Yepyeni Yazılar
Anasayfa / Genel Kategoriler / Hikayeler / Aşk Ayrıntıda Gizlidir – 4

Aşk Ayrıntıda Gizlidir – 4

ask-ayrintida-gizlidir-4Dinle: Nefsin seni öyle ele geçirmiş ki, içindeki o melek, kapalı kaldığı vicdan hapishanesinin en ücra, en karalık, en pis, en tenha, en unutulan köşesinde elleri kelepçelenmiş bir şekilde olsa da sana sesini bazen duyurabiliyor, gözlerin yaşarıyor ama sen inadına onu değil de nefsini dinliyorsun. Yazık! Sana kızmamı, senden nefret etmemi istiyorsun. Neden mi? Çünkü nefsin senden bunu istiyor! Sana kızar ve nefret edersem senden, içindeki o meleği nefsin seninde rızanı alarak idam edecek, dolayısıyla yok edecek! Nefsinin amacı bu! O kadar şey yaptın ki, senden nefret etmemek için deli olmak lazım! Ve ben, o meleğe olan aşkımdan dolayı deliyim sanırım. O yok olmasın diye sana kızamıyor ve nefret edemiyorum… ”

Kız gözlerini kıstı istemsizce; kalbi, beyni, nefsi, vicdanı ayrı ayrı sesleniyorlardı kulağına… Hafifçe dudağını ısırdı ve sonra gülümsedi birden:

  • Şimdi başaramadım ama şansımı bir daha deneyeceğim.

diye iç geçirdi. Nefsi için her şeyi yapacaktı; çünkü onun kölesiydi!

 

***************************

İlkbahar aylarının ortaları olmasına rağmen hava güneşli geçirdiği kış günlerine nazire yaparcasına soğuk ve hafif yağmurluydu. Gökyüzünün mavisi gözükmese de denizin mavisi manzaraya eşlik ediyor, kirli ve puslu şehir havasında kargalar ve martıların sesiyle karışan trafik gürültüsünde değişik bir hal alıyordu. İki eski dost uzun süre sonra görüştükleri için bütün bu olanları duymamazlıktan gelip bir an önce birbirlerinden uzaktayken kendi beyinlerinde yaptıkları konuşmayı en canlı ve hararetli haliyle gerçekleştirmek istiyorlardı ama söze nasıl başlayacaklarını bilmiyorlardı. İkisi de masmavi denize gözlerini dikmiş, sessizce duruyorlardı. Ta ki semaver gelene kadar:

  • Eyvallah, sağ ol dostum. diyerek garsonu yolcu ettikten sonra ” Açık mı olsun? ” diye dostuna sorup sonunda sessizliği bir anlamda bozmuş oldu. Çorap söküğü gibi gerisinin geleceğini bildiğinde içten içe de gülümsedi. Yine de semaveri geç getirdiği için kafeden ayrılırken garsonu şaka yollu azarlamayı da aklının bir kenarına not etti.

  • Çok sessizsin bugün. diye ekledi çayı dolduktan sonra.

  • Evet öyleyim. Senin gibi cümlelerden piramit yapamıyorum.

İkisi de gülümseyerek bir yudum daha aldılar çaylarından çabucak; sanki konuşmanın kesilmesini istemiyorlardı.

  • Hep güzel cümleler kurduğumu söylüyorum ama bunu sana bir türlü aşılayamadık. Bir kez olsun denesen? içinde tutunca nasıl ıstıraplar çektiğini biliyorsun.

Konuya balıklama daldığı için pişmanlık hissetmedi; bir an önce konuşmaları gerekenleri konuşmalıydılar ve dostunun çok ketüm olduğunu, düşündüklerini pek paylaşmayı sevmediğinden beklemek yerine direkt konuya girmesi gerektiğini bildiğinden böyle konuşmuştu. Karşısındaki bu sefer erken çözülmüşe benziyordu:

  • Haklısın, unutmamışsın. Bu sefer istediğin gibi olacağım.
  • Teşekkürler, başaracaksın emin ol. Sana güveniyorum. deyip, göz kırptı ve bir yudum daha aldı sıcak çayından çabucak. Sabırsızdı konuşmalar için, onu görmeyeli çok olmuştu.

  • Hangi rüzgarlar attı seni buraya?

  • Açık konuşcam. Bunu sen istedin! Neden geldiğimi inan ben de bilmiyorum. Hava değişikliği ve stres atmak için diyorum herkese ama sanırım aslında seni görmek ve dinlemek için geldim.
  • Teknolojiden hiç haberin yok sanırım! Bu arada çok başarılı olduğunu da söylemem gerek.

İkisi de güldü ve kız devam etti:

  • Haberim var ama orada mimikler belli olmuyor. Bir de senin gibi bir cümleden onlarca olasılık çıkartacak biriyle netten veya telefondan konuşmak cidden zor olsa gerek!

  • Evet, farkındayım. iki saat boyunca ” yazıyor… ” yazısını görüp bir cümlelik cevap alınca fena sinir oluyorum! Halbuki o sürede destan yazman gerekirdi!

  • Böylesi daha iyi o halde. Hem seni de iyi görmek beni rahatlattı.

  • Bu da gelip geçici. Ben dünyalık duygularla ilgilenmiyorum.

  • Filozof gibisin. diye ortamı neşelendiren bir cevap verdi. İyi anlaşıyorlardı aslında; cümleler alakasız olsa da ne demek istediklerini anlıyorlardı ama bir türlü istediklerini gibi olamamışlardı. Hayat onları ayırmıştı ve yine hayat onları bir şekilde yan yana getirmişti.

  • Zamanım az. dedi adam. ” Zamanım az ve ben senin konuya girmeni bekleyemeyeceğim. Söylemek istediklerim, sana uzun zamandır söyleyemediklerim var. Gözlerine bakarak söylemek istediklerim var.

  • Heyecanlandırma beni. Sakin ol.

  • Yok. Merak etme. Evlenme teklifi etmeyeceğim. ikisi de gülümsedi istemsizce yine. ” Ya da bir ilan-ı aşk da olmayacak. Senin için bunların zamanı geçti. ”

Kız hafifçe ürperdi. Erkek bunun soğuktan olduğunu sanmıştı ve konuşmasına devam etti.

….

Bölüm Sonu

….

1. Bölüm için Tıklayınız.

2. Bölüm için Tıklayınız.

3. Bölüm için Tıklayınız.

Bu yazımızı beğendiyseniz, bu kategoride yer alan Aşk Ayrıntıda Gizlidir - 3 başlıklı aşk, aşk ayrıntıda gizlidir ve aşk hikayeleri konularında bilgi veren bir önceki yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Hakkında Hakan KARA

1986 Rize/Çayeli doğumlu. Öğrencilik hayatında bir çok kulüp organizasyonlarında, etkinliklerde ve sempozyumlarda yer aldı. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının yanında; bu blogu ile 2010 yılında Türkiye çapında yüzlerce katılımcının yer aldığı yarışmada 1. oldu. Kitap okumayı, araştırmayı ve yazmayı çok seviyor...

Bu Yazıları da Okumalısınız!

Bir daha mektup yazmayacağım

Tam 10 yıl sonra…Bir kumsal kenarında, sessizce yürüyorlardı. Geçen 10 yıllık süreçte, birbirlerini hiç görmemişler, …

Korna sesleri ve zaman

Korna sesleri.Tik, tak, tik, tak…İnsan sesleri.Tik, tak, tik, tak…Bağrışmalar, bebek sesleri.Tik, tak, tik, tak… Meydandaki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spam Kontrol * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.