İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sine Kritikler
  3. Sinekritik: Hızlı ve Öfkeli 6

Sinekritik: Hızlı ve Öfkeli 6


hızlı ve öfkeli 6Merakla beklenen serinin 6. filmi için 6 tane sap: mükemmel yarış arabalarını ve aksiyon dolu bir filmi izlemek umuduyla sinemanın en üst tarafında koltuklarımıza yerleşip filmi izlemeye başladık. Film ‘geçmişi biraz hatırlayalım’ cümlesi ile ilk 5 filmden görüntüler ile devam ediyor. Başrolde oynayan oyuncuların daha sakalları terlememiş yeni yetme hallerini görünce: insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Ve zaten filmi izlerken de zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Bir an da: sürpriz bir son!

Gişede beklenmedik bir başarı yakalayan ve yoluna devam eden Hızlı ve Öfkeli serisinin bu ayağında Dom ve Brian’ın Rio soygununda oldukça kilit bir ismin çetesini çökertip, ekibe 100 milyon dolar kazandırdığından beri, herkes ununu elemiş, eleğini asmış. Para isteyen paraya, huzur isteyen huzura kavuşmuştu. Hepsi de dünyanın tadını çıkartıyordu. Fakat bir yandan da eve dönmek ve kaçmadan, saklanmadan yaşamak arzusu içlerini kemiriyordu. Ne kadar çok paraları olsa da, aileden ve yuvadan uzak hayat bir süre sonra zor gelir. Bu arada Hobbs dünyada 12 ülkeye yayılmış bir suç organizasyonu araştırmaya başlar. Bu örgüt her biri birer ölüm makinesi olan paralı askerlerden oluşmaktadır; ve örgütün ikinci lideriyse Dom’un öldüğünü sandığı eski aşkı Letty’den başkası değildir! Adamlarla kapışmanın tek yolu onları kendi seviyelerine yani sokaklara çekmektir. başlarının belası federal ajan Hobbs, Dom (Vin Diesel) aracılığıyla takımı Londra’da toplamasını teklif eder, karşılığındaysa haklarındaki tüm dava dosyaları ve suçlamalar düşürülüp eve geri dönmeyi, ailelerine kavuşmayı vaat eder. yapıyor ve eski filmlerin düşmanları yeni filmin ortakları oluveriyor. Amaç; Owen Shaw adındaki baş belası bir pisliği yakalamak ve Dom’un bu tehlikeli suçluyu yakalayabilmek için hızlı ve öfkelilerin yardıma ihtiyacı var. Vin Diesel ve Paul Walker‘ın sinema tarihine soygun ve araba kovalamacası olarak geçen ünlü serisinin son halkası olan film, bu sefer İspanya’da ve İngiltere’de çekildi. Yapımın yönetmenliğini ise seride yapımcı kimliği ile de yer alan Justin Lin üstlenirken, senaryo Chris Morgan‘a ait…

Vin Diesel‘in inanılmaz karizması ile şahlanan filmin bu halkasında önceki filmlerin unutulmayan karakterlerini bir arada yine izliyoruz: ve bu sefer ilginç ve bir o kadar da güçlü rakipleri var. Hepsi de onların sanki bir değişik versiyonuymuş gibi… Ve bunlar arasında sokaklarda, yollarda geçen hız dolu, aksiyon dolu sahneler ile görsel bir şöleni izliyoruz: tabii bu da senaryoda ki Battal Gazi benzeri sahneler ile konuşmaları görmezden gelmemize ve ‘vay anasını beee!’ dememize yetiyor ki kurgu da yer alan birbirinden şaşırtıcı sürprizler ile belki de bu eksiklikleri/hataları görmemezlikten geliyoruz…

İlk filmdeki ‘polisiye’ tarzı yaklaşım git gide kendini kaybediyor: çıtır kızlar ile modifiyeli arabaların yer aldığı serinin diğer filmlerinden sonra artık bir uç noktaya gelinmişti. Çıkış için ise yeni düşmanlar oluşturmak gerekiyordu: tam yerinde kararla güzel bir karar verildi, Türk sinemasında da yapıldığı gibi ‘öldüğü sanılan’ karakter tekrar canlandı ve kurgu ‘aileyi’ tekrar bir araya getirip kurtarmaya indirgenerek muhteşem sahneler eşliğinde, bu filmden beklentileri karşılayacak düzeyde bir sinema şöleni ortaya çıktı diyebiliriz. Oyunculuğa gelince: federal ajan filme değişik bir renk kattı, serinin bu filminde daha ön planda olduğu gerçek. Cüssesine uygun bir arabayla dolaşması da bazen güldürüyor insanı izlerken… Vin Diesel ise kusursuz karizması ile zaten yetiyor. Paul Walker filmin başından beri kötü bir oyuncu gibi. Bu filmin dışında başarılı olacağı bir film var mıdır? Sanmıyorum. Luke Evans kötü karakter olarak karşımıza çıksa da bu role uygun bir tipi yoktu sanki. Daha sert biri seçilebilirdi. Michelle Rodriguez üzerine düşen görevi yerine getirdi. Diğer oyuncuların hepsi de başarılıydı diyebilirim: Gisele’nin ve Han’ın ortak kaderine üzüldüm diyebilirim. Han’ın bu filmde oynaması ilk başta seri için soru işaretiydi ama bunun cevabı filmde verildi. Zaten kendi içerisinde tezatlık oluşturan

Hızlı ve Öfkeli 6 filmindeki bazı sahneler: olamaz! dedirten cinsten. Fakat takip sahnelerinde çalan müziklerin bir çoğu güzeldi ve sizi hız ile beraber heyecan dolu dakikalarda alıp götürecek cinstendi. Filmi sadece ‘oyalamak’ amaçlı bir eğlence sineması örneği olduğunu kabul ederek izlerseniz sizi çok keyifli bir seyir bekliyor. Filmin özellikle gençler hedeflenerek yapılmış olduğunu söylemek gerek: Hızlı ve modifiyeli arabalar, güzel kadınlar, büyük ve heyecanlı bir macera… Kim böyle bir teklife hayır diyebilir?

Yorum Yap