İlginizi Çekebilir
orange-hair-woman
  1. Ana Sayfa
  2. Ajandama Karaladıklarım
  3. Kadın, Aşk, Maddiyat ve İlişkiler

Kadın, Aşk, Maddiyat ve İlişkiler

2006 yılı idi sanırım.

Kamil YAZICI’yı çoğunuz bilir; onun derslerinden birindeyiz.

Konu bütçe ve ekonomi ile alakalı bir şeydi: Kamil hoca derste bazen çok soru sorar ve o gün yine öğrencilere bütçelerini vs. sormaya başlamıştı ki en arkalarda oturan bir bayan arkadaşa sıra geldi; yüzü makyaj kutusuna batıp çıkmış gibiydi, hafif şişmandı ve kıpkırmızı bir ruj sürmüştü. Tüm sınıf ona döndü ve bütçesini duyduk hep beraber: ” Aylık 800 milyon falan. ” Türk parasından 6 sıfır atılalı 1 yıl kadar olmuş ve daha alışamadığımız bir dönemdi. Kamil hoca dahil herkes şaşırmıştı; ekmeğin 50 kuruş olduğu dönemler ve o para, o gün benim bütçemin 4 katıydı! Herkes şaşırmış bir şekilde bayan arkadaşa bakarken, kamil hoca bu bütçeye kira, yemek vs. dahil değil mi? diye kıza sordu. Aldığı cevap daha da ilginçti: ” Hayır hocam bu benim giyim, gezme yani kişisel bakım masraflarım. Kira ve ev ihtiyaçları hariç. ” Bir çok kişinin ağzı açık kalmıştı, ben ise hafif gülümseyerek önüme dönmüştüm. O an yanımda oturan trabzonlu olduğunu hatırladığım bir çocuk sessizce şunu söylemişti: ” Ben bu kızı ayarlayıp çıkmaya başlayayım nasıl olsa parası var. ” Yanındaki diğer arkadaşları gülerek karşılık vermişti ama ben hala kızın bütçesine inanmaya çalışıyordum. Sonraki günlerde zengin bir aileden geldiğini vs. öğrendik tabii, malum sınıfta dedikodu konusu olmuştu.

Her neyse…

Benim derdim parasıyla değil. Parası onun olsun.

Sorun, o çocuğun ‘ben bu kızın parasını yerim.’ demesiyle başladı benim açımdan…

Bir kaç gün sonra el ele gördük bu çocukla, kızı… Bir süre takıldılar. Çocuk sevdi mi bilmiyorum ama fitili ateşlediği kısmı sizlere de söyledim. Peki kız sevmiş midir? Umarım sevmemiştir; çünkü böyle bir durum karşısında, sırf param yüzünden ilgi görmek istemezdim.

Neyse…

Olay ilişkilerin ne kadar sıradanlaşıp, maddiyatlaştığı benim için. Yıllarca kadınların araba sevdasını, parası olan erkeklerle takılmalarını, aşk aşk diye ağlayıp zenginlerle takılmalarını eleştirip durmuştuk. Çok kısa süre önce bir arkadaş ‘kadınlar arabalı erkeklere tav alıyorlar da ben niye arabalı kadınla çıkmayayım? Çıkarım arkadaş. Arabası varsa parası da vardır. Hem aşka inanmıyorum. Aşk ne ya? Çıkarım ihtiyaçlarımı gideririm, maddi sorunum da olmaz. Oh. ” demişti de bugün onu yeni arabalı sevgilisiyle görünce aklıma gelmişti bu geçmişte kalan hatıra…

Geçtiğimiz yaz titia girişinin önünde beklerken yanımdaki kızların ” ya şu faceden eklememiş miydi seni kız? Keşke kabul etseydin bak arabası var. Uzun boylu da çocuk. ” muhabbetini duyduğumu da uzun uzun anlatmayayım en iyisi…

Velhasıl…

Tamam, dış görünüş önemlidir dersiniz anlarım.

Ama sırf parası için biriyle olmak?

‘Can boğazdan gelir.’ lafını ben de bilirim, doğrudur ama nefsini tatmin etmek için hep daha fazlasını isteyen biri olmanın ne faydası var ki dünyada kalıp dünyalık olmaktan başka? Gelip geçen zamanı, gidenlerin varlığını ve toprak olan onlarca ‘güzel/yakışıklı’ insanın varlığını görmezden gelmek de neyin nesidir? ‘Anlık zevkler’ peşinde koşmak yerine fani dünyan için daha ilerisini düşünerek hareket etmek mantıklı değil midir sence?

Asıl kızdığım nokta ise; herkes bir ‘aşk’ arıyor. Ben sorarım bazen nasıl bir aşk arıyorsun diye; herkes de kendine göre seçeneklerini söylüyor. Aşk bu mudur?

Aşk anlatılamaz.

Aşk sokakta görüp beğendiğin birini facebookta bulup dürtmek değil. Ya da facebookta bakıp beğendiğin birine mesaj atıp karşılık beklemek değil. Ya da yalnızlığını sonlandırmak için ilk teklifi kabul edip bir şeyler yaşamak değil. Veya barda tanıştığın biriyle mükemmel bir gece geçirip sonrasında el ele dolaşmak değil.

Aşk, iletilerine aşk ile ilgili güzel sözler yazıp o sözleri uygulamayacak kadar ‘habersiz’ hareket etmek değil.

Aşk bunlar değil.

Bir tanı…

Bir bak bakalım, kalıbının adamımı…

Bir bak bakalım, alacağın bir hediye yerine göz göze geldiğinizde dünyanın en mutlu insanı o mu olacak?

Bir bak bakalım, sen uyurken tenine dokunmadan karşında durup uyanana kadar seni izleyebilecek mi?

Bir bak bakalım, senin için her şeyden vazgeçebilecek mi?

Bir bak bakalım, seni GERÇEKTEN sevecek mi?

….

Şu an etrafım o kadar aşk yaşadığını sananlarla dolu ki…

El ele tutup, birlikte yatıp(!), birbirine hediye almanın adı aşk olmuş.

Veya duyguları tatmin edip birlikte yaşamak…

İlginç.

Herkesin hayatı kendine deyip, kitaplarıma sarılmak en iyisi.

Veya ” bana göre aşk: yalnızlığın ta kendisi ” deyip susmak.

….

Yine anlatmak istediklerimin çoğunu anlatamadığım bir yazı daha…

Yorum Yap