İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Katre-i Matem Sonrası Notlarım

Katre-i Matem Sonrası Notlarım

Bir alışkanlık oldu ben de kitabı okur iken notlar tutmam veya önemli gördüğüm yerleri çizip onlar hakkında araştırma yapmam… Bu yaptıklarımı bloguma ekleyip güzel bir kaynak oluşturabilirim düşüncesiyle yazıma başlamak istiyorum…

  • İlk çizdiğim kelime, osmanlı türkçesi olmuş.. Merak ettim, türkçe diyorlar ama nasıl bir türkçe? Bizim şuan ki alfabemizden izler var mı vs. gibi sorularımı internette araştırmakla cevaplandırmış oldum bir nevi…

Osmanlı Türkçesi hakkında wikipedia kaynakları şunları söylüyor: http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7esi

Ve bir de örnek mektup buldum bu konuda: http://img27.imageshack.us/img27/9109/internetiinhazrlananosmfg1.jpg

Gördüğünüz gibi arapça izlenimi uyandıran bu mektup, osmanlı türkçesi ile yazılmış ve günümüz alfabesi ile yazıldığında ise şöyle okunuyor: Fakat cevap alamadığımı ve bu hususta şundan bundan talep ettiğiniz malumatı size veremediğimi mukaddemen bildirmiştim. Biraderimin mektubunda, ki harbin ilk ve son mektubu olmak üzere tabiratta bulunmuş ve birkaç gün sonra Gelibolu ordusunun şiddetli mücadeler de yapacağını ilave etmişti. Bu kanlı muharebede kendisinin ihtimal şehit olacağını da bahis ediyordu. Āverle vardığını bildiğim için ferih ve fahur oluyorum ve bu suretle āsudeki buluyorum. İşte benim tahammülüm, tesellümatım.

Bir diller karışımı diyebiliriz, zormuş =) Edebiyat okuyanlar düşünsün, geçelim bunu..

Yeni yeni şeyler öğrenmek güzel; işte onlardan bir kesit. devam edelim:

  • Hüsrev ile Şirin’i duymuştum ama yazarının Genceli Nizami olduğunu öğrendik, altını çizerek…
  • Leyla ile Mecnun dillere destandır ama yazarı kim?. İşte cevap: Bağdatlı Fuzuli…
  • Yazıcıoğlu Mehmet’in Muhammediyesi’ni gördük, çizdik altını ve öğrendik ki google’de onun hakkında bilgi yok-bulamadım.
  • İnsanların fiziksel görünümlerni esas olarak açıklamaya çalışan eserlerden biri olan ” kıyafetname ” yi ve yazarı Hamdullah Hamdi’yi öğrendik…
  • Aşık yunus divanından ilahiler öğrendik ki bir örnek yazayım:

GÖNÜL ARZULAR SENİ

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hakk nasip eylese görsem yüzünü
Ey sevdiğim gönül arzular seni

Yitirdim o dostu bilmem ne yanda
Sevgisi gönülde muhabbet canda
Yarın mahşer günü ulu divanda
Ey sevdiğim gönül arzular seni

Yunus senin methin eder dillerde
Sevilirsin bütün bu gönüllerde
Ağlayı ağlayı gurbet ellerde
Ey sevdiğim gönül arzular seni

  • Karacaoğlan ve Gevheri’nin koşmalarını gördük ki onları da siz bulun =)
  • Nükteli mesajları ile tanınan gazali deli biraderin öykülerini görmesek de google yardımıyla onları da bulduk =)
  • Türk halk musikisinden ve nedim’in şiirlerinden okuduk ve gördük ki her duygunun bir makamı varmış musikimizde…  Mesela insana huzur veren makamın adı, rast idi… Ve bu yöntemi farabinin bulduğunu öğreniyoruz..
  • Bir kere dokunsan teline sâz-ı derûnun, Bin türlü nevâsişle düzelmez bozulunca [ Gönül sazının teline hata ile bir kere dokunmaya gör; eğer bozulursa artık bin defa tamire kalkışsan yine düzelmez… ] beytini severek okuduk…
  • Güzel bir ders: ” Aslında akıl insana bahşedilmiş en muhteşem ama o derece de yalın bir melekedir. İnsanlar aklın bizi yönlendirdiğini zanneder. Hakikatte ise aklı yönlendiren bir olumlu, bir de olumsuz müteharrik vardır: Gönül ve nefs. Aklımız gönlümüzün önüne düşünce insan kendi yaratılışına uygun şeyler üretir; nefsin önüne düşünce sapkınlık başlar. Bu dengeyi kurma noktasında insana irade gücü verilmiştir.
  • Kitabı okur iken bir bölümde helvacılardan o kadar bahsedildi ki istanbul için; neden onlara o kadar istanbul’a gitmeme rağmen rastlamadığıma şaşırdım ve not etmişim: Neden şuan helvacılar bu kadar yok????.
  • Bir bölümde yer alan atışma sahnesi çok hoşuma gitti, bir an kendimi çiçek abbas filmini izlerken buldum sandım 🙂
  1. Su yolcu zahir keriz kakıyor. “
  2. KKuyu kazıyor kazık çıkarıyor.
  3. Eğlence ve sefahat almış başını yürümüş.
  4. Vezirin gözünü ise hemen gaflet bürümüş.
  5. mirasyedi meşrebdir, hali harabtır.
  6. doğru dersin, sevdiği yalnızca kadın, birazcık da şaraptır.
  7. kadınlar azdı, seyran parası istiyor kocalardan.
  8. eh yeniçeri de akıl alıyor ya sahte hocalardan…

böyle devam eden bir atışma =) Bu atışmayı ise milletin durumunu telkit eder iken yapıyorlar ki düşünsenize milletvekilleri mecliste böyle bir eda ile birbirleri ile tartışıyorlar =) rüyamızda görsek inanmayız herhalde…

  • İstanbul sokaklarını anlatırken bereketten güzellikten güvenden dükkanların durumundan vs. öyle bahsediyor ki şuan ki istanbul’u düşününce insanın içi cızlıyor kitabı okurken…
  • Haberleri takip ederseniz bazen istanbul’un nufüsünün artması dolayısı ile önerilerden biri de istanbula girişin izne tabii olması idi… Kitabı okurken aynen yazılan şu: ” İstanbul’a girmenin tamamen izne tabi olması ve yabancılarınbile muhür tezkeresi göstermesinin mecburi olması …. ” Teee o zamanlar böyle bir kural var iken ve işlerken şimdi neden yapılamasın ki?.
  • âlem kelimesi günümüzde ne kadar yozlaşmış =) ve maskeli balolar dediğimiz şeyler osmanlıda da varmış =) Osmanlı’da hamamlarda yer alan göbek taşlarına ” âlem ” derlermiş ve bu âleme katılanlar yüzlerine maske takarlarmış. Geleneklerimize ne kadar bağlıyız değil mi?.
  • Bir baba nasihati, ne kadar güzel değil mi?: ” Oğul sen zeki bir çocuksun, amma her kimde ki şu özellikler yoktur, aklı tam sayılmaz. Kişi odur ki dünya malından ihtiyacı kadarını alıp fazlasını yoksullara dağıta. Tevazuyu şereften fazla seve. İlim istemekten bıkmaya. Başkalarının ihtiyaçlarını gidermeyi küçük görmeye. Başkasındaki iyilikleri büyütüp kendi iyiliğini hiçe saya. Herkesi kendinden üstün göre... ” ve devamı: “ Efendi evladım! Yapacağın işleri bir bilene danış. Sakın ha danışmayı terk etmekle doğru bulunmaz. Senin yürüdüğün yolda sabırsızlık sabırlı olmaktan daha yorucudur. Düşmanın büyüğü, hilesi gizli olandır; o halde düşmanlarının hilelerini başlarına geçirecek bir tedbir bulmadan ortaya atılma. Nice ucuz kazançlar vardır ki sonunda ziyana sebeb olur. Sen en sonda kazanan olmaya bak. hiç bir şeyi hemen halledeceğini zannetme. Gençlik hevesiyle olmayacak hayaller kurma. Senin gücün devletin gücünden büyük değildir. Çok umutsuz olma ama tedbirli olmayı da bırakma. Çok umutlu olmak, umuda köle olmaktır. Dikkat et, fakirliğin en büyüğü ahmaklıkdır; zenginliğin en üstünü akıldır. Aklını iyi kullan! Ortaya düşme, sebebler olgunlaşmadan sonuca yürüme. Arada sırada bir müddet geri çekil, kalbini dinle, kendi yaptıklarını aklın ile değerlendir. Pişman olacağın bir şey yapma. “
  • 2. bölüm giriş yazısı şu idi: ” Kendisiyle sevineceğin şeyler az olsun ki, kaybettiğinde üzüleceğin şeyler de azalmış olsun. “
  • Nedim efendi hakkında kitapta aynen şöyle yazıyor: ” Cinsel tercihlerinde aykırı biriydi. ” Ah, çok ünlü nedim efendimizde neymiş 😀 😀 öğrendik.
  • ” Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım göğe eğerdi ” Ne güzel bir cümle değil mi? öğrencek çok şey var…
  • Kitapda çiçeğe özellikle laleye öyle anlamlar yükleniyor ki, aklıma sevgililer günü gelmişti o vakit… Biz hemencecik solan bir çiçeği nasıl en sevdiğimiz kişiye veriyoruz ki?. Kitapta öyle insanlar anlatılıyor ki bir çiçeğin koparılması ile kıyametin kopmasını bir tutacaklarını sanarsınız!
  • Şair Yunus hakkında güzel bir ifade vardı kitapta: ” Hiç bir gün tekkeye eğri odun getirmezmiş , yunus… Çünkü odunda olsa tekkeden içeri eğri bir şeyin girmesini istemezmiş… ” Adamdaki ahlaka bakın!.

İşte böyle…

Derkenarları ise blogumda ara ara yazmaya devam edeceğim, onlar için blog yazılarımı takip edin.

Yorum Yap