İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılarım
  3. Danıştay’ın kararı ve yılmaz özdil’in yazısına eleştirisel bakış

Danıştay’ın kararı ve yılmaz özdil’in yazısına eleştirisel bakış

Danıştay’ın kararı ve yılmaz özdil’in yazısına eleştirisel bakış

Bazılarımızın hayalleri uzun bir dönemi kapsar; böyleleri hayallerine ulaşmak için önlerinde uzun bir zamanın olduğunu bilirler. Bayram öncesi son güne kadar katsayı konusunda yök’ün belki de kurulduğundan beri aldığı en doğru kararlardan biri sonucunda katsayı sorunundan kurtulan bir çok öğrenci arefe günü gelen haberle herhalde yıkılmışlardır. Neden yıkılmasınlar ki? Uzun bir dönem hayalini kurdukları , kendilerince önlerinde engel olan büyük bir sorun ortadan kalkmıştı derken , hukuk kurallarını hiçe sayan bir kararla en büyük yargı organlarından biri tarafından iptal edildi. Bu bayram hediyesi mi? Hayır, buna açıkça şunu diyebiliriz: bayramları zehir oldu.

Ben düz lise mezunu biriyim fakat lisede kendi alan bölümümü seçerken bile özgür hareket edemedim: bir çok kişinin görüşleri ve yönlendirmesiyle bir okula kayıt oldum,tabii iyisiyle kötüsüyle bitirdim ve şuan yine başarılı olamayacağım bir bölümde okuyorum. ” Özgürlüğün ” ülkemiz topraklarında sadece lafda kaldığını 23 senelik yaşamımda ben de bizzat gördüm – yaşadım. Benden önceki darbeleri gören abilerim, büyüklerim benden daha fazlasını görmüşlerdir diye de hiç olmazsa ” biliyorum “.

Neyse, konu bu değil. Hayatım boyunca en sinir olduğum konulardan biri eğitim görüp , gerektiğinde isminin önüne bir çok ünvan alan kişilerin ( prof. dr. avukat vs. vs. ) dağdaki çobanın bile aslında gerçeği bildiği , doğruyu pat diye söyleyebileceği konularda ülkemiz ve/veya kişiler hakkında aldıkları kararların hep ters/yakışıksız/kanunen desteklenmeyen şekilde olmasıdır. Burada dağdaki çobanı yermiyorum ( ünlü bir mankenimiz, hani o dudakları büyük olan – cola reklamında onu bunu öpen mankenimiz gibi ” dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz ” demiyorum; ki bu kendini bilmez manken halen tv de canlı yayınlarda olmaması gereken yerlerde, konuşmaması gereken konularda konuşuyor ya bu da ayrı bir konu )  Bu tip ünvanı olan kişilerin bir çoğuda ülkemizin yetkin organlarında üst rütbelerde görev alıyorlar ve aldıkları kararlar haliyle milyonları ilgilendiriyor.

Bazı şeyler normal gelebilir, örneğin tabii ki bazı kararları bazıları alcaktır ama aldıkları kararların yasalarımıza uygunluğu ve yine kendi aldıkları kararlara uygun olması gerekmez mi?. Ülkemizde şuanda aktif olarak bilerek ya da bilmeyerek bir çok sorun yer almaktadır: başörtüsü sorunu, katsayı sorunu, kürt sorunu gibi… Bunların yerine tabii ki bende ülkemizdeki işsizlik gibi sorunların konuşulmasını isterdim ( bunları konuşanlar var ama onlarda dünyadaki ekonomik krizden ve ülkemizde darbe rejimlerinden beri gelen kaos ortamı ve onların bıraktığı ( ya da bıraktırdıkları ) ekonominin kötü durumunu gözardı edip konuşuyorlar ) Ama bazı şeyleri gözardı edemeyiz. Bir şey varsa; onu çözmek zorundayız. Yoksa peşimizi bu sorunlar yıllarca bırakmaz, ermeni sorunu ya da kıbrıs sorunu gibi…

Haberleri genellikle internetten takip ediyorum; bugün gözüme çarpan 3 haber yazısı bu yazıyı yazmamda etkili oldu. Öncelikle danıştayın katsayı kararını özetlersek: 6 ay önce yetkinin yök’de olduğunu kendileri söyledi ve bayram arefesinde bu kararlarını gözardı ederek, karar sonucunda yazılan gerekçelerin açıkca deşifre edileceğini bilmelerine rağmen yök’ün katsayıyı kaldıran kararını iptal ettiler. Bu konuda bir çok yerden hatta dünya basınından bile eleştiri aldı, önemli insan hakları savunucuları bu kararı eleştirdi. Tabii kendi aydınlarımız(!) bu konuyu daha iyi irdeleyecektir, sonuçta ben de gördüklerim açısından olayları irdeliyorum. Ama benim de içim acıyor, yurdum insanı, benimle aynı havayı soluyanla neden aynı haklara sahip olamıyorum? Onların suçu ne?

danıştay başkanı, şöyle demiş: kimse kararımıza ideolojik diyemez.. hiç kimsenin böyle bir hakkı yok… Tamam başkanım, haklısınız: ama sormazlar mı sana , özgür bir ülke de yaşamıyormuyuz be adam?. Sen kendinde bana ” hakkın yok ” deme hakkını buluyorsun da ben kendimde sana ” kararın ideolojik ” hakkını neden bulamıyorum? Sen yargı kararlarını uygulayan bir mekanizmanın başkanısın, sen böyle yaparsan vatandaş ne yapar? Burada ben asıl şunu merak ediyorum: bu tip insanları nasıl yetiştiriyorlar ? Bunlara yasaları öğretmek yerine senin kurduğun düzeni değiştirecek kişiyi yoketmenin yollarımı öğretildi? Ya da onlardaki anayasa kitapçığı ile bizim derste gördüğümüz farklı mı? Çok komik değil mi?

Arada şunu söylemek zorundayım, hiç yapmadığım birşeyi yaptım ve danıştayın gerekçeli kararının bir kısmını okudum. Açıkca ifade etmek gerekirse hukuk dersi almayan biri bile anayasamızdaki belirli maddeleri biliyorsa, bu karardaki gerekçelerin zoraki olduğunu görecektir; yani alakasız gerekçeler.

Başkanın bu yazısını okurken, altta biri yazmış: yılmaz özdil’in bugünki yazısını okuyun diye… Okudum, inanamadım: tekrar okudum. Ki yazısı şu sayfada..Gazetecilik mesleğinin yerlere yattığı bir yazı oldu gerçekten. Neden? Gazeteci arkadaş tamamen ” ideolojik ” baktı olaya, umarım bana ” senin bana böyle deme hakkın yok ” diye söylemez. Yazısında kendisi bir çözüm bulmuş bu adaletsizliğe… Ama çözerken formülüne eklemeyi unuttuğu bir çok eksik var. Öss nedir bilmiyor bu bir. İkincisi bu ülkede bu katsayının neden koyulduğunu kendisi de biliyor. ( ki aşağıdada yazacağım, aslında bunu irdelemeliydi; bu sorun kucağıma gökten düşmedi ) Üçüncüsü ülkemizde zamanında bu katsayı olmadan da sınava girişler oluyordu. Dördüncüsü ve en önemlisi ” sanane. ” Evet, aynen öyle: sanane. İstediğim okulu seçerim. İmam hatip okuyupda illa imam mı olacağım? Bu öss sınavının adı öğrenci seçme sınavı, adı ne zamandır imam seçme sınavı oldu ki?. İmam hatip okurum, ki eğitim düzeyi orta öğretim düzeyidir; liseliyle aynı sınava girer hangimiz daha iyi hazırlandıysak o doktor olur… Bir de diyor ki: imamlıların işi kesinmiş… bunu git bir de imam hatiplilere anlat, kendin diyorsun bu ülkedeki camii sayısı belli diye; e hepsi dolunca ne olcak peki?. tabii cevabı hazırdır bu zihniyetlerin: yeni camii yaptırır ya da iki minare yaptırır birinden bir imam diğerinden bir imam maaş alır! hadi be! Sinir olmamak elde değil, bir de katsayının adalet olduğunu söylüyor. Bu ülkede milyonlar tam tersini söylerken , senin bunu söylemen gerçekten büyük bir cesaret! ( kendisini programlardan izlediğim bir şahsiyet, yılmaz özdil. cesaretli biri olduğunu biliyordum, hatta dobra olduğu içinde sevmiştim kendisini ama bu yazısını okuyunca tiksindim diyebilirim. ) Kendisine önerim, gazetecilik mesleğini adam gibi yapacaksa; meslek liselerine gidenlerin ekonomik durumları ile, katsayı kararının çıkmasına neden olanlar kimler; neden böyle birşey yaptılar vs. leri araştırsın, ortaya çıkarsın, sevap kazansın, hakaret yemesin, bir kaç binin değil milyonların sevgilisi olsun… Yazısına başlarken bayram arası diye yazamadım diyen sayın özdil, neden direk konuya bodaslama dalıyorda şunu sormuyor her t.c vatandaşı gibi: ” sayın danıştay, daha önce yök sorumlu dediniz, şimdi ne değişti? ”

Cesaret demişken, hürriyet gazetesindeki bu yazıyı okurken facebookta şu videoyu görünce yılmaz özdil’deki cesaretin nerden geldiğini görmüş oldum! Daha önce bu gazetenin benzer olaylarını yaşamıştık zaten. Yine bu video da ülkemiz sınırları hiçe sayılmış ve bu promosyonla binlerce çocuğun o gencecik beynine resmen empoze edilmiş. Hürriyet gazetesini alan vatandaşlarımız artık vicdanlarına koysun ellerini!

” Önce YÖK de, sonra işinize gelirse ” mantığıyla hareket eden bir yargı organımız olduğundan utanç duymamak elde değil. ” Mühendis olmak isteyen düz liseye gitsin ” mantığı da ayrımcılığın daniskasıdır; iki kurumda orta öğretim kurumudur… ” İmam hatipler o okula imam olmak için gidiyor ” demek de yanlıştır, bunu böyle söylemek yerine gidip imam hatipliye ” sen ne olmak istiyorsun ” diye sormak daha mantıklıdır. ( ilk okula başladığımızda bize sorarlardı; içimizden biri ben imam olacağım dese ve düz lise okusa; ayıplarmıydınız acaba? ) ” Eğer danıştay şuanki kararını ideolojik olarak görmüyorsa, zamanında bu kararın çıkmasını neden engellemedi? ” diye soruyorum ama cevabını da kendim verebiliyorum: kendi düzenlerine uyuyordu herhalde!… Bazılarıda katsayı kalkarsa ülkeyi mollalar yönetcek diye korkuyor sanırım =) Çok komik bir durum ama orada okuyanların sayısı belli yani yapmayın… Bazıları ise bu kararı savunurken şunu söylüyor: ” katsayı kalkarsa imam hatipli bir insan kitlesi oluşturulmak isteniyor; halbuki isteyen herkes istediği diplomayı ünvanı alabilir ” Böyle düşünenler sanırım çoğu şeyden bihaber… Çünkü eleştirdiğimiz konu da bu, ben seçmiyorum; seçmek zorunda bırakılıyorum! Eleştirinin kaynağı da bu… hem cumhuriyet deyip hem de milletin karşısında duranlar kendi imparatorluklarını kuranlardır. Bu tip kişiler yüzünden benzer sorunlarla yıllardır boğuşmuyormuyuz?

Ki bu yazıyı okuyanlar neden sadece katsayı konusunda imam hatipleri irdeliyorsun diyebilir; haklılar. Fakat netteki yorumları okursanız bu katsayı adaletsizliğini savunanlar, hep imam hatiplere saldırıyorlar; cevap verirken de ister istemez savunma pozisyonunda oluyor insan…  Meslek liseleri açısından bakarsak olaya, düz lise mezunları ile yılmaz özdil gibi düşünenler hep şunu söylüyor: onlar meslek sahibi oluyor kazansa da kazanmasa da… E o zaman işadamları neden bas bas bağırıyor, kaliteli eleman ihtiyacımız bu kararla engellendi diye? Hem sorayım, tarih vs. gören birinden mi mühendis daha iyi olur, yoksa bunun mesleğini görüpte üniversite de mühendislik okuyan mı?.Bir de şu var: okuduğu bölümle alakası olmayan işte çalışan bir çok üniversiteli varken neden meslek liselilere böyle bir engel koyuyoruz ki? Üniversite okuyup farklı iş kolunda çalışanlar özgür karar alırken, neden onları rahat bırakmıyoruz? İmam hatip okuyup , tüm soruları doğru cevaplayan biri bile bugün açıköğretime zor girerken, robert kolejini bitirip az netle bazıları mühendis oluyor ülkemizde, yazık değil mi?. hangisi hakediyor sizce?

her birey, her zeka bu ülkenin bir değeridir, cevheridir. katsayı oyunu ile kimsenin geleceği ile oynamayın. bu hukuka sığmaz. adalete sığmaz. bırakın zeka kapasitesi yeten istediği yerde okusun. bundan niçin gocunuyorsunuz. imam hatipli matematiği sevip öss de başarılı olamazmı.. full çıkaran imam hatipliler var.. dinazorlar bile bu mantaliteden daha vicdanlı olurdu. yazık… 50 sene sonra bu fosilleri anıp küfreden bir jenerasyon yetişti malesef bu adaletsizlikten..

Yeter artık…

Biz gençler bıktık…

Elimizden tutan büyükler yok belki de,

Belki de bu yazdıklarımı da çoğu kimse okumayacak…

Ama cidden bezdik bizde… Gerçekleri görmek bu kadar zor olmamalı…

Sayın danıştay başkanına, sayın özdil’e ve internette yorumlarını okuduğum kişilere bu yazıma katkıda bulundukları için teşekkür ediyorum =)

Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. 9 sene önce

    Danıştayda, iptal davası üzerine Kanun yolundan sonra idareye başvurmadan tam yargı davası açtim. (12 yıl sonra) Davayı süreden kayıp ettim. Avukat arkadaşlara durumu anlattım. Bir avukatla gitseydin bu davay kesin kazanırdın. Emsal kararlar var dediler.
    Anlayamıyorum. Yani iilaki Avukata yüklü para ödeyeceksiniz. Avukat olmadan karar çıkmıyormu. Bura hukuki hata nedir. Merak ediyorum. A.İ.H.S. bile desteklediği halde
    saygılar

  2. Yorumunuz için teşekkürler; fakat yazımda da dediğim gibi artık emsal kararlar bile verilecek karara etki etmiyor: ne zaman ne kadar alacakları belli değil. Param yoksa böyle bir riske girmezdim avukat tutarak. Üzüldüm sizin adınıza ve yasalarımız adına.