İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Toplama Kampı
  3. Nefrete Dair

Nefrete Dair

Yüreğimde tutamadım kayıp gitti sevdalar, gözlerinden dökülen yaşlar gibi sebepli olmasına gerek yok sebepsiz ayrılıkların. Sevda tohumlarını ektiysek eğer yüreğimize ulu bir çınar gibi kök salmışsa gönlümüzde ne sel söküp alabilir ne de bilinmezlik kurusa da dalları o hep orada kalır ölü dallarıyla ulu çınar hep ayaktadır. Yüzyıllara kafa tutan endamıyla ömrü kısa diğer ağaçlara inat yaşanmış geçmiş zamanların keyfini sürer, ölü dallarla çevrili olsa da onu hala yaşatan, ayakta tutan köklerine sarılmıştır.

Ölümü özlese de bedenim, isyan etse de hasrete gözlerim, hayalinle sevişse de yüreğim, aşkı nefrete dönüştürsem de. Bitmek bilmeyen ateşler içinde ki yüreğimde hala senin sevdan var. Aşkın kardeşi nefreti yaşadı yüreğim ve senden nefret ediyorum beni sevdiğin için senden nefret ediyorum seni sevdiğim için, senden nefret ediyorum yaşamımda unutamayacağım anları sığdırdığın için, gönlüme sevgiyi öğrettiğin için senden nefret ediyorum ve biliyorum aslında her nefret sözcüğü aslında hala seni seviyorum demek olduğunu ve unutulmamışlık için isyan olduğunu. Sen benden, uzakta iken biz bir yürek atımı yakınız aslında her gece rüyalarının kapısını çalan benim, geceleri bekledim sabahlara kavuşturmak için mehtabı sakladım yıldızını saklamasın diye, her sabah doğan güneş değil di sana olan hasretim di. Yüreğimde doğum sancısı vardı, her sabah doğar her gece öldürürdüm ayrılığı…

Yaşadığım her sevda oyunun dan şunu öğrendim ki, nefret aşkın kardeşiymiş. Senden nefret ediyorum kelimesi bir kurtuluşmuş kaçmak istiyorsak acı çekmekten ilk kullandığımız kelime oldu hep senden nefret ediyorum lar. Adı konmamış ayrılıklarda adı konmamış duyguların ifadesi olur kaçamak sözcükler ve dönmek için cesaretimizi yitirdiğimizde de kullanırız her bir saldırı cümlelerimizi düşmana saldırır gibi savururuz her bir içi intikam ve nefret dolu kelimelerimizi, itiraf edemediklerimizde gizlidir aslında. Her kimden duyduysam o cümleleri bende seni seviyorum dediğimde susan dudaklarda kelimeler esir kalır, ıslanan gözlere inat kuruyan boğazımızda düğümlenir yürekte kalan tüm sözler.

Ve yarım kalır tıpkı bu yazı gibi hayatta çektiğimiz çilelerde mutluluklarda sonu yok dibi yok nerede başlar bilemeyiz bittiğinde zaten anlamamıştır da nasıl ve nerede bittiğini…

Kimsesizlerin yurdunda, gariplikler diyarın da bir yudum sevgiye muhtaç ellerim yaratana açık, yüreğime derman istiyorum. Yokluğu sorguluyorum isyanlarımda ben kayıpken sorgusuz sualsiz geçen günün sabahında bilirim gecenin karanlığı kararttığında ruhumun o ıssız o ulaşılmazlarını, şaşkınlığı okunur yüzümde yalnızlığın. İhanetim yok aşkımın üzerine, yüreğim elimde sana koşarken sana sunduğum sadece aşkım ve ruhum değil di. Sana esir ettim hem bedenimi hem ruhumu özgür değilim varlığımı senin varlığına ipotekledim. Dudağındayken dudağım rüzgarında sevdanın dağılıp uçmak isterdim. Gönlünün harman yerlerinde biçilmek isterdim, yetişip filizlenmişken başak başak sevdamın filizleri, dokunuşunda savrulmak isterdim.

Yürekte mertlik varken sevdanın tohumları filizlenmişken dönüşü yok artık ayrılığın yüreğimi yüreğine zincirledim. Ben sana mecbur değilim sen varken ben, senin varlığındır beni ayakta tutan. Bir dere başında o yaban bozkırlarda seyrederken doğayı seni arıyorum o güzellikler içinde baktığım ve gördüğüm hiçbir yer senin yerini tutmuyor ne şafak atarken ki tan, nede göle vuran yakamoz, nede ey sevgili o toprağı makyajla yan rengarenk yapan çiçekler. Gönlümü sana çevirdim hayalindir beni buralarda yaşatan, ne meze sevdamı iki kadeh içki de, nede sattım sevdamı yüzü gözü boyalı kadıncıklar uğruna. Kardelen çiçekleri gibi sabırlı olmanı bekledim hep, sabırla yüreğimde açmanı sadece bana açmanı bekliyorum ey sevgili…

Gariplikler içerisindeyim yarım bardak su ile oynaşıyorum ne yarıyı doldurabiliyorum nede o yarıyı boşalta biliyorum. Bir bilinmezlikte kayıp ruhum. Yarınlarımı sana ipotekledim, hayatım senin ellerindeyken ben ne yapabilirim ki. Senin yokluğundur beni bir garip yapan. Dünü, bugünü hatırlamıyorum yaşamadığım yarınlarda yaşıyorum senin var olma ümidinle. Seni yarınlara saklayan hayat bana ağır gelse de yaşıyorum direngenliğimle. Dışarımda hava soğuk bedenim titrek ruhum alevlerde sürekli bir öfke var yüreğimde, kızmak bağırmak istiyorum çığlıklarımı boşluğa katmak istiyorum kendimi kendi çığlıklarımla boğmak kayıplar arasında bir kayıp olmak kimsenin arayıp ta sormadığı hüzünlü akşamların koynunda sarhoş olmak istiyorum hatırlamamak kendimi bile. Ölüm yok korkusu hiç yok ölümsüz gibi yaşıyorum geride bıraktıklarımdır beni yaşatacak tatlı bir anı rüya tadında hayaller. Seni hatırlamak istiyorum gözlerimi yumduğumda o kadar ayrı kaldık ki ne kadar zorlasam da yüzünü hatırlamıyorum aklımda kalan silik bir hayal bana gülümseyen. Seni seviyorumlar boğazımda düğümlendi yokluğunda seni ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım.

Özgün Blog sayfasındaki yazıya benim eklemelerimle oluşmuş bir yazıdır. http://www.ozgunblog.net/nefrete-dair/

Yorum Yap