1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. İdealsiz bir nesil yetişiyor – 1

İdealsiz bir nesil yetişiyor – 1

İdealsiz bir nesil yetişiyor – 1

Cemil Meriç ülkemiz düşünür ve şairlerinden biridir; kendisinin ölümü üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen, günümüzde yaşasaydı gezi olayları ve sonrasında oluşan eylemler konusunda neler söyleyeceğini merak ediyorum açıkçası: çünkü, yaşadığı dönemde özellikle Türk gençliği konusundaki kaygılarını dile getirirken yaptığı tespitlerle ‘ağlattı’ diyebileceğim biri kendisi. Özellikle Bu Ülke adlı kitabında şunu söyler ünlü şair: ” Bu sayfalarda, hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim: etimin eti, kemiğimin kemiği. ” Yaşadıklarından harmanladığı düşünceleriyle okuyucuya ulaşmaya çalışırken, ülkemiz adına çok ciddi tespitler yaptığını kitabı okuyanlar biliyordur. ‘ Bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin vicdanı olmak, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak ” isteği Cemil Meriç’in düşünme ve yazma çabasına her zaman yön vermiştir. Bu yüzdendir ki; kendi dönemindeki tecrübelerini anlatırken, günümüzde yaşananlara da bir nebze ışık tutmuyor mu? ‘

Gezi Parkı eylemleri masumane bir nedenle başlasa da; sonrasında ideolojik çatışmaların odak noktası haline geldi ve bir süre sonra tarih boyunca ‘Kullanılmış’ bazı halk gruplarının sömürülerek iktidarı ve devleti zayıflatma politikasına döndüğünü görememek ‘at gözlüğü’ takmak demektir bana göre: evet, iktidarın hataları olmuştur ve iktidar yanlış politikalar ve hamleler ile karşılık vermiştir ama demokratik bir seçimle iş başına gelmiş bir partiye ve dolayısıyla milletin karnını doyuran ‘devlete’ kafa tutmak; bu şekilde olmamalıydı. Yalanlar girdabı içerisinde gençliğin savrulması ve sokaklara dökülmesi ise kan akmasına bile neden olmuştu.

Peki….

Nelerdi bu yalanlar?
Hangi sebeple ülke bu hale geldi?

Cemil Meriç yıllar öncesinden şu şekilde sesleniyor bizlere: ” Avrupa Tanzimat’tan beri aynı emelin kovalayıcısıdır: Türk aydınında mukaddesi öldürmek, mukaddesi yani İslâmiyet’i. Bu mukaddesin yerine kendi mukaddesini aşılayamazdı. Çünkü misyonerin hedefi, Devlet-i Âliye’yi Hıristiyanlığa kazanmak yani, Devlet-i Âliye ile bütünleşmek değil, ezeli düşmanını “etnik” bir toz yığını haline getirmekti, istediği kalıba sokacağı şuursuz ve irâdesiz bir toz yığını. Kaldı ki İslâm’a teklif edeceği bir mukaddesi de yoktu, Avrupa’nın. Tahrip ameliyesi hiç değilse aydınlar “kesimi”nde tam bir başarıya ulaştı. Batı’nın muharref Hristiyanlığa tevcih ettiği tenkitleri kendi dinimiz için de geçerli sandık. “Hür-endiş”likleriyle övünen nesiller türedi. “hür-endiş”ler ananeye düşmandılar, tek mabutları vardı: teceddüt; tek mabetleri: Avrupa. Celal Nuri, Abdullah Cevdet, Bahâ Tevfik ve Sebahattin Bey vs sözde bir isyandı bu…. Taassuba, istipdada karşı zekânın direnişiydi. İzmihlâlin mes’ûliyetini imana yükleyen bu zavallılar bir asır önceki Fransız intelijansiyasının kiliseye karşı savaşını tekrarlayan şuursuz birer aktördüler. Zehirli telkinleri mukavemet kalelerini yok etti. İmansız ve idealsiz nesiller türettik. Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye. ”

Çok güzel bir özetti aslında bu sözleri; Türk aydın kesiminin ülke insanından ne kadar kopuk olduğunu görmemek için kör olmak yeterli değildi: aynı zamanda aptal da olmak gerek! Halktan kopuk bireylerin, halkın iradesi ile alay edip iktidara manifesto çekmesi ne kadar acınası bir durumda olduğumuzun göstergesi değil mi? Halkı karşısına alıp, yok saymak: nasıl bir cürettir? Ve bunları yaparken, özümüzden çok şey kaybettik: kavramları abiane tabirle kıçından anlayıp lastik gibi kendi bildiğimiz şekillere soktuk durduk. Özgürlük dedik; hakaret ettik. Bireysel özgürlük dedik; başkasının özgürlüğünü gasp ettik. Birlik ve beraberlik dedik; ötekileştirdik. Ve aydın dediğimiz kesim de buna çanak tuttu! Millet üzerinden para kazanıp, sefalar içinde yaşayan bu kesimin böyle davranmasını ne ile izah edebiliriz ki? Çabaları neticesinde; sorgulamadan, nefret ve kinle sokaklara dökülmüş ağızlarından salyalar akan şuursuz hayvanlar(!) türedi: sokakları birbirine kattılar ve akan kanın bir ucundan da onlar tuttu diyebiliriz. Cemil Meriç her ne kadar olayı misyonerlik ile ifade etse de bu daha çok haçlı seferlerinin modern tarzı olabilir diye düşünüyorum. Yabancı ideolojilerin, ülke insanının beynine kamp kurması sonrası önemli oranda gençliğin izole olduğunu ve bundan yıllar sonra asimile olma yolunda ilerlediğimizi düşünmekten geri kalamıyorum: Çünkü, kendi örf ve adetlerine karşı çıkıp, bizden medeniyeti öğrenmiş toplulukların ağzının içine bakıp, onlardan medet uman ve beklenti içine giren bir topluluk oluştu. İsrailin yaptığı zulmü bir kenara bırakıp, onlarla bile ortaklık kuranlar oldu; iktidarı PKK ile görüşmekle suçlayanlar, PKK ile sokaklarda polise karşı bir oldu.

Bunların sebebi ne olabilir ki? sorusu her an aklımda tekrar tekrar cevap arayıp, duruyor.
Sebebi aslında belli: benliğimizi git gide kaybediyoruz. Sanal dünya içerisinde sıkışıp kaldık, 140 karakterden fazlasını düşünemiyoruz, özgürlüğümüz 140 karakter ile sabitlenmiş durumda ve tartışmayı da bilmiyoruz. Dış güçlerin gülerek ve fırsatçı bir şekilde izlediği olaylar sırasında bile bir olup sorunu içimizde çözmeyi denemedik bile…

Yazık…
Tarihini okumayan, araştırmayan: kulaktan dolma bilgiler ile öte beriye saldıran, geleceği düşünmeden olayları terazide tartıp ağır basan tarafı bulamayan bir nesil yetişiyor aslında. Ve iman neredeyse yok olmuş durumda: Müslüman kimliğinden soyutlanmış, Avrupai olma yolunda emin(!) adımlarla gidiyoruz. Ama İslam’ın sancaktarlığını yapmış bir ecdadın torunları olarak git gide Türklüğümüzden de koptuğumuzun farkında olmadan yola devam ediyoruz…

Peki; bu kadar olay sonrasında eylemciler arasında ‘ciddi’ çözüm önerileri olanları gördünüz mü?
Hepsi küfür…
Hepsi yakıp yıkmak peşinde…
Hepsi şiddet, nefret ve kin içerisinde…
Ve aslına bakarsanız idealleri olmamasına rağmen ‘yanlış bir idealin’ peşinde sürüklenip gidiyorlar…

Sonumuz hayrola..

 

Yorum Yap