1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Tarafsız gazeteci aranıyor, müracaat yeri yok!

Tarafsız gazeteci aranıyor, müracaat yeri yok!

Dünya gün geçtikçe bir çok düşünce akımının etkisinde kalsa bile, bunlara uygun hareket edip yaşam şekline dönüştüren insanlar görmek üzüntü verici. Bir insanın en önemli özelliği, düşünmesi: aklı!. Fakat bunu hep bazı önyargılarla, gururlarla, inatlarla ören insanların gönül gözleri de kendi gözleri de öylesine kapanıyor ki, artık bazı şeylerin farkına varmaları için yapılacak her hangi bir şey geriye kalmıyor…

Hayalimdeki mesleklerden biri de; gazetecilikti. Bunu yapacak imkanım da yok, özellikle değişen ve gelişen dünya da o kadar gazeteci türedi ki bu mesleği fazla takip edilmeyen yerlerde yapmayı da açıkcası istemiyorum. O yüzden, ileri ki yıllarda gazetecilik mesleği yapacağımı sanmıyorum; fakat bu güzide ve bir o kadar da önemli olan mesleğin içler acısı durumu beni gerçekten üzüyor.

Şurası kesin: herkes aynı düşünceyi savunmayabilir, düşünmeyebilir. Burasını anlamak zor olmasa gerek. Fakat düşüncelerde ısrarcı olmak ve değişen dünyaya ayak uydurmayıp değişmeme konusunda inatçı davranmak niye? Bir insana bu yakışır mı? Bütün bunları geçtim, bizim gibi insan olan birini hafife alıp; düşüncelerinden dolayı onları belirli kalıplara sokmak ve ‘bilmiş tavırlarda’ bulunmak ne kadar doğru? Benim asıl anlatmak istediğim, körü körüne bir düşünceye bağlı kalan zihniyetler ile başkalarının düşüncelerine önem vermeyen zihniyetlerin eleştirisidir.

Gazetecilik
Bu mesleğin hali hazırda okulu bile var, derslerinde neler işliyorlar neler yapıyorlar bilmiyorum ama mesleğin inceliklerini öğrendikleri kesin: bunun yanında bu mesleğin okuluna gitmeden şuan büyük gazetelerde, tv lerde vs. gazetecilik yapan bir sürü insan da var ( Futbol oynamayıp, spor yorumcusu olan gazeteciler de bu kategoriye girer ). Bunlar önemli değil; benim üstünde durmak istediğim konu şu: gazetecilik, tarafsız olmayı gerektirmez mi? Her türlü görüşe açık olmayı gerektirmez mi? Sadece doğruları veya sadece yanlışları yazmamayı gerektirmez mi? Verilecek cevaplar basitken, bunlara uyan gazeteci sayısı sizce kaç? Bir düşünün derim…

TV de ki programların kalitesizliği ve iyi düşünülüp organize edilmemesi konusunu da yazıya eklemek istiyorum fakat uzun konu; ancak ufak bir kısım yazmam gerekirse: yapılan programlara çağrılan gazeteciler ya hep aynı görüşte oluyor ya da tartışılacak konu konusunda çağrılan gazetecilerin oranı eşit olmuyor… Yani daha başlangıçta galip taraf belli ediliyor: burada da programı hazırlayan kişinin taraflı davranması göze çarpıyor. Ayrıca sosyal medyadan iyi yararlanmıyor; her programda altta twitter veya mail adresleri yazsa da en fazla 1-2 soru buralardan soruluyor: yani milleti de kandırıyorlar.

Velhasıl… Konuya dönecek olursak;

Ülkemiz bir referandum sürecini geri de bıraktı, bu süreçle ilgili bir yazı blogumda ben de yazdım. Fakat bu süreci izlerken, TV lerde gazeteci bolluğu görmek hoşuma gitmişti. ataol behramoğlu adlı gazeteciyi örnek vermek istiyorum bu yazıma ilk önce… Kendisinin yazılarını okumadım, daha doğrusu bir kaçını görmüştüm ama daha ilk paragraftan ne kadar basit bir gazeteci olduğunu sezmiş fakat düşüncelerine saygı duyduğumdan önemsememiştim. Katıldığı bir pogramda söyledikleri ise tamamen bu yazıma uygun bir profil içeriyordu:

Danıştay‘ın aldığı kararları okuyordu. Ayrıntılara girmeden bunu yapıyordu ki ayrıntılara girse zaten bir çoğunda haksız olduğunu kendisi de görecekti: aslında görmek istemiyordu. Çünkü art niyetliydi. Karşısındaki gazetecileri bile küçümseyip belirli kalıplara sokması laflarından anlaşılıyor, aynı karşılığı veren gazetecileri ise düşünce özgürlüğünü baltalamakla suçluyordu. Danıştayın kararlarını okurken, peşi sıra bu kararları alan yargıçları vs. alınlarından, ellerinden, gözlerinden, bir yerlerinden öpüp duruyordu… Sanki binlerce kişinin karşısında tek başına, imparator gibi, ter su içinde kalmış, tek nefesle konuşuyordu… Çoşmuştu… Bir an gözümde o kadar küçüldü ki… Bu adam gazeteci ve bu adamın binlerce okuyucusu, destekçisi var… Neden mi?

Aynı danıştay’ın, aldığı akıl almaz kararları orada okumadı…
Bu yargıçların siyasete bulaşmalarını söylemedi…
Yargıtay’ın ve anayasa mahkemesinin aldığı anayasayla alakasız kararları görmezden geldi…
Ve daha nicesi…
Bu adam gazeteciydi… Gazeteci olmak, tarafsız olmak demekti… Belirli görüşü savunmak demek değildi… Ben gazeteciyim diyordu; ben ergenekonun avukatıyım demiyordu… O zaman neden böyle konuşuyordu? Neden mesleğinin inceliklerini sergilemiyordu? Tamam, yanlış olan varsa bunları dile getirmeliydi. Bunu yapmakla en doğrusunu yapardı ama neden samanlıkta iğne arayıp sadece bulduklarını ekrana taşıyordu?

Ve neden bu tip insanlar kendilerine yapılmasını istemedikleri şeyleri başkalarına yapıyorlardı?

Neden ülkenin yarısından fazlasını aptal yerine koyuyorlardı?

Daha nice soru…

Bitmedi… Bedri Baykam adlı gazeteci de yine gazeteciliğini bir zamanlar övdüğüm bir gazetecinin konuğuydu. Yine yanlış bir seçim; karşısında kimse yoktu: yani onun düşüncesinin zıttında olan biri yoktu. Bu da tartışılacak konunun ekseninin kaydığının göstergesiydi… Konuştu durdu, avrupadaki insanların ülkemizden bihaber olduğunu vs. bahsetti. Çünkü onların hepsi ülkemiz hakkında iyi şeyler söylüyorlardı! Bedri baykama göre onlar doğruyu söylemiyordu… Fakat konuşmasının sonunda öyle bir hata yaptı ki: bir fransız dergisini çıkardı. Kendi görüşlerine uygun bir makale vardı. Kendisi okumuş, biz içeriğini bilmiyorduk. Kaba taslak söylediği; bu yazılanın doğru olduğuydu… Karşısında duran gazeteci kılıklı sunucu şu soruyu soramadı: Fransa avrupa da değil mi?

Buna daha bir çok şey eklenebilir…

Gazetecilik her geçen gün eriyip gitmekte… Terazinin iki tarafını da iyi değerlendirip makalelerine taşıyan yazar sayısı yok denecek kadar az. Çünkü gazetecilerin çoğunun konu sınırlaması yok… Ama tarafsız olmaya çalışmalılar, yanlışların yanına doğruları da eklemeliler… Çoşmamalılar!

Bu konuda daha bir çok örnek verilebilir ama benim bu yazıyı yazmama bu iki gazeteci(!) ön ayak oldu..

Gazetecilik mesleğinin olması gereken seviyeye çıkması dileğiyle…

Yorum Yap