| Tbmm'de ki kavga ve tekel işçileri |
Birbiriyle alakasız iki konu gibi gözükse de ben iktidar ile muhalefet arasındaki sürtüşmeyi bu neticeye kadar çıkartan bir olayın [ tekel işçilerinin durumu ] sonuçlanmasına sebeb olduğunu [ kavga ] düşünüyorum. Yani etki - tepki meselesi... Her ne kadar bu tip görüntüleri meclis salonlarında görmek istemiyorsak da onların da bir insan olduğunu sabırlarının bir sınırı olduğunu bilen biriyim; farkındayım... Sık olmuyor deyip; iyi niyetle bakabilmek önemli. inşallah bir daha olmaz demek önemli. TBMM'de ki kavga görüntülerini baştan sona kadar hem tv de hem web de izledim. Genel itibariyle yakışmayan görüntüler, aslına bakarsanız hepsi suçlu.... Fakat bazı insanların aile konusunda sabırları olmadığı gibi bazıları da fanatikleri oldukları akımlara kötü bir şey dendiğinde sabırları olmuyor herhalde, burada önemli olan anlayışla karşılamak ve sukuneti sağlamak olmalıydı; fakat bunun da pek mümkün olmadığını ben dahil herkes biliyor herhalde =) Kavga görüntülerinin başlangıcını ben eminim ki hepimiz biliyoruz: tekel sorununda işçilerin yanında olan muhalefet ile bu sorunun kesinlikle ortadan kalkması için geçmişi - geleceği iyi irdelediğimizde elinden geleni yaptığını savunan bir hükümetin karşı karşıya gelmesi idi. Ben açıkcası bunu bekliyordum ama bu şekilde değil; biz yine de mecliste muhalefetin nasıl başarısız olduğunu ve ne gibi " alçakça - alaycı " tavırlarla hareket ettiğini görmüş olduk diyorum: bu anlayışla ne mhp ne chp bir daha iktidara gelir... kırmızı kar yağınca olabilir mi?!!.. Görüntüleri ben de izlediğimi söyledim; her ne kadar medyada " sarhoş " tabiri kullanılsa da chp milletvekilinin ilk başta kürsüye çıkış tarzı resmen şu idi: " siz kimsiniz ya? oturdunuz orada 500 kişi... sizi sallamıyorum bile. oturum başkanına bizden... ne derseniz deyin... he yoooo" Yani bir nevi sarhoş tabiri bence onun durumuna iyi niyetle bakmaktır, ki kendisi de 7 aydır içmediğini söylediğine göre yaptığı alalen : saygısızlıktır - oradaki milletvekili aracılığıyla türk milletine - Bunu geçtim, aslına bakarsanız ben olsam onun konuşmasını dinlemez bu şekilde protesto ederdim. Fakat peşi sıra çıkan Mhp milletvekili Osman Durmuş'un konuşmaları aciz insanların - ezik insanların ( ki daha bir çok vasıfta bulunabilirim onun için ama saygım elvermiyor. ) ağzından çıkacak türden: " peygamber denilen birinin hanımını nasıl içeri almaz sınız? " Ya böyle bir muhalefet anlayışı olur mu? Oraya çıkıpta sen yanlış olan bir tutum üzerinden alaycı bir anlayışla nasıl böyle bir ithamda bulunuyorsun? Az bile söylemiş rte... Orada çıksa dese ki " başbakanım, peygamber diyorlar sizin için.. bunun için gerekeni yapın... gatadaki durum için bizde üzülüyoruz bir an önce çözülmeli ". daha iyi olmaz mıydı?. Partisi adına daha anlamlı bir tutum olmaz mıydı?. Soruyorum hangisi?. [ ki aslına bakarsanız böyle bir cümle ile kürsüye çıkması çok yanlış... biri çıkıp mhp başkanı için atatürk dese bu sorun söyleyenin sorunu mu yoksa bahçeli'nin mi?? Yani çelişki de var ortada; olayları çok " bencil " yorumluyorlar... ] Sonrasında arınç'ın yaptığı davranışta yanlıştır, mumcu'nun oturumu yönetme şeklide... Mhp korumasının içeri girmesi de yanlıştır, durmuş'un konuşmasını sözünü kesmeden dinleyen başbakana oturduğu yerden laf yetiştirmesi de... Yanlış içinde doğru aramanın anlamı olmadığını düşünüyorum; başbakanda sinirlerine dayanamayarak haklı bir konuşma yaptı diye düşünüyorum. Özellikle MHP'de , o bildiğimiz eskilerin anlattığı MHP'de osman durmuş ve vural gibi siyasetçilerin hiç bir faydasının olmadığını düşünüyorum. Kötü niyetle hareket edilirse, bundan kötülükten başka bir şeyin çıkmayacağına eminim. Bu yüzden bu " kirli " siyasette her şeyi doğru yapmasalar bile iyi niyetle hareket etseler doğru olmaz mı?.. Son olarak tekel işçileri; iyi hatırlıyorum yıllarca bu tekel işçileri sorun oldu hükümetlere... Evet, kazanılmış haklarının geri alınması hoş bir durum değil. Fakat çalışmadan maaş alınmasına ben kızıyorum; ayrıca tekel işçilerinin sendika ve muhalefet tarafından bu şekilde kullanmalarına da üzülüyorum. Son bildiğim 3 sene önce söylenen sözlerden sonra bu şekilde hala para almaları mümkün değildi zaten; 31 ocak itibariyle son maaşları ile 40bin tl ortalama kidem tazminatları hesaplarına yattı. Bir de üstüne üstlük yeni işçi hakları ile diğer kurumlara atanmaları ve oradan maaş almalarına ve oradan emekli olduklarında yine para almalarına [ emekli maaşları vs. gibi düzenlemeler ] karar verildi ve eylem yapmalarına da artık izin verilmeyecek... Bence en mantıklı sonuç budur diye düşünüyorum. 500 trilyona yakın paraları verildi yani az buz para değil bu. Bir de şunu eklemek istiyorum bu uzun yazıma; insanları " kalıplaştırmamak " gerekiyor... Çünkü ak partiyi savunuyor demek ile ak partiyi osman durmuş konusunda savunuyor lafı arasında belirgin bir fark vardır; akp'ye oy vermeyen biri olarak da bu ülkede yaşadığımdan dolayı bu tür olaylara kayıtsız kalamayacağım. bana ait belki de gereksiz bir laf: her şeyin doğrusu... kavgasız, gürültüsüz günler... Newer news items:
Older news items:
|
| Rastgele Haberler | |