İlginizi Çekebilir

Gönüller avcısı güzel bir dilber yaşardı. Gül bahçesi onun yüzünü görse hasedinden kan tera batardı. Bahar günlerinde bir gezintiye çıktı. Kırlarda bir gölgeliğin altına oturdu. Işığı her yanı aydınlatıyordu. Güneş bulutla örtülebilir miydi? O da öyleydi…

Oradan bir süvari geçti. Güneşi bulutsuz gördü. Işığına tutuldu, ağladı, yandı yıkıldı. Kimsenin öğüdüne aldırmıyor, kavuşmaya da çare bulamıyordu. Günün birinde talih ona yardım etti. Yine bir kırda karşılaştılar. Lakin bu sefer şiddetli bir yağmur başladı. Tesadüf bu ya ikisi de aynı çadırın altına sığındılar. Sonra iki susamış, bir kilimin altına girdiler. O sırada herkes ” ya Rab! Dindir yağmuru ” diyordu. Bunlar ise ” Ya Rab! Rahmetini devamlı kıl! ” demekteydiler. Âşık’ın duası ise hepsinden öteydi: ” Arttır ya Rab!, rahmetini arttır, şimdi gemimi yüzdürme zamanı. Bu yağmur mahşere kadar yağsa, kıyamet neşeyle kopar. Ya Rab! O saadeti bana nasip et!. “

Not: Katre-i Matem kitabındaki derkenarlardan biridir.[sf 39]

Yorum Yap