| Yargıya ne oluyor? |
Yargı ne yapacağını şaşırdı mı yoksa kendi gücünümü sergiliyor bilmiyorum ama ne biçim bir yargı sistemimiz varmış; bunu görüyoruz ya - farkına varıyoruz ya bence bu çok önemli bir gelişme... HSYK ' nın son kararını bilmeyenleriniz var ise gazete ve tv'lerden haberleri takip edebilirler; bence ülkemiz adına vahim bir durum, herkesin bilmesi gerekiyor... Ama benim dikkatimi yapılan yorumlar çekti: evi aranan adam kim olursa olsun, isterse cumhurbaşkanı olsun; eğer ergenekon gibi ülkemizde her türlü kirli işin altından çıkan bir grubun adamı ise: tutuklanması gerekirdi. Fakat yasamızda yazan metne göre bu tip savcıları yüksek mahkemeler yargılayabilirmiş; onların da kirlendiği bir ortamda biz kime güveneceğiz? bilemiyorum. İşin ilginç tarafı; HSYK ' nın idari bir kurul olması. Ergenekon soruşturması sırasında bu kurulun nasıl kirlendiğini kendimiz gördük; aldığı bu karar ile resmen soruşturmaya darbe vurdu diyebilirim. Bu olaylar bence bizi yeni bir anayasa yapmaya doğru iten olaylar; bir yandan da seviniyorum bu yüzden... Bazı kesimleri koruyan , darbe ürünü bir anayasa ile yaşamak doğru olmasa gerek: demokrasinin ve yasaların bu kurumlar tarafından kendilerine göre yorumlanıp, ceza vermelerine şahit olmak istemiyorum açıkcası... Ve yaptıklarını ve yorumladıklarını takip ettiğimiz anayasa mahkemesi raportörü ve yeni kurduğu Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı da olan Osman CAN'ın bu konudaki yorumunu aynen sizlerle paylaşıyorum: "Demokrat Yargı Derneği kurulurken yargının temel sorununun sistemin kendisinden kaynaklandığını özellikle vurgulamıştık. Yargının kendi içerisindeki hiyerarşik sistem, HSYK'nın kürsü yargıçları ve savcuıları üzerindeki hiyerarşik yetkileri, gücü, otoritesi ve iktidarının yargı bağımsızlığı açısından sorun yarattığını dile getirmiştik. Yüksek yargıdaki özellikle temyiz incelemeleri açısından bakıldığı zaman bunun da yargı bağımsızlığı açısından problemler yaratabileceğini dile getirmiştik. bugün karşılaştığımız durum çok vahim bir tabloyu ortaya koymaktadır. Bu durum 2. bir Şemdinli vehamaetini ortaya koymaktadır. Biz bunubu şekilde görüyoruz. Yetkili olup olmadığı tartışmalı, yetkili olduğunu söyleyen de var, yetkisiz olduğunu söyleyen de var. Neticede, yasa maddesine dayanılarak başlatılan bir süreç vardır. Bu süreç çerçevesinde verilmiş bir mahkeme kararı vardır. Bu mahkeme kararına dayanılarak önce aramalar gerçekleştirilmiştir ardından da tutuklama kararı gerçekleşmiştir. Bu konuda hatalar olabilir, yoruma dayanılarak farklılıklar olabilir ve bunu düzeltebilecek süreçler yasalar içerisinde öngörülmüş durumdadır. Ama bütün bunlara rağmen HSYK olarak tanımlanan yargı kurumu olmayan, idari bir niteliği olan bir kurum bugün itibariyle yargıya doğrudan müdahele etmiştir. Adil yargılamanın gerçekleşmesini bütünüyle olanaksızlaştırarak sözkonusu dava sürecinde, soruşturma sürecinde yetkili olanların yetkilerini ortadan kaldırmış durumdadır. " Ve şu da bir gerçek oldu artık, özellikle yüksek mahkeme görevlilerinin " görünmez bir dokunulmazlıkları " olduklarının farkına varmış olduk... Bazıları alınan bu kararın doğru olduğunu söyleyebilir ama tersten bakarsak ya da geriye dönüp incelersek; ergenekon soruşturması kapsamında adeta mimlenen bir başsavcının görevde olmaması ve incelenmesi gerekmezmiydi?. HSYK'nın ya da yargıtay'ın işin bu raddeye gelmeden ellerini çabuk tutup bu başsavcı için gerekenleri yapması gerekmezmiydi?. Eğer vicdan sahibi biri iseniz buna evet derdiniz fakat görünen o ki bunları yapmayan yargıtay ve anayasa mahkemesinin yerine bu işi kendine görev edinmiş olan vatan evlatları bir yanlışa kurban gitmişlerdir. Adalet bakanının açıklaması ise " anayasa kuralları " dışında, hepimizin istediği - beklediği bir anayasaya uygun açıklama idi; bunlar olacaktır ve eninde sonunda inşallah yeni ve güzel bir anayasamız olacaktır diyelim... Bu ülke kendini atatürkçü kimliğinin arkasına saklayan, yasaları kendine göre yorumlayan, üst rütbedeki veya elit kesimdeki kişilere yar olmayacaktır... Tags: Newer news items:
Older news items:
|
| Rastgele Haberler | |