1. Ana Sayfa
  2. Denemeler
  3. Namus

Namus

namusBugün, yoğunluktan sıkılıp dükkandan biraz uzaklaşmaya çalıştım ve kendimi yine kalabalık sokakta buldum. Yürürken, çay ocağının önünden geçip tanıdıklara selam vermek istedim ve o yöne doğru ilerledim. Bir den yaşlıca bir adamın ağlayan sesini duydum. Hemen çay ocağının önündeydi, herkes ona bakıyordu ve bana da yabancı gelmedi. Gittim yanına, etrafı kalabalık olduğundan ve alalece birşeyler anlattığından kulak kesildim. Her gelene tekrar olayı anlattığını gördüğümden, neden böyle olduğunu ve dolayısıyla olayı bir kaç dakika sonra öğrendim: Balık tutmak için gittiği deniz kenarındaki bir manzara onu hayretler içerisinde bırakmış. Bir erkekle, bir kız ( evet kız, hem de 13 yaşındaymış ) ‘anal sex’ yapıyorlarmış. Bunu gören amcamız, orada ağlamış: kız kaçmış ama çocuğu yakalamışlar. Biraz bilgi almışlar tabii ondan. Kız, parayla bu işi yapıyormuş ve aslında oralı değilmiş. Çocuk, kızın daha önce kendinden kat be kat büyüklerle de bu şekilde ilişkiye girdiğini anlatmış. Tabii amcamız, herhalde etkisinde kalmış olacak ki çay ocağına kadar ağlayarak gelmiş. Kendi çocukları da olduğu için, onu büyük bir korku almış. ”Nasıl böyle olur ya? Daha çocuk onlar? bunları nasıl yaparlar? Hem de açık yerlerde? nasıl aileler var? bunların anası babası yok mu? Polisler ne işe yarar? Artık sokaklara düştü bunlar, kıyamet kopacak. ” gibisinden veryansınlar ediyormuş. Tabii etrafındaki kalabalıkta çocuklar ve ailesi hakkında iyi şeyler söylemiyorlardı. Ben gittikçe kendimi kötü hissetmeye başladım. Neden mi? Anlatayım:

Amca, bana yabancı gelmedi: çünkü kızını tanıyor ve biliyordum. Kızı da daha öncesinde bir mahalle arkadaşımla ilişkiye girmişti. Bunu da çocuk, ballandıra ballandıra tüm mahalleye anlatmıştı. Ben o zaman çocuğa kızdığımda bana şöyle demişti: ” ya oğlum sanane? zorla mı yaptım? anası babası var adam gibi yetiştirseydiler! ben sadece öpmek istedim. ama öptüğümde, gözlerini bir kapadı saldı kendini. ne yapayım o vakit yani? Kızı bir kere dudaklarından öp oğlum, gerisi gelir. ” gibisinden laflar etmişti. O gün çok kızmıştım ona ama ne yapabilirdim ki? milletin namusunu koruyacak ne halim vardı ne de vaktim: beni de ilgilendirmezdi belki de. Ama şuan karşımda ağlayan amcayı gördüğümde, başımdan aşağı kaynar sular dökülmeye başlamıştı bile… öyle üzüldüm ki, tüm acılarımı unuttum diyebilirim: Bu acı insana yeterdi. Neden mi? onu da anlatayım:

Aile geleneği günden güne bozuluyor. Batı diye bize yutturulan medeniyetten hep açık şeyleri alıyoruz ve günden güne öz benliğimizden kopuyoruz. yakında en basitinden amerikan filmlerindeki gibi anne baba yerine isimle hitap edildiğini düşününsene çocuklarınız tarafından? Bunları geçtim, bu teknolojik bir çöküntü. Ayrıntıları fazla ama bir de bu işin eğitim öğretim yani arkadaşlık boyutu var. Çocuklar, hayatlarının çoğunu yatakta ve arkadaşlarının yanında geçiriyor. Bir çok şeyi aslında orada onlarla, arkadaşlarıyla öğreniyorlar, yaşıyorlar ve hayatlarını yönlendirende bir yerden sonra eğer nefsleri zayıfsa aile yerine arkadaşları yani çevresi oluyor. Namus, aşk gibi kavramlar hayatımızda var ama artık her şey gibi onlarda ‘işine göre’ yorumlandırıyorlar. nasıl mı? onu da anlatayım:

bugün namusuna laf dedirtmeyecek milyonlarca kız vardır. Ama içlerinde belirli bir kesime sorsak alacağımız cevap şudur: en az evlenene kadar 10-15 erkekle ‘çıkmışlardır’. – ki bu çıkmak lafını da anlamam. – Elin, başkasının eline değdiğinde namusun pert. Ama hala ısrarla namusunu savunur bu tipler. Bunu anlamam. Bazıları yine etek boyuna taktım diyecek ama etrafımda görüyorum: orta 2 ye gidiyor kız, inanın eteği kısanında kısası. nasıl oturuyor derste o şekilde, anlamakta zorluk çekiyorum: herhalde öğretmeni zorluk çekiyordur dersini anlatırken! ( diğer öğrencileri düşünemiyorum tabii. ) Bunlar sizin açınızdan biraz geri kafalılık olur belki de ama şuna katılırsınız herhalde: insanlara bir ‘kişisel özgürlük’ olgusu verildi ve böylelikle kandırıldılar ya o günden beri dünya kötüye doğru gitmeye devam ediyor. Ne özgürlüğü? Sana yapılanı oğluna yapılmasını ister misin? kimse, toplumsal düşünmüyor. Herkes bir ucundan tutmalı, başkasına örnek olmalı. Hep kıskanmak, hep kıskanmak… Başkası iyi giyiniyor, güzel diye bunun çabasında insanlar. özellikle kızlarda bunu görüyorum. Kendi olmak yok onlarda, hep komplex.

Ruhunu güzelleştiren var mı aranızda? Sanmıyorum. Ama şu var ki, eğer bir yeteneğim olmasını istesem herhalde ” karşı tarafın ruhunu görme ” yeteneğini isterdim. Çünkü inanın, ben de bazen nefsime yenilip dış güzelliğin albenisine kapılıyorum ve acı çekiyorum…

Daha ayrıntılı yazacaktım bu konuyu ama sanırım bu kadarı da kâfi. Kafada yorgun zaten, yanlış bir şey yazdıysak affola…

Ruhunuzu güzelleştirenlerden olmanız dileğiyle… ve tabii ki, umarım nefsimizin esiri olmayız.

Yorum Yap