fakat gerçeğin hayalle karıştırılıp harmanlaması dersem; herhalde yine de yaklaşamam!. Hangi ismi verirsek verelim, bu tür yazıları – hikayeleri bir çoğumuz zamanında ya okumuşuzdur ya da duymuşuzdur. Jules Verne’nin daha önce seksen günde devr-i alem kitabı sinemaya uyarlanmıştır; fakat ne yazık ki yazarımızın kitapları olduğu gibi değil de baya bir değiştirilerek sinemaya uyarlanıyor: dünyanın merkezine yolculuk da olduğu gibi.

 

Afişte yanılmıyorsam filmden tam 4 sahne var.

 

Ben burada, Jules Verne’nin Dünyanın merkezine yolculuk kitabından birazcık bahsetmek istiyorum: kitapta 3 karakter var amca – çocuk – güzel kız… bunların, eski bir yazmada yer alan şifre sonucunda izlanda da ki bir yanardağın ( filmde de aynı yanardağ vardı ) içine girerek dünyanın merkezine ulaşabileceklerini bulmaları ve sonrasında yaşadıkları kitapta yer alıyor. Günümüzde olmayan canavarlar vs. vs. vs.

Filmin en çok hoşuma giden tarafı, sonu oldu. Bunu şimdi açıklamak istiyorum ki; sebebi de aslında filmi anlamlı kılan hareketin sonunda ekrana gelmesidir. Çünkü, film her ne kadar jules verne’nin romanını bire bir yansıtmıyorsa da içerikde çok bahsedilmişti. Kitaptan resimlerle desteklenen senaryo insana ” e o zaman neden kitabı doğru düzgün senaryolaştırmadın ” dedirtecek türdendi. çünkü kitabın konusu da gayet senaryolaştırmaya uygundu; fakat filmin sonunda ” ben aslında kitabı yansıtmadım, onu araç olarak kullandım ” dedirtecek sahne karşımıza çıktı: aynı zamanda bu filmin devamının çekilebileceğinin de göstergesiydi.

Daha önce özellikle mumya serisi ile karşımıza çıkan Brander Fraser, bu filmde özellikle üzgün gözükmesi gereken sahneleri çok başarıyla gerçekleştirdi; gerçekten hareketleri çok güzel ve yerinde idi. yanında oynayan çocuğa aslında pek birşey düşmedi; bayan oyuncumuzu ise ilk defa sinemada görüyorum ama hoş bir bayan olduğunu söylemeden edemeyeceğim :)

Filmin yapımında kullanılan görsel efektler çok sıradandı, bunu kesinlikle belirtmek istiyorum. Yepyeni bir tarz denediklerini duymuştum fakat düşük çözünürlükte izlenildiğinde çok bayıyor insanı yani zaten biliyoruz ama resmen şunu diyor: ben bilgisayar efektiyim!. canavarlardan kaçma onlarla savaşma sahneleri de çok kötü oldu bu yüzden zaten, efekt sahneleri 10 üzerinden 3 ancak alır; görüntü yönetmeni sanırım işine iyi çalışmadı!.

Filmde, amca ile çocuğun uzun zaman sonra tanışmaları ile amcaya gelen kardeşinin kutusundaki kitaptan çıkan şifre ile aniden karşılaşmaları ve sonrasında onu takip etmeleri ve onlara rehberlik edecek kızla tanışmaları… bu bölüm öyle çabuk geçti ki, devamında filmin çok şey yaşayacağımızı düşünmüştüm!. fakat yine yanıldım; çok fazla atraksiyon olmayan bir film ile karşılaştım.Orijinalliğini kaybetmemesi için türkçe alt yazılı izlediğim filmin altyazısı da yetersizdi sanırım, o yüzden diyaloglar konusunda yorum yapamayacağım.

Çocukların izleyebileceği bir film bu kesin; fakat kullanılan sistem 3D sistemi olduğu için önerim: üç boyutlu olarak izleyin. o zaman daha keyifli olur tahminimce…

Film, sıradan konusu fakat eğlenceli yönüyle sizi ekran başında tutuyor… 90 dakikalık bu zaman öldürme maratonunun sonucunda, her zaman ki gibi aldığınız haz size kalmış.

benim oyum : 10 üzerinden 6

 

Yazı dolaşımı

Exit mobile version