İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Günlüğüm
  3. Kaç Kez

Kaç Kez

kaç kezGözlerinden süzülen yaş damlalarını seyrettikçe, zaman durmuş gibi hissetmiştim. Hani derler ya ‘ gözlerimin önünden hayatım film şeridi gibi geçti ‘. İşte, aynı zaman diliminde sadece gözyaşının teninden kayıp süzülüşünü izliyordum ve gözlerim eminim fal taşı gibi açılmıştı… Omzumda ıslak saçları varken , bir anlık dalgınlıktan beni hıçkırık sesleri çıkardı. Dokunamıyordum saçlarına, omuzuna.. Yapamazdım; ama böyle ağlamasına da dayanamıyordum. Kelimeler ağzınızda tıkanır kalır ya; işte öyle bir durumdu benimkisi…

[Lütfen sıkılmadan, sonuna kadar okuyun. Sorulan soruları lütfen birazcık vicdan muhasebenizden geçirin. Ve tüm yazıyı okuduktan sonra şuraya, farklı bir kimlikle – ki kimse sizin kim olduğunuzu bilmez – sorulara vereceğiniz cevapları yazın. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.]

Kaç gündür hatta kaç aydır, havaların muson yağmurlarını andıran bir şekilde sürekli yağışlı geçmesini eleştirip, sızlarken birden bire açan sabah güneşinin etkisiyle gözlerimi aydınlık bir güne açmanın mutluluğuyla uyanmıştım. Akşama kadar geçen süreç, gayet sakindi ve kafamı dağıtan şeylerle uğraşmaktan zevk alıyordum: yoksa acı çekebilirdim. Bu durum, ta ki işten çıktıktan sonra eve yürürken yeni telefonumun o alışamadığım müziğinin çalmasıyla sona erecekti malesef: arayan bir dostumdu, kız arkadaşımdı. Açtım, ‘alo’ dedim, ve ondan sonra tüm gece boyunca sadece hıçkırık sesleri duydum…

Ne olduğunu anlatmama gerek yok aslında; yine bir gençlik sevdası ve beklentilere hiç mi hiç yaklaşamayan bir ilişkinin sonucunda, ilişkinin ipini, sadakatini, sevgisini, aşkını içinde barındıran birinin gözyaşlarına şahit oluyordum işte. Daha önce sevgilisiyle olan durumunu bana anlattığında hep ona ” bana anlatmamalısın, kendi aranızda çözmelisin. Başkaları senin yolunu çizemez. Sen karar vermelisin; bedende, ruhta senin. En doğru kararı kimseyi dinlemeden sen ver. ” derdim ve eklerdim: ” Sevgilisi olan bir kızla bu tip şeyler konuşmayı geçtim; arkadaş bile olmayı kendime yakıştıramıyorm. Benimle değil, onunla vakit geçirmelisin. Lütfen git, mutlu ol. ” Sanırım bunun etkisiyle uzun süre sadece ‘merhaba, nasılsın?’ cümlelerinden öteye geçememiş, arayı soğutmuştuk; ta ki bu akşama kadar… Telefonu kapatıp, yanına gittiğimde bir parkta oturduğunu gördüm; hıçkırıkları çok öteden beri duyulabiliyordu. Benim sevdiğim şekilde, parkın en kuytu köşesini seçmişti o da; yanına gidip ‘ne oldu’ sorusunu sormaya hazırlanırken birden boynuma sarıldı ve ” Artık bir sevgilim yok ve sana her şeyi anlatmak, içimde tuttuklarımı söylemek istiyorum. Rahatlamak istiyorum. ” dedi. O an, daha önce ona söylediğim sözler geldi aklıma ve pişman oldum: fakat ağzımdan sadece ‘Bu gece sabaha kadar sen konuşacaksın. ‘ dedim ve yanına oturdum.

Anlatmaya başladıkça, cümlelerinin sonunun hep ‘kaç kez’ ile bittiğini farkettim. ‘Kaç kez onun peşinden koştum’ , ‘Kaç kez bana yaptıklarına göz yumdum’ , ‘Kaç kez onun için kendimden vazgeçtim’ , ‘Kaç kez onun için başkalarından azar işitmeyi göze aldım’ , ‘Kaç kez onun için bir çok şeyden vazgeçtim’ gibi aklıma şuan gelmeyen onlarca soru cümlesi duydum; tabii hıçkırıklarla kesilen bu cümleleri dinlemek ister istemez insanı kötü etkiliyordu. O an o çocuk yanımda olsa herhalde bir güzel dövebilirdim ama elime ne geçecekti ki? Yanımdaki bu zavallı aşık insana tekrar aşık olabilir miydi? Hayır…

Hıçkırıkları ‘kaç kez‘ kelimesinde daha sıklaşıyordu ve kulağım bir süre sonra bu kelimeye öyle bir alıştı ki; yankı yapmaya başlamıştı. ‘Kaç Kez’ sorusu ardısıra beynimde şimşekler çaktırıyor, sorular sanki bakteriler gibi çoğalarak artıyordu:

‘KAÇ KEZ!’

Kaç kez dokunmamanız gereken bir ele dokundunuz?

Kaç kez kirletmemeniz gereken temiz bir kalbi kirlettiniz?

Kaç kez yeminlerinizden vazgeçtiniz?

Kaç kez kurduğunuz kuruntlardan korkup, hayallerinizi sattınız?

Kaç kez yalan söylediniz? Ne? Hiç mi? Yalan söyleyip söylemediğinizi bir daha düşünün! Bu da yalan olmasın! Yoksa yalan ne demek bilmiyor musunuz!??

Kaç kez aldattınız? Yoksa sizde aldatmanın ne demek olduğunu bilmeyenlerden misiniz? İki aşık arasında, birinin başkasına sevdiğine baktığı gibi bakması bile aslında aldatmaktır. Ama gelin görün ki zamanımızda bunlar aldatmak olarak kabul görmüyor… Ve herkes ‘Ne olacak ki?’ diyor…

Kaç kez namusunuzu nefsiniz uğruna sattınız? Yoksa siz de ‘bakirelik bozulmadıktan sonra sorun yok’ diyenlerden misiniz? Hani namus bacak arasında değildir diyenleri bilir misiniz peki?

Kaç kez halinize şükrettiniz?

Kaç kez sevdiğiniz insanı ruhen değil de fiziken, dış görünüşüyle değerlendirip karar verdiniz?

Kaç kez 40 yıl sonra ne olacağım sorusunu düşündünüz?

Kaç kez sigarayı bırakacağım dediniz? Kaç kez makyajın cildinize zarar verdiğinin farkına varmanıza rağmen ‘daha fazla’ makyaj sürmeye devam ettiniz?

Kaç kez ailenizden gizli işler çevirdiniz?

Kaç kez doğru bildiğiniz yanlışların arkasına sığınıp, verdiğiniz sözlerden vazgeçtiniz?

Kaç kez hayal kırıklığına uğradınız?

Kaç kez yarın daha iyi olacağım dediniz?

Kaç kez bundan sonraki hayatımda samimi olarak yoluma devam edeceğim dediniz?

Kaç kez girdiğiniz yoldan, gereksiz yere ayrıldınız?

Kaç kez….

Ağzım kurudu, hıçkırık seslerinden bir an başka bir aleme geçtiğimi sandım. Kafamı salladım, hafiften de yağmur yağmaya başlamıştı. Kız arkadaşım, üzgün ve bitkin bir şekilde hala eskiye dair bir şeyleri tekrar tekrar bozuk teyp gibi söylüyordu. Susturmak istiyordum ama ona ‘bu gece sadece sen konuşacaksın’ demiştim. Dayanamadım yine; çenesini tutup, yüzüme bakmasını sağladım ve dedim ki: ” Ağlamak istiyorsan, ağla. Konuşmak istiyorsan, konuş. Eski defterleri açmak istiyorsan, aç. Ama şunu bil: Eskiyi karıştırmak, sana iyi bir gelecek vermez. Onu eleştirmek, ona bir katkı sağlamaz; sadece seni üzer. Yapman gerekenleri yapmışsın zaten, bunun sen de farkındasın. Sil gözyaşlarını, sana yakışmıyor hiç. ”

Biraz yürüdük. Serin hava ona iyi gelmişti. Her ‘seven’ gibi, o da ayrıldıktan sonraki dakikaları çok iyi geçirmemişti. Ama biliyordum, daha iyi olacaktı. Neden mi? Çünkü insanoğlunu yöneten akıl değil, nefsidir. Yarın bir gün elbet onu da başka bir erkek cezbedecek, bu akşam yaşananları unutacak belki de… Gözlerinin içine baktığımda, aşkı için her şeyi yapan bir kadının gözyaşı okyanusunu görebiliyordum. Ruhu mutluydu, dikti: çünkü aşkı için her şeyi yapmıştı. Ama o da dedim ya; bir insandı: her aşık gibi bir süre daha kaç kez sorunusu kendine soracaktı….

Kaç kez…

Sorulacak sorular daha da artırılabilirrdi…

Kaç kez…

Diyebilirsiniz; sen bu yazdıklarını yapmadın mı sanki? Evet, bazılarını ben de yaptım. Çünkü farklı olabilirim ama ben de insanım. Asıl soru zaten burada sorulmalı:

” Kaç kez, birine tüm benliğinizi kaptırıp; onun için her şeyden vazgeçtiniz ve tüm hayatınızın kararmasına sebebiyet verdiniz??? ”

….

Sorularla uğraşmanın bir anlamı yok.

İnsanlar erkekler ve dişiler diye ikiye ayrılır; her cins karşı cinsten birini eninde sonunda bulur, bulacaktır da… Önemli olan ‘kaç kez’ dir… Önemli olan ruhunuzu ‘kaç kez’ satacağınızdır…

Umarım bu, bir kez olur…

Evet…

Hayatınızı bir şey için mahvedin; aileniz için…

Bedeninizi bir kişi için kirletin; eşiniz için…

Ve canınızdan bir kez can verin; çocuğunuz için…
[başbakana kulak veriyoruz: 3 kez olabilirmiş.]

Hayat her şeye rağmen devam ediyor; sevdiğiniz insan var ise onun için en iyisini yapın. Doğru söyleyin, sadakatli olun, başkasına bakmayın, hayal kurun… Ama sakın tüm benliğinizi vermeyin. Emin olun, eğer sevdiğiniz insan doğru insan olmazsa bir gün onu ikame edecek, hatta ondan kat be kat iyisini bulacaksınızdır. Sadece yapmanız gereken, bittiği nokta da sizin de her şeyi silmeniz/unutmanız ( biliyorum zor ama her şey size bağlı ) ve önünüzdeki maçlara bakmanızdır. :)))

Heh, unutmadan: kimse size zorla bir şey yaptıramaz; kararları siz verirsiniz: bazen de nefsiniz. Ama sonuçta her karar sizin benliğinizden çıkmıştır. O yüzden kötü bir ilişki sonucunda karşı tarafı suçlamayın. Yanlışlarınızı siz bulun, bir daha aynısını yapmayın; bırakın ayrılan taraf sizin gibi değerli birini kaybettiğinden dem vursun ve sizden sonra elinde kalan ‘yeni sevgiliyle’ yetinsin. Emin olun; böyle tipler doğru insanı aramak için kucaktan kucağa gideceklerdir ve sonunda pişman olacaklardır. Ama sizene. 🙂 siz o zamana kadar başkasını bulmuş, mutluluğu tatmış olacaksınızdır.

Hayatınızda her zaman iyimser olun; ve bu dünyalık düşünmeyin: bu dünya fani çünkü… Öteki dünyanız için de bir şeyler yapın derim…

Ve yazımı şöyle bitireyim:

Bakalım bu yazı kaç kez paylaşılacak???

 

Yorum Yap