İlginizi Çekebilir
Kaç yüz var?
  1. Ana Sayfa
  2. Ajandama Karaladıklarım
  3. Başkanlar Kulübü , Üniversite Kulüplerinin Sorunları ve Çözüm

Başkanlar Kulübü , Üniversite Kulüplerinin Sorunları ve Çözüm

Bu yazıyı ajandama karaladığımdan beri 2 hafta oldu neredeyse ve bloguma geç de olsa eklemeyi başarmanın verdiği keyif ile yazıyorum!.

 


Üniversitelerdeki en büyük sorun üniversite rektörlüğü ve çalışanları ile öğrenciler arasındaki kopukluk bana göre. Bu üniversite içerisindeki her şeye yansıyor. Her iki tarafın ortak çıban başı ise: koltuk sevdası. Üniversite çalışanları koltuğunun verdiği yetkileri fazlasıyla kendileri için kullanırken öğrencilerde ‘öğrenci’ haklarını sonuna kadar ararken çirkefleşebiliyor. Diyalog yok ama bir çatışma ortamı var. Üniversite böyle bir ortam mı olmalı?

 

‘Ağaç yaş iken eğilir’ misali gençlerin bulundukları kulüplerde aldıkları görevi aşırı resmileştirip, sahiplenmekten öte ete kemiğe bürünen hali gibi ‘ayaklı kulüp’ havasında dolaşmaları ileri ki hayatlarını da aslında farkında olmamalarına rağmen negatif olarak etkiliyor. Üniversite yönetimindeki çalışanların ‘nasıl olsa maaşımı alıyorum’ mantığı ile ‘kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayayım, güç odağı neyse onun yanında durayım, yemişim bilimini, faydasını’ mantığı ile ‘memuriyet’ zihniyeti sonucunda oturduğu koltuğa yapışıp kalma durumu ise üniversitelerimizin gelişmemesi ve gelecek kuşaklara hiç bir şey katmamalarına neden oluyor. Aslında bu iki yazdığım çıkarım birbiriyle çok alakalı.

Geçen pazar ismi ‘başkanlar kulübü‘ olan bir etkinliğin bölgesel kongresine Karadeniz Teknik Üniversitesi‘nde ki bir çok kulüp başkanı ve yönetim kurulu üyeleriyle beraber katıldık. KTÜ‘deki bir çok kulübü bir arada görmek, kulüpler açısından bulunmaz bir nimetti fakat ilk başta bahsettiğim o ‘koltuk sevdası’ ve memuriyet zihniyeti kulüp çalışanlarının içine öyle bir işlemiş ki… Herkes kendi yönetimiyle kenarda köşe de ve grup halinde hareket etme eğilimde… Sonuçta bu durumdan bana göre kazanan ‘başkanlar kulübü‘ gibi fiyakalı bir ismi olan Tunider oldu; çünkü her kulübün ağzından çıkanı kaydederek güzel bir data oluşturdular yani bir nevi ‘kulüpleri sömürdüler.’ ve yollarına devam edecekler.

başkanlar kulübü

Peki nedir başkanlar kulübü? Önümüzdeki seneden itibaren ismini sıkça duyacağız sanırım çünkü ‘bu yaptığınız kongrenin kaynağı ne?’ soruma aldığım cevap neticesinde arkasında ünlü firmalarda çalışan üst düzey yöneticilerin olduğu bir derneğin amiral gemisi ve en önemli projesi olduğunu öğrendim… Bu tür projeler aslında eskiden beri var; mesela aklıma YÖK’ün desteklediği Bilinçli Gençlik projesi geliyor ilk başta ve istenileni verdi mi diye soruyorum kendime: bence hayır!

Başkanlar kulübünün başkanı ve genel sekreteri ile danışmanları bu kongrede yaptıkları çalıştaylarla öncelikle kulüplerin sorunlarını dinleyip, kaydettiler. Peki çözüme kavuşturabilecekler mi? Bana göre hayır! Neden derseniz; uyguladıkları politika büyük firmaların proje geliştirmek için kullandıkları politikalarla benzer aslında ya da ABD’nin zamanında büyük para harcayıp zeki beyinleri kendi ülkelerine transfer etmeleri gibi bir şey…

‘Genç ve aktif beyinleri’ bir araya toplamak, onları dinlemek ve fikirlerinden nemalanmak.
Bunu yaparken de ‘güzel fırsatlarla’ gözleri boyamak…

Başından sonuna kadar anlatıcıları ve anlatılanları dinledim ve elde ettiğim sonuç şu: AMAÇLARI ÇÖZÜM KESİNLİKLE DEĞİL. Zaten çözüme %100 odaklanamayacakları, yapacakları diğer projelerden ve anlattıklarından da belli. Çünkü çözmek istedikleri ‘kulüp sorunları’ o kadar zor bir alan ki; ana sorun üniversiteler ile YÖK arasındaki uyumsuzluk – ki her üniversitenin kararları farklı ve aslında üniversiteler özgür bir ortam olmalı – alt sorun ise üniversite – öğrenci uyumsuzluğu – ki kendi içerisinde sorunları çözemedikten sonra üstten aşağı doğru bir çözüm yapılanmasının zor ve imkansız bir yandan da uzun, meşakkatli, dayatmacı bir yol olacağı aşikar…

Kongrenin başından sonuna kadar konuşmacılardan hep şunu bekledim: ” Biz sizi bir araya topladık, üstten aşağı doğru çözüm için saldıracağız ama siz de kendi aranızda toplanıp güçlerinizi birleştirin, sorunlarınızı kendi aranızda çözüp bizimle paylaşın, alttan baskı yapın: o zaman mutlu son her kulüp için yakındır!.. ” Ama demediler ya da işlerine gelmedi. Zaten yaptıkları projenin en büyük açığı da bu. İleri de kulüpler kendi aralarında birleşirlerse kendi projelerinin de belki de bir anlamı kalmayacaktı; bundan çekinmiş olabilirler…

Velhasıl…
Aslında üniversiteler kendi kulüplerine sahip çıkmalı, onlara vizyon kazandırarak popülaritesini arttırmalıydı. Doğru olan buydu.
Üniversiteler diyaloğun başkenti olmalıydı.
Amatör ruh ve gönüllülük ön plana çıkmalıydı kulüp çalışmalarında…
Aslında kulüplerin asıl sorunları, bu saydıklarımın olmamasıydı.
Kulüpler şirket gibi değil öğrenciye faydalı olma amacıyla, rant elde etmeden, kazanç elde etmeden, daha çok para kazandıralım demeden gösterişten uzak, herkesi kucaklayan, egodan, sürekli engeller çıkarmadan yoksun bir şekilde yollarına devam etmeliydiler…
Ama öyle değil…
Daha kulüpler bu şekilde değilken diğer sorunları çözmek ya da çözmeye çalışmak da neyin nesi? Hem üniversite çalışanları hem kulüp çalışanları üstlerine düşenleri yerine getirseydi belki de bu kongre olmayacaktı; ama herkes önce çuvaldızı kendine batırmalı.

Benim çözümün ne peki bu kadar eleştiriden sonra:

Bir başkanlar kulübü organizasyonuna falan ihtiyaç yok aslında; bu projeye destek veren firmalar ve çalışanları güzel bir network oluşturarak kulüplere maddi ve eğitim açısından destek vermeleri yeterli. Bunun karşısında kulüpler kendi içlerindeki sorunları çözüp, kulüplerini amatör ruh ve gönüllük açısından çalıştırırlar ve bencillikten, torpilden, ‘danışman hoca gafletinden’, gösterişten uzak dururlar ise sıra üniversite yönetiminin kendine geliyor: onlarda kulüpleri kendi öz evlatları gibi benimsemeliler. İşte o zaman her şey daha güzel olacaktır. Ki her şey bu kadar toz pembe olmadığı için tek önerim de şudur: Gerçekten kulüplerin sorunlarını çözmek isteyen, hiç bir karşılık beklemeyen kulüp çalışanları kendi aralarında oturup işi resmiyete dökmeden birleşerek, üniversite yönetimleriyle diyalog kurmalı ve bu yaptıklarına destek bulmak için sosyal medyayı da kullanarak öğrencilerden yardım istemeli. Bunu bir adım daha ileri getirmenin anlamı yok.

Soru: Üniversitenizdeki en başarılı kulüpde çalışan hangi öğrenci bugün büyük bir görevde? Hiç mi? 
İşte ben de bunu diyorum.

Son sözüm: Yetkin insanlar , yetkinin başında olurlarsa; her şey daha güzel olur…

Okuduğunuz için teşekkürler.

Yorum Yap