Bir olacağız…

Hayatımda provoke edici, aşırı uçlu hiç bir eyleme katılmadım.
Hiç bir partinin mitingine gitmedim (15 Temmuz mitingleri hariç; 15 Temmuz demokrasi nöbeti bu ülkenin her vatandaşı için önemli, kutsal bir nöbetti, büyük bir şevkle ilk olayı duyduğum andan itibaren katıldım).
Herhangi bir takımı da ‘holiganca’ desteklemedim.
Sokaklarda yürümeyi kafa dinlemek için tek başıma yaptım.
Taş atmayı denizin üzerinde taşı sektirirken çok sevdim.
Sapan ile çocukken eğlendiğimiz günleri ise hiç unutmadım.
Bir maskenin arkasına saklanmayı ‘cool’ olarak ise hiç görmedim.
Kısaca: provoke olabilecek, öfke ve kin eseri hiç bir eyleme katılmadım. (Zaten üniversiteyi uzatmamda ki bir etken de: ilk yıllarımda ‘zorla’ katılmam istenilen bir gösteriye katılmama kararı alışım sonrası gelişen olaylardır.)

Velhasıl…

Sokaklara inip, masum veya olaylarla alakası olmayan halkın mallarına zarar vermeyi ‘hak arama’ çabası olarak hiç bir zaman görmedim. Sorunu çözmek adına hiç bir katkısı olmayan ‘polise taş atmak’ eylemini ise her zaman ‘beyinsiz yapılan hareketler’ kategorisinde değerlendirdim. Küfür ve hakaret dolu sloganların işe yaradığını ise hiç görmedim; kuru ve boş laf kalabalığından başka bir şey olduğunu da “özgürlük” kılıfı arkasına sığınacak laflar olduklarını da sanmıyorum. En sevdiğim slogan ise ‘ kırmızı – beyaz ‘ sloganıdır ki futbol sahaları dışında yapılacak her türlü slogan türü hareketlerinde sadece öfkenin gazını alacağını düşünenlerdenim.

Peki günümüzde neler oluyor ülkemizde veya tüm dünyada?

Özellikle yaşıtlarım (daha doğrusu belirli bir grubu temsil ettiğini söyleyen ne idüğü belirsin insanlar) sokağa çıkıp, yakıp yıkmanın sorunları çözeceğini düşünüyorlar. Bu yanılgının asıl sebebi: okumama hastalığı!

Tarihi metinlerin ilk dönemlerinden itibaren incelerseniz; Türk devletlerinin neredeyse hepsi kendi iç çekişmeleri ve isyanları neticesinde yok olmuştur. Tarihi gerçeklere bakarsanız; düşmanların maşası olmaktan öteye gitmeyen isyancı hareketler sonucunda ülkenin yıllarca geriye gittiğini göreceksiniz. Bunun için fazla geriye gitmeye gerek yok; 70li 80li yıllarda yaşanan sağ sol çatışmaları bugünün akıllı ve zeki insanı için yeterli örneklerle doludur. Aynı gökyüzüne bakan insanlar olarak neden birbirimize karşı çekememezlik yapalım ki?

Ben Orta Asya’dan kalkıp, nice medeniyetleri bir arada huzur içinde yaşatan Selçuklu gibi Osmanlı gibi ecdadların torunuyum. Ben ‘yaratılanı sev yaradandan ötürü‘ anlayışına sahip bir dinin, Hz. Muhammed’in ümmetindenim. Ben Çanakkale’de düşmana kök söktüren bir milletin evladıyım. Ben de bu toprakların çocuğuyum.

Bu vatan bizim…
Bu ülke bizim…
Bu bayrak bizim…

Siyasi tercihlerimiz ve/veya ideolojilerimiz farklı olsa da: birlik olmamız, bir olmamız gereken bir çatı altında yaşamayı alışmamız ve bu bağı koparmamamız gerekiyor. Bugün aramıza nifak tohumları sokanların, sokaklarda hunharca öfke kusanların, evlere “ateş salanların”, kendini bilmezlerin, piyonların, düşman uşaklarının elbet cezasını vereceğiz: öfke ile değil akl-ı selim davranarak tabii.

Exit mobile version